Türkiye Sigorta Basketbol Ligi’nde sezon perdesi açıldı. Şehrimizi temsil eden Kipaş İstiklal Spor da ilk hafta mücadelesinde İzmir deplasmanında Göztepe Spor’un konuğu oldu.

Büyük umutlarla başlayan karşılaşmadan maalesef 73-72’lik skorla, yalnızca 1 sayı farkla mağlup ayrıldık. Bu sezon karşımızda henüz birbirine alışma aşamasında olan yepyeni bir takım var.

Yepyeni bir takım, yeni bir hikâye

Bu sezon teknik heyetin tamamının değiştiği, takımda 2 oyuncu dışında neredeyse tüm kadronun yeniden oluşturulduğu bir Kipaş İstiklal Spor izliyoruz.

Yani takım adeta “gıcır gıcır” yepyeni!

Böyle bir kadronun ilk maçtan itibaren kusursuz bir takım kimliğine bürünmesini beklemek gerçekçi olmaz. Basketbolda bireysel yeteneklerin takım başarısına dönüşmesi, oyuncuların birbirlerinin oyun karakterini tanıması ve saha içerisinde bir bütün hâline gelmesi zaman ister. Üstelik takımın yaş ortalamasının yaklaşık 25 olması, genç ve hırslı oyunculardan oluşması da gelecek adına önemli bir avantaj. Bu takım şampiyonluk hedefiyle kuruldu. Fakat şampiyonluk yolunda önce takım olmayı başarmak gerekiyor. İzmir’deki ilk maçta gördüğümüz en önemli eksikliklerden biri de buydu.

Yabancılar görevini yaptı, yerlilerden beklenen katkı gelmedi

Takımımızın yabancı oyuncularının transferlerinin doğru olduğunu düşünüyorum. Özellikle Branden Jefferson, skor üretme konusunda ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu daha ilk maçtan gösterdi. Jefferson, karşılaşmayı 27 sayıyla tamamlayarak takımımızın en skorer oyuncusu oldu. Geçtiğimiz sezon aynı bölgede görev yapan Diante Watkins ile kıyasladığımda Jefferson’ın bazı özellikleriyle daha farklı ve etkili bir profil ortaya koyduğunu düşünüyorum. Özellikle skor üretme konusunda takımın önemli silahlarından biri olacağı şimdiden görülüyor. Ike Nweke 13 sayıyla mücadeleyi tamamlayarak yabancı oyuncularımızın skora katkısını gösterdi. Ancak basketbol yalnızca 2 oyuncunun sırtına yüklenerek oynanabilecek bir oyun değil. İzmir deplasmanında özellikle yerli oyuncularımızdan beklediğimiz skor katkısını yeterince alamadık. Skor yükünün birkaç oyuncunun üzerinde toplanması, maçın son bölümünde takımımızın elini zayıflattı. Burada özellikle Burak Gözeneli’nden söz etmek gerekiyor. Burak maça oldukça tutuk başladı. Geçtiğimiz sezondan bu yana takımda kalmasının nedenlerini sahada göstermek istercesine zaman zaman ısrarcı oldu. Ancak basketbolda bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın top çemberden geçmez. Sezon ilerledikçe kendisine olan güveninin artması ve takım içerisindeki rolünün netleşmesiyle çok daha farklı bir Burak izleyeceğimize eminim.

Takımın bir uzun oyuncuya ihtiyacı var

İzmir’deki maçta dikkatimi çeken bir başka konu ise pota altındaki eksiklik oldu. Göztepe’nin pivotu Ahmet Can gibi fizik gücü yüksek, mücadeleci, topu içeride alıp çembere gidebilen ve rakip savunmayı pota altında zorlayabilen bir uzun oyuncunun takımımıza önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. Çünkü dış şutla oyunu kazanmak her zaman mümkün değil. Topun dışarıdan içeriye aktarılması, içeride güçlü bir oyuncunun top alması, rakip savunmayı üzerine çekmesi ve ardından dışarıdaki şutörlerin devreye girmesi gerekiyor. Kipaş İstiklal Spor’un hücumlarında zaman zaman bunun eksikliğini hissettik. Takımımız maç boyunca dış şutlarla skor üretmeye fazla yöneldi. Topun elden ele daha fazla dolaştığı, daha fazla oyuncunun hücuma dahil olduğu ve pota altının daha fazla kullanıldığı hücum organizasyonlarına ihtiyaç var.

