İnsan, var olduğu günden bu güne sosyal bir varlıktır. İnsan, yaşamı boyunca bulduğu ve icat ettiği materyallerle hayatını kolaylaştırmıştır. 18. yüzyıldan sonra hızlı bir şekilde ilerleyen teknoloji insan hayatında da değişimlere de yol açmıştır. 1950’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan internet çalışmaları zaman içerisinde hızla gelişti. 1970’li yıllarda hızla ilerleyen internet, 1990’lı web 1 teknolojisiyle hayatımıza girdi. Web 1 teknolojisiyle insanlar internet teknolojisiyle tanıştı. Zamanla ilerleyen internet, web 2 teknoloji ile hayatımızdaki yerini aldı. Web 2 teknolojisinin ortaya çıkmasıyla insanlar internet ağında karşılıklı etkileşim sağlamaya başladı. İnternet ağındaki etkileşimle sosyal medyalar ortaya çıktı. 2004 yılında Facebook’un hayatımıza girmesiyle insanlar sosyal medya ile buluştu. Dünya genelinde gün geçtikçe popülerlik kazanan Facebook, 2008 yıllarında Türkiye’de yaygınlaşmaya başladı. Facebook’u, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformları takip etti. İnsanlar sosyal medya platformlarında birbirleriyle etkileşim sağladı. Gün geçtikçe sosyal medyanın kullanımı arttı ve sosyal medya neredeyse insan hayatının vazgeçilmez bir parçası oldu. Sosyal medyanın insan hayatı üzerindeki etkilerinden bahseden Aile Danışmanı-Sosyolog Samet Nergiz, sosyal medyanın insan yaşamına etkileriyle alakalı gazetemize açıklamalarda bulundu. Sosyal medyanın yararından çok zararının olduğunu belirten Sosyolog Samet Nergiz, “Sosyal bir varlık olan insanın, süregelen yaşam alışkanlıklarını ciddi boyutlarda değiştirecek şekilde hayatına giren, küresel olarak çok çabuk kabul görmüş ve yaygın olarak kullanımına başlanılmış bir mecra olan sosyal medya, maalesef toplumumuza yarardan fazla zarar vermeye başlamıştır” şeklinde konuştu.

 Başlıksız-3-Kurtarıldı-Kurtarıldı-Kurtarıldı-Kurtarıldı-2

SOSYAL MEDYADA HAYAT SANALDIR!

Sosyolog Samet Nergiz açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “Sosyal medyanın insanımıza her türlü bilgiye anında erişme ve bilgiyi yayma, akraba ve arkadaşları ile iletişimi kolaylaştırması, yeni iş olanakları gibi yararları olsa da toplumumuzun ahlaki, dini ve vicdani değerlerine azımsanamayacak boyutlarda zarar verdiği de aşikârdır. Sosyal medyada görülen içeriklerin çoğunun manipüle edildiğinin farkında olunsa bile pozitif sıkıntısız ve muhteşem olarak kurgulanmış hayatlar görüldüğünde insanımız kıyaslama yapıp kendilerini oldukları gibi kabul etmekte zorlanmakta ve bunun sonucu olarak kişi de kıskançlık, mutsuzluk ve yetersizlik hissi oluşmakla birlikte bunun bir adım ötesi de depresyon olabilmektedir. Herkesin mutlu, kusursuz, başarılı, sürekli bir yerleri gezen, muhteşem olarak göründüğü sosyal medyada, aslında o kadar mutlu, kusursuz, muhteşem, sürekli bir yerleri gezen insanlar olmadığının farkına varılması gerekmektedir. Çünkü: Bu profiller çoğunlukla kişilerin oldukları gibi değil de olmayı istedikleri gibi kurguladıkları profillerdir. Gerçek hayatta insanın her zaman mutlu, her konuda başarılı, her zaman harika şeyler yapan, muhteşem hisseden birisi olması mümkün değildir. Hayatın içinde mutluluklar kadar mutsuzluklar da vardır, Her gün bir yerlere gidip gelinemez, her zaman başarılı olamayız. Sosyal medyada hayat olduğu gibi değil, olmasını arzu ettiğimiz gibidir, sanaldır, kurgulanmıştır, gerçeğin tamamı değil yalnızca bir kısmıdır.

SOSYAL OLAYIM DERKEN ASOSYAL OLABİLİRİZ!

Başkalarının beğenisinde, başkalarının yorumlarında, başkalarının bakış açısında mutluluk aradığımız sosyal medyada, mahrem olan, haram olan, yasak olan özel anlar özel fotoğraflar başkalarının fikir ve bakışına sunulmakta, bu da hem dini hem kültürel değerlerimizi zedelemektedir. Bilinçsizce vakit geçirdiğimiz sosyal medyada gördüğümüz kötü haberler, kaza ve şiddet içerikli görüntüler ruh sağlığımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Kötü ve şiddet içerikli gönderilerin yanı sıra kıyaslama hali ve yetersizlik düşüncesi, sosyal olayım derken asosyal olup yalnızlaşmak ve siber zorbalık gibi olumsuzluklar da ruh sağlığımızı etkilemektedir.Başlıksız-2-Kurtarıldı-Kurtarıldı-Kurtarıldı-Kurtarıldı-2

