Kahramanmaraş'ta özellikle yaşlı kuşakların günlük konuşmalarında sıkça duyulan "Zımaranın sırtına git" ifadesi, bugün çoğunlukla "Ne yaparsan yap", "Kendi başının çaresine bak" anlamında kullanılıyor. Ancak halk arasında anlatılan rivayetlere göre bu sözün kökeni, Osmanlı Devleti'nin Yemen Harbi sırasında yaşanan zorlu günlere uzanıyor.
RİVAYETE GÖRE YEMEN'DEKİ ZIMARA DAĞI'NDAN GELDİ
Anlatılanlara göre 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ordusunda görev yapan Kahramanmaraşlı askerler de Yemen cephesine gönderildi. Yemen'in sarp arazisinde bulunan Zımara Dağı, askerlerin aşmak zorunda kaldığı en zorlu noktalardan biri oldu. Rivayete göre birlikler, geçit vermeyen kayalıkları tırmanırken büyük sıkıntılar yaşadı. Askerlerin elleri parçalandı, tırnakları kırıldı ve çok sayıda asker hayatını kaybetti. Zımara Dağı, o dönemde yaşanan büyük zorlukların sembolü olarak hafızalara kazındı.

KAHRAMANMARAŞ'TA BİR DEYİME DÖNÜŞTÜ
Savaştan dönebilen askerlerin yaşadıkları acı olayları memleketlerinde anlatmasıyla birlikte, "Zımaranın sırtına git" sözü zamanla Kahramanmaraş halkının günlük konuşmalarına yerleşti. Özellikle küfür veya ağır söz söylemek istemeyen kişiler, öfkelendiklerinde ya da karşısındaki kişiye "Artık ne yaparsan yap" anlamında tepki göstermek istediklerinde bu ifadeyi kullanmaya başladı. Böylece yaşanan büyük acının izleri, yıllar içinde yöresel bir deyime dönüştü.
SADECE BİR DEYİM DEĞİL, KÜLTÜREL BİR MİRAS
Bugün hâlâ Kahramanmaraş'ın birçok mahallesinde duyulabilen "Zımaranın sırtına git" sözü, kentin sözlü kültüründe yaşamaya devam ediyor. Her ne kadar bu anlatı ağırlıklı olarak halk arasında nesilden nesile aktarılan rivayetlere dayansa da, deyim Kahramanmaraş'ın kültürel hafızasında önemli bir yer tutuyor. Geçmişin izlerini taşıyan bu ifade, sadece bir öfke sözü değil; aynı zamanda yüz yılı aşkın süredir anlatılan bir hatıranın ve yerel kültürün yaşayan örneklerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.