Hızlı hücum da istediğimiz seviyede değildi!

Basketbol bir takım oyunudur. Top ne kadar çok oyuncunun elinden geçerse, savunmanın dengesi de o kadar fazla bozulur. Kipaş İstiklal Spor’un önümüzdeki haftalarda özellikle bu konuda gelişeceğini düşünüyorum.

Periyotlar bize umut verdi

Karşılaşmanın çeyreklerine baktığımızda ise aslında takımımızın ne kadar önemli bir potansiyele sahip olduğunu da gördük. İlk periyotta Göztepe ile başa baş oynayan bir Kipaş İstiklal Spor vardı. İkinci periyotta skor üretimimiz biraz düştü. Özellikle Jefferson’ın skor katkısının azalmasıyla birlikte ev sahibi ekip üstünlüğü eline aldı. Üçüncü periyotta ise Jefferson yeniden sahneye çıktı. Attığı sayılarla takımımızı yeniden oyunun içine soktu ve bu periyotta üstünlüğü ele geçirdik Son çeyrek ise tam anlamıyla nefesleri kesti. Aslında basketbol maçı son periyotta yeniden başladı desek yeridir. Son bölüme önde giren takımımız, maalesef karşılaşmanın son saniyelerinde rakibin uzak mesafeli şutlarına engel olamadı. Göztepe’nin yabancı oyuncusu Washington, maç boyunca denediği uzak atışlardan önemli bir bölümünde başarılı olurken, son bölümde attığı üçlükle takımını öne geçirdi.

Ve son 6 saniye…

Kazanmak için elimizde bir fırsat vardı. Ancak o son hücumda istediğimiz organizasyonu yapamadık. Koçun kenardan çizeceği setin de bu kritik anda büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Jefferson topu aldığında sağ tarafındaki takım arkadaşına pas verebilseydi, ortaya çok daha farklı bir sonuç çıkabilirdi. Ama basketbol böyle bir oyun. Bazen bir saniye, bazen bir şut, bazen de bir pas bütün maçın kaderini değiştirir.

Skor yükü paylaşılmalı

Maçın sonunda Kipaş İstiklal Spor’da Branden Jefferson 27, Ike Nweke 13 ve Koray Çekici 7 sayıyla mücadeleyi tamamladı. Göztepe’de ise Washington 18, Eray Aydoğan 12 ve Berke Atar 10 sayıyla takımının galibiyetinde önemli rol oynadı. Buradan çıkarılması gereken en önemli derslerden biri şu: Bu sezon skor yükünü birkaç oyuncunun değil, takımın tamamının paylaşması gerekiyor. Jefferson’ın her maç 27 sayı atmasını beklemek mümkün değil. Nweke’nin veya başka bir oyuncunun her karşılaşmada yüksek skor üretmesi de garanti değil. Şampiyonluk hedefleyen bir takımın en büyük gücü, farklı oyuncularının farklı maçlarda sorumluluk alabilmesidir.

Bu mağlubiyetten ders çıkaracağız

Sonuçta İzmir’den 1 sayı farkla mağlup döndük. Üzüldük mü?
Elbette. Ama endişelenmeli miyiz? Bence hayır. Çünkü daha sezonun ilk maçını oynadık. Yeni teknik heyet, yeni oyuncular, yeni sistem… Bu takımın birbirine alışması, saha içerisindeki rollerin netleşmesi ve bireysel yeteneklerin takım oyununa dönüşmesi için zamana ihtiyacı var. İzmir deplasmanında eksiklerimizi gördük. Ama aynı zamanda bu takımın ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu da gördük.

Şimdi sıra Kahramanmaraş’ta!

Ve şimdi sıra bizde…

İkinci hafta kendi sahamızda TED Ankara Kolejliler ile karşı karşıya geleceğiz.

19 Eylül Cumartesi günü saat 18.00’de Kahramanmaraş Merkez Spor Salonu’nda oynanacak karşılaşmada takımımızın en büyük gücü hiç şüphesiz seyircimiz olacak.

Şimdi salonu doldurma zamanı.

Oyuncularımıza güven verme, yeni takımımıza sahip çıkma ve sezon boyunca omuz omuza mücadele etme zamanı.

Kahramanmaraş tribünleri, takımınızı yalnız bırakmayın.

Hep destek, tam destek!

Başka yazılarla görüşmek üzere esen kalın.