Bayramlar, insanları birbirine yakınlaştıran, aynı düşünce ve duygularda buluşturan, günlük kaygı ve sıkıntılardan uzaklaştıran, topluma umut, sevgi veren, birlik ve dirliği sağlayan özel günlerdir. Dini bayramlarımızdan, Kurban bayramında da sosyal yardımlaşma ve dayanışma geleneğinin en güzel örneklerini yaşamaktayız.
Bayram günlerinde büyüklerimizi, kimsesiz yaşlılarımızı, yardıma muhtaç komşularımızı-akrabalarımızı, devletimizin koruması altında bulunan çocuklarımızı ziyaret etmenin, bayram sevincini onlarla paylaşmanın da insanlık görevi olduğunu unutmamalıyız.
Kurban Bayramı ile ilgili dokunaklı bir hikayeyi sizlerle paylaşıyorum:
Zengin değildik ama fakirde değildik huzurlu bir evimiz vardı bunda en büyük katkı annemindi. İki çocuk, anne –baba, mutluyduk dediğim gibi zengin olmasak ta mutluyduk. Babam çoğu zaman işi sebebi ile evden uzakta olurdu kimi zaman 20,25 gün eve gelemediği zamanlar olurdu. Özlerdik babamızı hani adam gibi adamdı babamız. Öyle yiğit boylu poslu bir yapısı yoktu babamın yüreği yiğitti. Kişi tarif ederken kimisine ‘Baba adam’ derler ya işte öyle idi babam, baba adamdı hani…
O Sene kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum ama küçüktüm ilkokula ya gidiyorum ya da başlamamıştım, o sene kurban bayramına 1 gün kalmıştı, günlerden arife günüydü tatlı bir yaz günü olduğunu hatırlıyorum. Mahalledeki birçok arkadaşımın babaları 1,2 gün önceden kesilecek kurbanlıklarını almışlar ve evlerinin kömürlükleri ya da uygun yerlere yerleştirmişlerdi. Bizde arkadaşlar ile gün içerisinde gidip o mübarek hayvanları çocuk aklımızla seviyor ot yaprak ya da ne bulursak yedirmeye çalışıyorduk. O yaşıma kadar bizim evde kurban kesildi mi kesilme dimi hatırlamıyordum ama o sene kesilecekti. Babam o şekilde konuşmuş ve Allah nasip ederse bu sene bizde kurban keseceğiz demişti o sene kurban bayramı benim için ilk olacaktı. Babamda o akşam eve gelirken alacaktı kurbanlık koçumuzu bende dört gözle onu bekliyordum anneme defalarca sormuştum. Annem:’Akşam baban gelirken getirecek oğlum’ demişti. Akşam oldu bütün arkadaşlar gibi bende evime geldim ve babamı beklemeye başladım. Babam geldi ,ben büyük bir sevinçle babamı kapıda karşıladım. Babamın bana hadi gel yardım et bakalım da kurbanlık hayvanı yerleştirelim demesini bekledim ama demedi… Ayakkabısını çıkarıp banyoya ellerini yıkamak için geçti. Sormadım babama hiç bir şey soramadım sadece bir zaman sonra anneme ‘Anne babam bizim kurbanlığımızı nereye koymuş’ diye sordum. Annemin sesi titreyerek :‘Oğlum bu sene babanım maddi durumu müsait olmadığı için kurban alamamış’ dedi.
