Kayıran yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 12 Şubat 2026 tarihli enflasyon raporunda Brent petrol fiyatının 2026 yılı için 60,9 dolar olarak öngörüldüğünü, Orta Vadeli Program projeksiyonlarında ise bu rakamın 65 dolar olarak yer aldığını hatırlattı. Ancak son gelişmelerin ardından petrol fiyatının 91 dolara yükseldiğini belirten Kayıran, bunun yaklaşık yüzde 49’luk ciddi bir sapma anlamına geldiğini söyledi. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye’nin, sınır komşularındaki gerilimleri ve Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji geçiş noktalarındaki riskleri dikkate alması gerektiğini vurgulayan Kayıran, “Bu tür gelişmeler öngörülemez değildi. Gerilim uzun süredir artıyordu ve uluslararası çevrelerde askeri operasyon ihtimali açıkça konuşuluyordu” dedi.

ENFLASYON HEDEFİ TARTIŞMASI

Kayıran, yılın ilk üç ayında bileşik enflasyonun yüzde 11,18’e ulaştığını hatırlatarak mevcut koşullarda yıl sonu enflasyon hedefinin gerçekçilikten uzaklaştığını ifade etti. Hedef aralığında revizyon yapılmasına rağmen nokta hedefin korunmasının piyasalara çelişkili mesaj verdiğini belirten Kayıran, bunun ekonomi yönetimine olan güveni zedelediğini söyledi.

EŞEL MOBİL VATANDAŞI KISA VADEDE KORUR

Akaryakıtta uygulanan Eşel Mobil Sistemi kapsamında ÖTV üzerinden sağlanan yaklaşık yüzde 75’lik desteğin kısa vadede vatandaş için koruyucu olduğunu dile getiren Kayıran, bu uygulamanın bütçe üzerindeki etkilerine dikkat çekti. “Pompadaki fiyat artışını sınırlamak vatandaş için geçici bir rahatlama sağlar. Ancak bütçe açığı büyür, borçlanma baskısı artar ve mali disiplin zarar görür. Sorun çözülmüş olmaz, sadece ertelenmiş olur” ifadelerini kullandı.

STRATEJİK PLANLAMA ZAYIF

Kayıran açıklamasında asıl sorunun ekonomi yönetiminin jeopolitik riskleri zamanında dikkate almaması olduğunu savunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Eğer bu risk hiç görülmediyse bu ayrı bir zaaf, görülüp de gerekli hazırlık yapılmadıysa daha büyük bir zaaf vardır. Türkiye’nin günü kurtaran tedbirlerle değil, güçlü kurumsal yapı ve uzun vadeli planlama ile yönetilmesi gerekiyor.” Kayıran ayrıca ekonomik risklerin daha sağlıklı yönetilebilmesi için geçmişte faaliyet gösteren Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) benzeri kurumların yeniden kurulması gerektiğini ifade etti.

Muhabir: Haber merkezi