Asrın felaketi olarak tarihe geçen Kahramanmaraş merkezli depremler, bu topraklarda yaşayan herkesi başka bir imtihandan geçirdi.
Kimi canıyla sınandı, kimi malıyla…
Kimi korkuyla, kimi sabırla…
Kimi evladını toprağa verdi, kimi ömrünü verdiği yuvasını.

Tam da Rabbimizin buyurduğu gibi:
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünlerinizden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!” (Bakara 155)

Tüm dünyanın şahit olduğu, belki de insanlık tarihinin en büyük dayanışmalarından biri yaşandı bu felakette.
Bir yanda “Cenazemizi bulsak bin şükür” diyerek dua eden analar, babalar vardı.
Yıkılmak üzere olan evinden saniyeler içinde kurtulanlar, günlerce enkaz altında mahşeri yaşayanlar vardı.
Tam ümitsizliğin bittiği noktada hayata tutunan insanlara şahit olduk.

Ve elbette…
Bu felakette en büyük kazancı elde edenler de vardı: İslam’ın en yüce mertebelerinden biri olan şehitlik makamına ulaşanlar.

Ama ne acıdır ki bu büyük yıkımda bir kesim daha ortaya çıktı.
Depremi bahane ederek haysiyetini, onurunu ve vicdanını kaybedenler…

Bu felaket yalnızca binaları değil, insanı da açığa çıkardı.
Bir ses, bir nefes, bir umut için günlerce bekleyenler olduğu gibi;
deprem hiç yaşanmamış gibi davrananlar da çıktı.

Acıyı yaşamamış, yıkımı görmemiş; ama felaketi kendi çıkarı için kullanmayı marifet sayanlar…
Depremi doğal bir afetten çıkarıp siyasi hesapların, duygu sömürüsünün ve karaktersizliğin malzemesi hâline getirenler…
Olmayan acılarını dağ gibi gösterenler…
“Psikolojimiz bozuldu” bahanesiyle başkalarının yarasını kaşıyanlar…

Oysa bu felaket bize çok net bir hakikati daha gösterdi:
Karakter, en çok zor zamanlarda ortaya çıkar.

Yeryüzünde nefes alırlar ama insanlığın ruhuna yabancıdırlar.

Asrın felaketinde evet, çok şey kaybettik.
Canlarımızı, mallarımızı, şehirlerimizi, anılarımızı…

Ama en acısı şuydu:
Bazıları bu felakette insan kalmayı da kaybetti.

Bu vesile ile Yaşadığımız büyük acının yıl dönümünde, depremde hayatını kaybeden tüm canlarımızı rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz.
Unutmadık, unutmayacağız.
Mekânları cennet, hatıraları daima kalbimizde olsun.