Yıllardır kulağımıza fısıldanan bir cümle var: “İbadet Allah’la kul arasındadır.” İlk duyduğunda kulağa hoş geliyor, özgürlük gibi duruyor. Ama işin temeline baktığında mesele o kadar masum değil. Bu söz, zamanla ibadeti hayatın içinden çekmenin bahanesine dönüştü. Sanki görünür olursa suçmuş gibi empoze edildi.

Oysa insan görerek öğrenir. Çocuk evde ne görürse onu yapar, mahalle neyi alkışlarsa o yayılır. İyilik teşvikle büyür. Bir şey ne kadar görünürse o kadar normalleşir. Saklarsan zayıflar. Biz ne yaptık? Kötüyü vitrine koyduk, çirkini parlatıp ışık tuttuk. Ahlaksızlığı “özgürlük” diye paketledik. Ama iş ibadete gelince, “Aman sessiz olun, kimse görmesin.”

Televizyonu açıyorsun, telefonu kaydırıyorsun… Çocuk yaşta dans edip bedenini sergileyenler akımlar. Edepsizlik cesaret diye sunuluyor. Kültür diye önümüze konulan şey, İslami değerleri aşındırmaktan başka bir şey değil. Peki Kur’an okuyan bir genci ne kadar görüyoruz? Namaz kılan bir üniversiteliyi kim öne çıkarıyor? İyiliği, edebi, ibadeti teşvik eden güçlü bir görünürlük var mı? Yok.

Çünkü mesele şuydu: İbadet görünür olursa özendirir. Özendirirse yayılır. Yayılırsa toplum değişir. Asıl korkulan buydu. “İslam’dan rahatsızız” diyemeyenler başka kelimelerin arkasına saklandı. Laiklik dediler, özgürlük dediler, bireysellik dediler. Ama en çirkini gözümüze sokup en kutsalı geri plana ittiler.

Bu Ramazan başka bir şey oldu ama. Okullar süslendi, çocuklar birlikte “Allah” dedi, camiler gençlerle doldu. Güzel şeyler görünür oldukça bazıları huzursuzlandı. Demek ki iyilik ortalığa çıkınca birilerinin keyfi kaçıyormuş. Hani şeytanlar bağlanıyordu ya bu ayda… Asıl rahatsız olanların kim olduğu da biraz ortaya çıktı.

Bir de şu var: “Benim anam da hacı babamda hacı” deyip muhafazakâr kesime şirin görünen ama iş İslam’ın kurallarını diriltmeye gelince rahatsız olan bir kafa var. Bu Ramazan o da biraz deşifre oldu.

Artık şunu anlamamız gerekiyor: Müslüman aklını kullanacak. Değerlerini saklayarak değil, güzel temsil ederek yaşayacak. Görünür olacak ama gösteriş için değil; örnek olmak için. Ve en önemlisi, dağınık değil birlik olacak.

Çünkü karşımızdaki zihniyet ölmüş numarası yapıyor olabilir ama ortadan kalkmış değil. Bizim de artık ne oyalanacak zamanımız var ne de aynı hataya tekrar düşecek sabrımız. İyilik görünür olacak ki güç bulsun. Saklandıkça değil, yaşandıkça çoğalır bu iş.