Yüzyıllardır dağların arasında sessizce yükselen kaleler, yalnızca taş ve surlardan ibaret değil; aynı zamanda ticaret yollarının, medeniyetlerin ve insan hikayelerinin hafızasıdır. Kahramanmaraş’ın dağlık coğrafyasında yer alan Meryem Çil (Geben) Kalesi de bu hafızanın en güçlü tanıklarından biri olarak dikkat çekiyor. Stratejik konumu, mimari kalıntıları ve halk arasında anlatılan efsaneleriyle bölgenin tarihine ışık tutan kale, bugün yeniden hatırlanmayı bekliyor.

Kapak-239

Andırın ilçesi sınırlarında, Geben–Göksun yolu üzerinde yükselen Meryem Çil (Geben) Kalesi, Delihöbek ve Kayranlı dağları arasındaki tek geçidi kontrol eden doğal bir kilit konumunda bulunuyor. Tarihi İpek Yolu güzergahı üzerindeki kale, yüzyıllar boyunca İç Anadolu’dan güney bölgelere uzanan kervanların güvenliğini sağladı. Kalenin Roma dönemi öncesinde inşa edilmiş olabileceği, ancak kesin yapım tarihinin bilinmediği belirtiliyor.

Photo8Jpg

13 KALELİK SAVUNMA HATTININ BİR PARÇASI

Tarihi kaynaklara göre kale, Maraş ile Suriye arasında haberleşmeyi sağlayan 13 kaleden oluşan savunma zincirinin önemli halkalarından biri. Yaklaşık 12 bin metrekarelik alanı kaplayan yapı; iç ve dış surlardan oluşuyor. Kesme taş, moloz taş ve kireçtaşıyla inşa edilen kalede, tonoz kemerli kapalı mekanlar ve su sarnıçları günümüze kadar büyük ölçüde sağlam ulaşmayı başardı. Buna karşın dış surların önemli bir bölümünün zamanla tahrip olduğu görülüyor.

Photo3Jpg-1

KERVAN YOLU VE “AKYOL”UN İZLERİ

İç Anadolu’dan başlayan kervan yolu; Göksun, Geben ve Andırın üzerinden güney bölgelere ulaşıyordu. Bu güzergahın, Karatepe’deki Hitit kitabelerinde adı geçen Akyol ile örtüştüğüne dair güçlü bulgular bulunuyor. Bu yol üzerindeki kaleler, ticaretin güvenliğini sağlayarak hattın uzun yüzyıllar boyunca tercih edilen bir güzergah olarak kalmasına imkan tanıdı.

Photo6Jpg

GEBEN Mİ GABAN MI? ADIN HİKAYESİ

Bizans ve Ermeni kaynaklarında “Geben” adı Gaban olarak geçiyor. Gaban sözcüğünün “geçit yeri” anlamına gelmesi, kalenin bulunduğu coğrafyayla birebir örtüşüyor. Tarihi kayıtlarda MÖ 1500’lü yıllarda bölgenin Mayramşir olarak anıldığı ve bu adın “Meryem’in Şehri” anlamına geldiği ifade ediliyor. Bugün kullanılan “Meryem Çil” adı da bu köklü geçmişin izlerini taşıyor.

BİR AŞK EFSANESİNİN DOĞDUĞU KALE

Halk arasında anlatılan efsaneye göre, vaktiyle bu kalede yaşayan Meryem adlı genç ve güzel bir hükümdar kızı vardır. Güzelliği kısa sürede çevredeki kalelerde yaşayan iki genç beyin de dikkatini çeker. Bu iki genç, Meryem’e gönül verir ve aralarında sessiz bir rekabet başlar. Meryem’in gönlü ise Göksun tarafındaki kalede yaşayan gençtedir. İki gencin arasındaki çekişmenin büyümesini istemeyen Meryem, evlilik için bir şart koşar: “Kim atının ayağında toz değmeden kaleme ulaşırsa, onunla evleneceğim.” Ancak Meryem, gönlünün olduğu genci kaybetmemek için ona gizlice haber gönderir. Atının ayaklarına keten bağlamasını ister. Söyleneni yapan genç, uzun ve zorlu yolu neredeyse toz kondurmadan aşar ve kaleye ulaşır. Diğer genç ise aynı başarıyı gösteremez. Yarışı kaybeden genç, yaşadığı hayal kırıklığını gururuna yediremez ve Meryem’i küçümseyerek, “Zaten Meryem çildi,” der. Rivayete göre, bu sözden sonra kale ve çevresi halk arasında Meryem Çil adıyla anılmaya başlanır. Yüzyıllardır anlatılan bu efsane, kaleye yalnızca tarihi değil, duygusal bir anlam da yükler.

TURİZM POTANSİYELİ BEKLİYOR

Bölge halkı ve tarih meraklıları, Meryem Çil (Geben) Kalesi’nin daha görünür hâle getirilmesini istiyor. Doğal güzelliklerin ortasında yükselen kale, hem kültür turizmi hem de doğa turizmi açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Yapının korunması, çevre düzenlemesi ve tanıtım çalışmalarının artırılması halinde, kale Kahramanmaraş’ın saklı hazinelerinden biri olarak turizm rotalarına eklenebilir.

Muhabir: Fatma Tecirli