SOSYAL MEDYA AİLE İÇİ İLETİŞİMİ ETKİLİYOR

Aile ile birlikte geçirilecek zamanın yerini alan sosyal medya aile birliğini ve aile geleneklerini derinden sarsmaktadır. Aile bireylerine verilmesi gereken değerin, ilgi ve alakanın bu mecradaki içeriklere ya da kendinden çok uzakta olan kişilere verilmesi aile ilişkilerine zarar vermektedir. Ailenin sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürmesi için temel koşullardan biri aile içi etkileşimin ve iletişimin kaliteli bir şekilde gerçekleşmesidir. Yüz yüze iletişim aile için son derece önemlidir sosyal medyada geçirilen gereksiz ve uzun süreler aileyi ve aile içi iletişimi etkilemektedir. Sosyal medyada zaman geçirilirken fizik olarak aile bireyleriyle bir arada olunsa bile psikolojik ve sosyopsikolojik olarak çok uzaklarda olunabiliyor. Öte yandan sosyal medya ile birlikte aile değerleri İçinde önemli bir yere sahip olan mahremiyet ne yazık ki bu mecralarla yerle bir olmaktadır. Aile içi mahremiyetin zedelenişi aileyi dışarıdan gelecek etkilere açık hale getirdiği gibi aynı zamanda kötü niyetli kişilerin de işini kolaylaştırmaktadır.

SOSYAL MEDYADA İNSANLAR SAHTE PROFİLLER OLUŞABİLİYOR

Sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte eşler arasında kıskançlık, güven problemi, aldatma ve sadakatsizlik gibi sorunlar ne yazık ki sıklıkla yaşanmakta ve artarak devam etmektedir. Son zamanlarda meydana gelen kimi zaman boşanmayla sonuçlanan aile içi problemler incelendiğinde, aile içinde yaşanan sorunlardan iletişim kopukluğu ve ilgi eksikliğinden dolayı kimi zaman ise hiçbir sebep yokken sosyal medyada ilgi ya da teselli aramak hatta kendince karşı tarafı cezalandırma düşüncesiyle iletişime geçilen tanıdık ya da tanımadık kişilerin güzel sözlerine, shoplu fotolarına, yalandan ilgilerine kanarak, eşlerini aldatan, çocuklarını ihmal eden kişi sayısında maalesef ciddi manada artış olduğu ortaya çıkmıştır. Bilinmelidir ki sosyal medya gibi mecralarda bu tür girişimlerde bulunan insanlar, sözde teselli verme, destek olma adı altında birden fazla kadınla ya da erkekle ilgilenmekte aynı şekilde güzel sözler söylemekte kendilerini muhteşem, başarılı, anlayışlı ve zengin olarak tanıtmakta ve kesinlikle kötü niyet barındırmaktadır. Kaldı ki bu tür ayrılıklar sonrası yapılan evliliklerin, ezici bir çoğunluğunun sağlam olmadığı sonrasında büyük pişmanlıklar yaşandığı unutulmamalıdır.

 

SOSYAL MEDYA AKRAN ZORBALIĞINA DA YOL AÇABİLİYOR

Sosyal medyanın bir diğer etkisi ise şiddet eğilimini artırmasıdır. Akran zorbalığı, bir kişi ya da grup tarafından kendisini koruyamayan birine yönelik uzun bir süre zarfında devamlı gerçekleştirilen saldırma, küfür ve hakaret, lakap takma, bedensel özellikleri ile alay etme gibi eylemler olarak tanımlanabilir. Akran zorbalığının, sosyal medya gibi mecralarda gerçekleşmesi ise sanal zorbalık ya da siber zorbalık olarak adlandırılmaktadır. Okul çağındaki çocuklar, gençler ve kadınlar sanal zorbalığa maruz kalabilmekte ve bu durum karşısında gerginlik ve huzursuzluk yaşamaktadır. Sanal zorbalıkta bulunan kişiler başka bir isimle paylaşım yapabilir ve kurbanlarını korkutabilirler. Bu tür sanal zorbalıkla karşılaşılması durumunda saldırgana karşı uygun yasal yollara başvurulmalıdır. Çocukları sosyal medyanın olumsuzluklarından korumak için sürekli gözlemlemeli, kurallar koymalı ve yeni gelişmeler çocukla birlikte öğrenilmelidir.  Beğenilme ve tanınma isteği duyan çocuklar bu uğurda en özel anlarını paylaşıma açabilmektedir. Sosyal medyada görünür olmak çocukların hoşuna gitse de, teknoloji bağımlılığı ve siber zorbalık davranışının sergilenmesi sonucu toplum içine çıkmayan, içine kapanık, düşüncelerini dile getiremeyen, hayal dünyası zayıf ve depresif bireyler ortaya çıkmaktadır. Bütün anne babalar çocuklarını sürekli gözlemlemeli ve çocuklarına dijital rehber olmalıdırlar.”

Haber: Ömer Harmankaya  

Editör: Didem Kayabaşı