Boşanma davası genel itibarı ile hem kadın hem erkek için zorlu bir süreç. Bu sürecin en başından, en sonuna kadar taraflar yıpranabiliyor. Bu yıpranmanın sebebi, gerek yeterli hukuki destek almamaları gerekse de yaşanan olayların mahkemeye düzgün bir şekilde aktarılamaması sonucunda olabiliyor. Kadın ve erkeklerin boşanma davasında maruz kaldığı genel zorluklar hakkında gazetemize açıklamalarda bulunan Avukat Burak Kaan Türker, ‘’Bu zorluklarla karşılaşmamanın en temel çözümü hukuki olarak, hem haklarınızı hem iddialarınızı çok iyi bir şekilde mahkemeye yansıtabilmektir. Bunun da en önemli aracı, güçlü bir hukuki temsilcidir’’ dedi.

xyhdjyd

ÇOCUKLAR GENELLİKLE ANNENİN YANINDA OLUYOR

Türkiye’deki boşanma davalarında taraflar arasındaki yaşanan sorunları değerlendiren Avukat Türker, ‘’Kadınlarda eğer ki bir meslek sahibi değilse, kendi geçimini sağlayamıyorsa, nafaka müessesine başvuruluyor. Bu nafaka müessesesi zaman zaman hakkaniyete uygun olmayan miktarlarda verilebiliyor. Kadının ayrıca yaşadığı ev kendisine ait değilse yahut boşanma aşamasına geçmeden evvel ortak konuta aile konutu şehri koymayıp ta, aile konutunun bir şekilde oturmaya devam edemezse, en büyük zorluk ikamet edeceği konutta başlarına gelebiliyor. Bu yüzden evvela bu konut için hem gerekli tedbirlerin hem gerekli önleyici şerhlerin konulması çok önemli ayrıca genelde Türk aile yapısında müşterek çocuklar, özellikle belli bir yaşın altında ki çocuklar doğal olarak anneye bağımlı olduğu için genellikle annenin yanında oluyor. Annelerin boşanma sürecinde tek başına çocuklarına bakmaya çalışırken büyük zorluklar ile karşılaştıklarını görüyoruz. Yine mahkemeler çocuklar içinde ayrıca iştirak nafakası altında, sadece çocuk için ödenen bir nafaka belirlenebiliyor. Bu maddi olarak birçok davada ihtiyaçları karşılayacak yeterlilikte olsa da bazen de karşılamayabiliyor.

ERKEKLER GENEL OLARAK ÇOCUKLARINI GÖRME KONUSUNDA PROBLEM ÇEKEBİLİYOR

 Erkekler açısından; genel olarak boşanma sürecine girildiğinde taraflar arasında tartışmalar yaşandıktan sonra evden çıkan taraf olabiliyor. Evden çıktığı zaman, tekrar muhtemel bir olumsuz durum riski var olduysa, uzaklaştırma kararı da verilebildiği için tekrar ortak haneye dönememe ihtimali var. Bu durumda kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de büyük bir problem haline gelebiliyor. Ayrıca hukukumuzda, kadına ve aile içi şiddetin önlenmesine yönelik mevzuatlarda, genel olarak mevzuatın ve önleyici tedbirin uygulandığı taraf erkek tarafı olabildiğinden bazı durumlarda gerekmese bile bu tedbirlerin uygulandığını görebilmekteyiz. Bu durum erkek tarafını hem maddi olarak hem manevi olarak son derece yıpratıyor. Diğer bir durum; erkekler genel olarak çocuklarını görme konusunda da problem çekebiliyor. Çocuk görüşü hakkında yakın bir tarihe kadar icra daireleri aracılığıyla sanki bir maddi alacakmış gibi icra takibi başlatılıp da icra memurları vasıtasıyla çocuğun teslimi sağlanıyordu. Son dönemde yeni değişiklikler ile birlikte, çocuk görüş merkezleri açıldı. Mahkemenin belirlediği günlerde, baba ya da annenin çocuklarını görme hakkı, bu çocuk görüş merkezlerinin aracılığı ile yapılmaya başlandı. Bu bir nebze olsun hem çocukların hem tarafların daha az yıpranmasına vesile olsa da, yine bazı durumlarda suiistimal edildiğini görebiliyoruz. Babanın ya da annenin çocuğunu görmesi konusunda problemler yaşadığı oluyor.

1-79

DÜĞÜN TAKILARI KADININ KİŞİSEL MAL VARLIĞI SAYILIYOR

Milletvekili Öztunç, “Neden Habersizce? Kime, Ne Fayda Sağladı?” Milletvekili Öztunç, “Neden Habersizce? Kime, Ne Fayda Sağladı?”

Türkiye’de ki mevcut kanunlarda boşanma meselelerinde düğün takıları mevzusu var. Düğün takıları ister geline takılsın ister damada takılsın ister gelinin tarafından takılsın ister erkeğin tarafından takılsın, hiçbir tereddüte gerek duyulmadan kadının kişisel mal varlığı sayılıyor. Boşanmalarda şunu sık sık görüyoruz. Bu takılan takılar, evliliğin devamı esnasında bozdurulup gerek ortak ihtiyaçlara harcanmış, gerekse evliliğin giderlerine harcanmış, düğün masrafına harcanmış, diğer giderlere harcanmış, bir şekilde altınlar bozdurulmuş ortada yok. Bu duruma rağmen bazı durumlarda erkekten bu ziynet eşyalar talep edilebiliyor. Böylesi durumlarda erkeğin bu ziynet eşyalarının tekrar ödemekten kurtulması ancak çok iyi bir dava yönetimi ile mümkün. Erkeklerin en çok zorlandığı konuların başında da bu geliyor.  Özellikle 1 Ocak 2002 tarihinden sonra alınan mal varlıkları, evlilik birliği içerisinde alınmışsa eşlerin ortak malı sayılıyor. Edinilmiş mal kapsamında sayıldığı için, boşanma durumunda, mal paylaşımı durumunda eşler yarı yarıya hak sahibi gibi görünüyor. Bunun ayrıca, artık değerdir, katkı payıdır, iyileştirme giderleridir, bunlarda hesaplanıp bir paylaşım yaptırılıyor. Ama genel olarak iki eşin ortak mal varlığı sayılıyor. Daha öncesi için bu durum söz konusu değil ama genelde zaten boşanma davaları 2002 yılından sonra gerçekleşmiş evliliklerde görülüyor. Daha uzun sürmüş, 25-30 yılı geçmiş evliliklerde boşanma oranı çok daha az oluyor.

