Tarımda makineleşmenin henüz yaygın olmadığı yıllarda Kahramanmaraş'ta çiftçilerin en büyük yardımcıları atlar ve öküzlerdi. Buğday ve arpa üretiminin yoğun olarak yapıldığı kentte, tarlanın sürülmesinden hasadın tamamlanmasına kadar birçok iş hayvan gücüyle gerçekleştiriliyordu.

Geçmişte oraklarla biçilen ekinler, daha sonra harman yerlerine taşınarak saplarından ayrıştırılıyordu. Bu aşamada ise dönemin en önemli tarım araçlarından biri olan "gem" devreye giriyordu.
Geniş ahşap yapısıyla dikkat çeken gemin alt yüzeyi keskin çakmak taşlarıyla kaplıydı. At veya öküzlerin çektiği bu araç, harman sahasında daireler çizerek ilerlerken buğday ve arpa tanelerinin saplarından ayrılmasını sağlıyordu. Gemin üzerine oturan kişiler de işlemin daha etkili şekilde yapılmasına katkı sunuyordu.
Hasat edilen ürünlerin daha hızlı ayrıştırılmasına imkan tanıyan gem, yıllarca köy yaşamının ayrılmaz bir parçası oldu. Çiftçilerin günler süren emeğinin karşılığını alabilmesinde önemli rol oynayan bu ahşap araç, dönemin tarımsal üretiminde büyük kolaylık sağladı.
Yaklaşık 60-70 yıl öncesine kadar Kahramanmaraş'ın köylerinde sıkça görülen gemler, teknolojinin tarıma girmesiyle birlikte yerini modern makinelere bıraktı. Harman yerlerinde yükselen tozların arasında çalışan gemler artık tarlalarda görülmüyor.
Bir zamanlar ekmek mücadelesinin sessiz tanıkları olan gemler, bugün bazı evlerde ve bahçelerde dekoratif eşya olarak sergileniyor. Geçmişin emek dolu günlerini hatırlatan bu ahşap araçlar, Kahramanmaraş'ın tarım kültürünün unutulmaya yüz tutmuş izleri arasında yer alıyor.