Ne anneme nede babama hiç bir şey diyemedim çok üzülmüştüm. Ama onları da üzmek istemedim Yemek için masaya oturuldu canım hiç bir şey istemiyordu. Tabağımdaki yemeklerden bir iki çatal aldım babamın yüzüne baktım gözlerini görmek istedim, göz göze gelmek istedim olmadı gözlerini kaçırdı. Bende göremedim, babamın o güzel gözlerini... Balkona çıktım kendi kendime sessizce içten içe ağladığımı hatırlıyorum. O sırada annem geldi, bana bir şeyler anlatmaya çalıştı nasihatle vermeye çalıştı ama ben dinlemiyordum sadece ağlıyordum hani çocukken iç çeke çeke ağlardık ya o şekilde ağlıyordum. Oysaki ne vardı bunda bu kadar üzülecek annem günler önce tertemiz bayramlık elbiseler almıştı bana ve ablama, bir çocuk başka ne isteyebilirdi ki. Babamla hiç bir şey konuşmadık o gece…
Gece uyumuşum sabah oldu babam hadi bakalım bayram namazına gidiyoruz diye uyandırdı beni. Kalktım isteksizce üstümüzü giyindik caminin yolunu tuttuk babamla… Yolda hiç konuşmadık bir birimizle. İçim buruk mu derseniz buruk tu ötesi de yoktu hani babamın da yüzünden her şey okunuyordu o benden daha çok üzülmüştü bu duruma ne diyebilirdim ki… Babama en son camiye yaklaşırken bir şeyler söylemek istedim onu biraz olsun rahatlatacak, beceremedim…
Biz babamla ne zaman bayram namazına gitsek hep geç kalırdık ve cami dolmuş olurdu, bizde dışarıda kılardık bayram namazını hatta sokağa kadar taşardı namaz kılanlar o senede o şekilde olmuştu. O zamanlar sokaklarda mahalle aralarında ya da meydanlarda kurbanlık satmak yasak değildi özelikle bizim caminin oraya bayram sabahı kurbanlıklar getirirdi satıcılar. Benim gözüm o mübarek hayvanlarda bir yandan da namaz kılmaya devam ediyorum, nasıl namazsa… Neyse namaz bitti biz kalktık sokak ortasından Bir iki tanıdık rast geldi bayramlaşma faslı bitti evin yolunu tutacağız. Baktım babam kurbanlıklara doğru yürüyor bende peşinde hele şu kaça bu kaça fiyat soruyor bir iki hayvanın belini falan sıkıyor iyi mi gibisinden, ben bir anlam veremiyorum nasılsa almayacağız ya. Bir ara pazarlık yapmaya başladı üç aşağı beş yukarı derken araya birileri girdi üç beş el bir oldu hadi hayrını gör… Allah kabul etsin dediler babam cebinden parasını ödedi, yüzüme baktı bende babama bakıyordum akşamdan beri ilk kez göz göze geldik, hadi tut bakalım koçumuzu da evimize götürelim dedi. Ben açıkçası hala kurbanlık aldığımızı kavrayamamıştım. Çok büyük bir kurbanlık değildi ama sonuç olarak almıştık. Eve geldiğimizdeki evde başta annem olmak üzere ablamda şaşırmıştı çünkü evimizde kurban kesilmeyecek diye biliyorduk. O gün koçumuzu kesilene kadar sevdim, sarıldım, öptüm, okşadım.. .Dedim ya çocuktum sadece çocuk… Netice itibarıyla o kurbanlık ta diğerleri gibi kesildi ve bir kısmı eve bir kısmı da komşu ve akrabalara dağıtıldı.
O akşam babamla annem biz yattıktan sonra hiç konuşmamışlar. Babamda geç saate kadar balkonda tek başına oturmuş, annem ise bayram telaşı ev işleri ile uğraşmış Ama annem babamızın cebindeki paranın miktarını ve neden dolayı kurban kesemediğimizi iyi biliyordu o da babamla konuşup daha fazla üzmek istememiş olmalı. O zamanın parası ile babamın cebinde ne kadar para olduğunu bilemiyorum açıkçası kurban bedeli de nedir bilemiyorum ama cebindeki para ile kurban aldıktan sonra çok az bir miktar para kaldığı gerçeği ortadadır babam için. Ve bayramdan sonrası da vardır evin geçimi için…
Baban bunların hepsini bir kenara atarak o bayram sabahı bizim evimizde de kurban kesmek ve o mutluluğu bizde yaşatmak için gösterdiği büyüklük benim için tartışılmaz bir gerçektir.
Açıkçası babamın o bayram yapmış olduğu bu davranışı yıllar sonra her bayram ama her kurban bayramı aklıma gelir ve her seferinde ağlarım…
Babamı kaybedeli bu üçüncü bayramımız, babam olmadan bayramlar daha bir zor geliyor artık bana. Keşke başımda babam olsaydı da hiç kurban kesecek durumumuz olmasaydı… Keşke babam başımızda olsaydı da ben onun yanında, gözünde hep küçük oğlu olarak kalsaydım…
Damağınızı, ruhunuzu ve çevrenizi tatlandıran, gerçekten güzel ve bereketli bir Kurban bayramı diliyorum. Hayırlı Bayramlar...