TÜRKİYE DE ORTALAMA ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI 6 AY İLE 2,5 YIL ARASINDA SÜREBİLİYOR

Temel olarak ister anlaşmalı isterse de çekişmeli boşanma davalarının her ikisi de Aile Mahkemesine açılan boşanma davalarıdır. Anlaşmalı boşanma davası, iki tarafın boşanma hususunda ki konularda, hem boşanma hem nafakadır, tazminattır, çocuğun velayetidir, çocuğun görüşüdür, malların paylaşılması gibi birçok konuda iki taraf arasında ortak bir mutabakat sağlanması durumunda mahkemeye anlaşmalı boşanma için dava açılabiliyor. Bu davanın çekişmeli boşanmaya göre en büyük avantajı tabi ki süredir. Çekişmeli boşanma davası taraflar bu bahsettiğimiz boşanma, nafaka, tazminat talepleri varsa mal varlıkları ile paylaşım talepleri bunların birinde dahil olsa eğer anlaşamamışsa, anlaşmalı boşanma birçok durumda gerçekleşmiyor. Bu durumda çekişmeli boşanmaya gidiliyor. Çekişmeli boşanmanın anlaşmalı boşanma ile arasında ki en büyük fark süre farkıdır. Türkiye de ortalama çekişmeli boşanma davası 6 ay ile 2,5 yıl arasında sürebiliyor iken Anlaşmalı boşanmada ise davanın açıldığı gün dahi, mahkemeden boşanma kararını çıkabiliyor süreci çok hızlı bir şekilde bitirmeye katkı sağlayabiliyor. Diğer yandan tarafların, çocukların yıpranmaması konusunda, anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasından çok çok daha avantajlıdır.

2-76

BOŞANMA DAVALARINDA MAL PAYLAŞIMI VE NAFAKA

Nafaka da son bir takım yeni güncellemeler ve değişikliklerle, evliliğin ne kadar sürmesi ile doğru orantılı olarak kısıtlayıcı bir süre düşünülüyor. Bu bazı yerlerde de uygulamaya geçti. 6 ay sürmüş bir evliliğin, herhangi bir çocuk ya da çocuk beklentisi söz konusu olmadığı durumlarda, mahkemeler evliliğin çok kısa sürmesi sebebi ile özellikle nafaka ödeme ile yükümlü tarafa ömür boyu ödemesi gereken yükümlülük yüklemektense, belirli sürede ki bir yükümlülüğü görev verebiliyorlar. Bu durum çok çok mantıklı ve çok çok faydalı bir düzenlemedir. Birçok davada evlilik süresinden bağımsız olarak birkaç gün sürmüş evliliklerin süresiz nafakayla bağlandığına birçok kez şahit olduk. Bu durum tabi ki nafaka ödemekle yükümlü tarafa büyük bir külfet. Bu tip kanunların değişmesinin, Türkiye’de ki aile yapısını da daha sağlamlaştıracağını özellikle genç neslin evliliğe olan olumsuz bakış açısını, evlilikten bir takım sorumluluklar  yüklenmesi sebebi ile olacak olası korkuları  önleyebileceğini düşünüyorum. Çok faydalı bulduğumuz bir uygulama.

NAFAKA ALACAK OLAN TARAFIN AYRICA TAM KUSURLU OLMAMASI GEREKİR

Nafaka belirlenirken en önemli husus tarafların gelir durumu. Nafaka alacak olan tarafın ayrıca tam kusurlu olmaması gerekir. Tam kusurlu olursa eğer, ekonomik durumlarda nafaka alabilecek halde olsa bile nafaka alamaz. Eğer belirlenecek bir nafaka varsa, bu önce tarafların ekonomik gelirleri, aylık maaşları, sahip olduğu mal varlığı değerleri bu mal varlıklarından kira geliri olup olmadığı, farklı bir yardım alıp almadığı gibi gelir olarak düşünülebilecek her şey nafakanın miktarının belirlenmesinde önem arz ediyor. Diğer bir durum, ihtiyaçlarda mahkemenin en dikkat ettiği noktalardan birisi, belirlenecek nafakanın, nafaka alacak kişinin ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor.

En azından bir kısmi ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor yoksa nafakanın herhangi bir anlamı olmaz. Nafaka alacak kişi, çocukları için de alıyorsa, çocukların da ihtiyacını karşılamasını gerekiyor. Boşanmayı düşünen çiftlere en büyük tavsiyem, boşanma kararı alınırken muhakkak iki tarafın birbirleriyle düzgün bir şekilde iletişime geçmesi ve bu kararın mümkünse ortak alınması, ortak karar alınamadığı durumlarda ise çekişmeli boşanma davasına gidilmesi daha yerinde olacaktır’’ şeklinde konuştu.

Haber: Emrah Özdemir