Makineleşmenin hat safhaya çıktığı ve teknolojinin hızla ilerlediği son dönemde insan gücüne olan ihtiyaç her geçen gün azaldı. Unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden birisi olan bakırcılık, zamana karşı direniyor. Birçok meslekte teknolojinin hızla ilerlediği dönemde çırak bulma sıkıntısı da yaşanıyor. Çırak bulma sıkıntısının yaşandığı mesleklerden birisi de bakırcılık mesleği son zamanlarını yaşıyor. Kahramanmaraş’ın Tarihi Bakırcılar Çarşısında uzun yıllardır Bakırcılık Mesleğini icra eden Orhan Kavasoğlu, mesleğiyle ilgili gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Kavasoğlu, eskiden bu kadar okumaya talep olmadığını ve 12-13 yaşlarında mesleğe başlanıldığını dile getirerek, ‘’Kahramanmaraş’ta örf ve geleneklerimiz vardır. Kahramanmaraş’ta bakırcılık, kuyumculuk, bu meslekler önde gelen meslekler olduğu için ben de bakırcılığı tercih ettim’’ dedi.IMG_9916

TEKNOLOJİ’NİN YAPAMADIĞINI BİZ YAPIYORUZ

Bakırcılık Mesleğinin son ustalarından olan Orhan Kavasoğlu şu ifadeleri kullandı: “Teknolojiye karşı mücadele ediyoruz. Teknolojiyle yarışıyoruz. Teknolojinin yapamadığını biz yapıyoruz. Bir de bizim Kahramanmaraş’a has yöresel kazanlarımız var bunları teknoloji yapmıyor. Bunlar; Kahramanmaraş’ın mahşere, pekmez, bulgur, tarhana kazanı, Kahramanmaraş’ın dondurma kazanları, bunlar elde dövme ile yapılması lazım. Makine yaptığı zaman kıvamını vermez. Makine baskı şeklinde yapar bırakır. Diğer kalan işlemler; şekil vermesi, çekiçlemesi, bakırın dayanıklılığını arttırır.

ÇIRAK YETİŞMİYOR MESLEK BİZDEN SONRA KAYBOLACAK

Bu meslek günümüzde fazla gitmiyor çünkü çırak yetişmiyor. Şimdi ki nesil mesleğe yönelmiyor, istemiyor. Zor bir meslek, sorumluluk isteyen bir meslek. Bu nedenle tercih etmiyorlar. Bizde çırak bulmak ta zorlanıyoruz. Biz bu mesleğin son nesilleriyiz, bizden sonra da bu meslek kaybolabilir. Emek te farklı bir şey, sanat, el becerisi, yetenek burada mimarlık, mühendislik, ustalık, eğitim her şey var. Başlangıçta çıraklık döneminde ahlaki eğitimini alır. Usta olmak kolay değil. Temelden yetişmesi lazım. Her adam usta olamaz. Yetenek sahibi, bilgi sahibi olacak. Ahlaki eğitim alacak. Bu da Ahilik’ten geliyor. Günümüz de de buna önem veren yok. Teknoloji, sanal yaşam bunların hepsi birleştiği için meslek bizden sonra kaybolacak. Benim yaşım 54, en fazla 60 yaşıma kadar devam edebilirim sonrası zor. Kültürümüz de kayboluyor, örf ve adetlerimiz kayboluyor. Keşke birilerini yetiştirseydik diyorum.WhatsApp Image 2023-01-11 at 14.49.56 (1)

MESLEK ZOR

Dövme, bakır, el işçiliği sanatı büyük işler. Bizim işler küçük minyatür işler değil.  Süs eşyası, mutfak eşyası bunlar sürdürülebilir. Gıda makinaları, büyük kazanlar, pekmez kazanları, lokum, şeker, helva bunlar krom kazanlarda olmuyor. İllaki bakır kazan olacak çünkü bakırın içinde pişen gıdalar; üzüm, pekmez, şeker ürünleri, sütlü mamulleri olsun bunlar kıvamında pişer.  Bu durumdan bakırı tercih ediyorlar. Pek tavsiye etmiyorum kromu hastalık, bakteri üretiyor krom. Günümüzdeki bazı hastalıklar yeni çıkan metallerden kaynaklanan hastalıklardır. Bu hastalıklar çoğaldı. Geçmişten Osmanlı’dan gelen bir kültürümüz olan,  yemekler bakır kazanlarda pişerdi. Bakırın özelliği; işlenmesi kolay, yumuşak bir malzeme, altın gibidir benim için bakır çok güzel bir maden. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, hükümetimizin, devletimizin mesleki okul yönünde çalışmaları var. Uygulamalı bir eğitim olsa bile mesleğimiz branşımız farklı olduğu için uygulaması zor bir meslek. Bu mesleği kurtarmak için bu işin çıraklığını yapması şart. Bu meslek 3 ay, 6 ay, 1 yıl ile olmaz. Bakırcılık mesleği için 10-15 yılını adayacak.IMG_9923-1

Deprem nedeniyle OHAL ilan edildi Deprem nedeniyle OHAL ilan edildi

YURTDIŞINA DA İHRACATIMIZ OLUYOR

Türkiye çapında bakırcılık olarak Kahramanmaraş ve Gaziantep önde geliyor. Bu iller dışında; Trabzon, Malatya, Kayseri, Ankara gibi illerde bakırcılık vardı ama şuan yok eski bir meslek olduğu için yetişende yok. Kahramanmaraş’ta şuanda birkaç firma var çalıştığımız. Bir de; Adana, Mersin, Konya, İstanbul gibi şehirlere kazan yapıyoruz. Yurtdışına da ihracatımız oluyor.”

Haber:  Ömer Harmankaya