çay

Kahramanmaraş'ta depremde kaybettiği ailesi ve mahallesindeki komşuları için konteyner çay evinde yaklaşık 9 aydan beri ücretsiz çay ikram eden Kemal Baltacı, konteyner çay evinin depremde yakınlarını kaybeden vatandaşların uğrak mekânı olduğunu söyledi.

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinden sonra insanlar yakınlarına ait bir hatıra bulabilmek için enkazların başına gelip gidiyordu. Depremde kaybettiği ailesinin hatıralarını arayan vatandaşların soluklanabileceği ve dinlenebileceği bir mekân yapma fikriyle yola çıktığını aktaran Kemal Baltacı, Hayrullah Mahallesi'nde kurduğu konteyner çay evinde yaklaşık 9 aydan beri ücretsiz çay dağıtımı yapıyor. Depremde kaybettiği ailesi ve mahallesindeki komşularının hayrına çay ikram eden Baltacı, depremin bıraktığı acıları, bu şekilde insanlara faydalı olarak hafifletmeye çalıştığını ifade etti.

Ekran görüntüsü 2023-12-05 090046

BU MAHALLEYİ AYAĞA KALDIRMA ADINA İYİ OLDU

Kemal Baltacı, “Bu mahallenin bir ferdiyim, bu mahallede evimiz vardı. Eşimin iş yeri vardı. Komşularımız arkadaşlarım, dostlarım, çocuklarım vardı. Kahramanmaraş’ta deprem en çok burayı vurdu. Burada taş üstünde taş kalmadı. Benim 6 tane şehidim var. Eşim, kızım, oğlum, gelinim, iki tane torunum, arkadaşlarım, dostlarım, komşularım hepsi gittiler. Burada biz bu mekânı açtık. Açarken kafamızda şu vardı; Devlet depremlerde hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına destek veriyordu. Bizde o 100 bin liralık desteği aldık. Biz dedik ki bu ölü parasıdır bunu yemeyelim. Bunu dedik fakir fukaraya geri dağıtalım. Öyle düşünüyordum. Geldim buraya. Ama bir şey gördüm. Yani herkes enkazın başında ağlıyor, sızlıyor. Yani onların soluklanabileceği, dinlenebileceği bir yer yok. Bir de kim ölmüş, kim kalmış birbirlerinden haberleri yok. Şöyle bir mekân yapayım dedim. Gelene gidene çay, kahve ve su ikram edelim. Hem kendi kendimi avutmuş olurum dedim. Sonuçta aynı benim gibi tek başına kalmış, eşini, çocuğunu kaybetmiş insanlarla oturduk, beraber ağladık. O insanlar geldiler burada kim öldü, kim kaldı birbirlerinden haberdar oldular. Tekrar bu mahalleyi ayağa kaldırma adına iyi oldu. İnsanlar memnun kaldılar. Burada içeride enkazdan çıkan resimler var. Buraya en fazla hatıralarını arayanlar geldiler. Sonunda şunu fark ettim. Yani kendi kendimi rehabilite etmişim. Çünkü ceset gibiydim. Çok kötü bir durumdaydım.  Sonra insanlara faydalı olduğumu da düşünmeye başladım. İnsanlar geliyorlar bana sarılıp ağlıyor. Yani biz birbirimizi anlıyoruz. Kimse bizi iyi edemez. Kimse bizi anlayamaz. Bizi anca depremde yakınını kaybedenler anlayabilir.

BURASI GERİDE KALANLARIN UĞRAK YERİ OLDU

Kirişci; “Yeni Kahramanmaraş’ı hep birlikte inşa edeceğiz” Kirişci; “Yeni Kahramanmaraş’ı hep birlikte inşa edeceğiz”

Buraya geliyorlar. Çay kahve içiyorlar. Giderken Allah razı olsun diyorlar. Bu bize yeter. Biz de diyoruz helali hoş olsun. Güle güle diyorum. Yani biz bu mekânı açarken şunu demedik. Yani çoluk çocuğumuzun hayrına demedik. Bütün mahallemizin şehitleri adına dedik. Bunu gittik belediyeyi anlattık. Dedik ki mahallemiz adına böyle bir şeyler düşünüyoruz. Bize yardımcı olun. Bir konteyner verin. Bizi kimse anlamadı. Ama ne yaptık? Biz kendi paramızla yaptık. Sonradan baktılar ki biz güzel bir şeyler yapıyoruz. Sağ olsun belediye bu sefer geldi. Şurada depremde babasını kaybeden bir çörekçi kardeşimiz var. Abi sen bedava çay dağıtıyorsun dedi. Bu çöreği de yanında ikram etsen olur mu dedi. Olur dedim. Niye olmasın? O çocuk sağ olsun. Gönderiyor babasının adına burada ikram ediyoruz.

BİZ KİMSEDEN İLTİFAT BEKLEMİYORUZ

Şimdi ben bu mekânı ilk açtığım zaman şu masaları, sandalyeleri boyuyordum, hazırlıyordum, kafamdaki projeye göre burayı dizayn ediyordum. Bir tane yaşlı bir amca gelmişti. Ben bir demlik çay yaptım. Dedim ki gelen giden otursun içsin burada diye. Bu amcaya da ikram ettim. Oğlum sen ne yapıyorsun burada dedi. Böyle ücretsiz çay ikramında bulunuyorum. Dedi çok güzel düşünmüşsün. Aferin oğlum dedi. Gitti, sonra ben devam ediyordum. Akşamüzeri tekrar o ihtiyar elinde poşetlerle geldi. Dedim amca bunlar ne? Dedi oğlum benim de gelinim öldü. Bunları da onun hayrına da dağıt dedi. Ben o zaman düşündüm ki dedim doğru yoldayım. İyi bir şey yapıyorum. Biz kimseden iltifat beklemiyoruz. Kimseden bir şey beklemiyoruz. Gelsinler buyursunlar çay içsinler. Helali hoş olsun. Ben burası için bir bütçe ayırdım. Bütçem bitene kadar devam edeceğim. Benim bir yerden bir gelirim yok. Bunu yapabildiğim yere kadar yapacağım. Ondan sonra da yoluma bakacağım. Gideceğim yapacak. Ekmeğimi çıkarmanın hesabını yapacağım” ifadelerini kullandı.

Editör: Çağatay Gedik