Kurtarıcı mı, Destekçi mi? Bağımlılıkla Mücadelede Doğru İletişim ve Çıkış Stratejileri
Geçtiğimiz hafta bağımlılığın tüm aileyi nasıl “hasta ettiğini” ve evdeki rollerin nasıl değiştiğini ele almıştık. Bu hafta, bağımlı yakını olan ailelerin en büyük çıkmazına odaklanıyoruz:
Yardım ettiğimizi sanırken aslında bağımlılığı besliyor olabilir miyiz?
Bağımlılıkla mücadelede aileler genellikle iki uç nokta arasında savrulur: Ya katı, cezalandırıcı bir disiplin ya da her hatayı telafi eden sonsuz bir hoşgörü. Oysa her iki yol da genellikle hüsranla sonuçlanır.
“Kurtarıcı” Tuzağı: İyilik Yaparken Zarar Vermek
Bir anne, baba veya eş için sevdiği kişinin acı çekmesini izlemek dayanılmazdır. Bu yüzden aile üyeleri genellikle “Kurtarıcı” rolüne bürünürler.
Kurtarıcı kişi;
- Bağımlının borçlarını öder.
- İşe veya okula gidemediğinde onun adına yalanlar söyler.
- Onun neden olduğu krizleri (kaza, kavga, yasal sorunlar) sessizce çözmeye çalışır.
Gerçek şu ki: Siz onun yarattığı enkazı her temizlediğinizde, bağımlı bireyin “durması için” gereken en büyük motivasyonu, yani sonuçlarla yüzleşme ihtimalini elinden alırsınız. Bağımlı kişi, “Ne yaparsam yapayım arkamı toplayan biri var” rahatlığına ulaştığında, değişim ihtiyacı hissetmez.
Destekçi Olmak: Sorumluluğu İade Etmek
Destekçi olmak, kişiyi terk etmek veya sevmemek değildir; aksine onu iyileşmeye zorlayacak kadar çok sevmektir.
Kurtarıcı ile Destekçi arasındaki fark şudur:
- Kurtarıcı, bağımlının yerine sorumluluk alır.
- Destekçi, bağımlıyı sorumluluk alması için teşvik eder ve sadece tedavi sürecine omuz verir.
Doğru İletişim: Sert Disiplin mi, Sonsuz Hoşgörü mü?
Bağımlılıkla mücadelede ne “askeri disiplin” ne de “evet efendimci” bir yaklaşım işe yarar. Çözüm, Kararlı Şefkat denilen dengededir. Yani, Karşı tarafın sorumluluk almasını sağlamak veya zararlı bir davranışı bırakması için uygulanan, şefkat barındıran ancak tavizsiz bir yöntemdir.
Peki, bu dengeyi kurmak ve “Kararlı Şefkat” yaklaşımını hayata geçirmek için hangi somut adımları atmalıyız?
İşte bağımlılıkla mücadelede iletişimi yeniden inşa edecek temel kurallar;
- Suçlamayı Bırakın: “Bizi rezil ettin”, “Senin yüzünden bu haldeyiz” gibi cümleler bağımlıdaki suçluluk duygusunu artırır. Artan suçluluk ise genellikle daha fazla madde kullanımına yol açar. Kişiyi değil, davranışı hedef alın.
- Sınırları Belirleyin ve Uygulayın: “Bir daha eve bu halde gelirsen seni almam” deyip, geldiğinde kapıyı açıyorsanız, sözlerinizin gücünü yok ediyorsunuz demektir. Koyduğunuz sınır, sizin güvenli alanınızdır. Sınırı geçiyorsa, sonucuna katlanmasına izin verin.
- Kendi Hayatınızı Geri Kazanın: Bağımlı birey tüm ailenin güneşidir ve herkes onun etrafında döner. Bu odağı bozun. Siz iyi olmazsanız, ona yardım edemezsiniz. Kendi hobilerinize, sosyal hayatınıza ve sağlığınıza odaklanmak, bağımlıya “hayat benim etrafımda dönmüyor” mesajını verin.
Profesyonel Bir Çıkış Stratejisi
Bağımlılık tek başına yenilebilecek bir düşman değildir. Ailelerin şu adımları izlemesi hayati önem taşır:
- Bilgi Edinin: Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu kabul edin. Bu, öfkenizi kontrol etmenize yardımcı olur.
- Müdahale Grubu Oluşturun: Sadece çekirdek aile değil, kişinin saygı duyduğu diğer yakınlarla birlikte ortak bir tutum sergileyin.
- Tedaviye Teşvik Edin, Zorlamayın: Onu tedaviye zorlamak yerine, tedaviye gitmediği takdirde hayatında nelerin değişeceğini (maddi destek kesilmesi, evden ayrılma vb.) net bir şekilde ortaya koyun.
Hülasa, bağımlı birine yapılabilecek en büyük iyilik, onun kendi hayatının direksiyonuna geçmesine izin vermektir. Bazen düşmesine izin vermek, onu uçuruma yuvarlanmaktan kurtaracak tek yoldur.
Araştırılan Kaynaklar:
Lancer, D. (2015). Codependency for Dummies. (Kurtarıcı rolleri ve eş-bağımlılık üzerine temel rehber).
Miller, W. R., & Rollnick, S. (2012). Motivational Interviewing: Helping People Change. (Değişime ikna etme yöntemleri üzerine akademik çalışma).