Kar ve buzun kullanımı, tarih öncesi dönemlere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. Perslerden Roma’ya, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyette yiyecek ve içeceklerin soğutulmasında kar ve buzdan faydalanıldı. Ancak bu kullanım, kolay bir süreç değildi. Karın temini, taşınması ve muhafazası ciddi emek, bilgi ve teknik gerektiriyordu. Bu nedenle kar ve buz, uzun yıllar boyunca toplumun belirli kesimlerine hitap eden kıymetli bir nimet olarak görüldü. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde kar ve buz, özellikle yaz aylarında dağlardan getirilerek kuyu ve mahzenlerde saklandı. Erimeyi önlemek için karlar sabah erken saatlerde ya da geceleri taşınır, keçe, saman ve kuru otlara sarılarak muhafaza edilirdi. Bu süreç zamanla bir mesleğe dönüştü ve “karcılık” adıyla anılmaya başlandı.

1-1033

KARLAR AHIR DAĞI’NIN YÜKSEK YAMAÇLARINDAN TOPLANIYORDU

Kahramanmaraş’ta ise karcılık, Ahır Dağı’nın yüksek yamaçlarından toplanan karlarla hayat buldu. Karcılar, dağda açtıkları kuyularda karı depolar, yaz aylarında kalıplar halinde şehre taşırdı. Sıcak yaz günlerinde halkın yiyecek ve içeceklerini soğutmasında kullanılan bu karlar, şehrin günlük yaşamının önemli bir parçasıydı.

DONDURMANIN TEMEL UNSURLARINDAN BİRİ

Kahramanmaraş’ın dondurma kenti olması, karcılığı daha da özel bir konuma taşıdı. 1950’li yıllara kadar Maraş dondurmasının yapımında Ahır Dağı’ndan kendir çuvallarla taşınan karlar kullanıldı. Bu yönüyle karcılık, yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda kentin simgesi haline gelen dondurmanın da temel unsurlarından biri oldu.

ŞEHRİN KÜLTÜREL HAFIZASINDA ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayi devrimiyle birlikte makineleşme ve fabrikasyon buz üretimi yaygınlaşınca karcı esnafı da bu değişimden etkilendi. Bugün unutulmuş olan karcılık, Kahramanmaraş’ın kültürel hafızasında önemli bir yer tutuyor.

Muhabir: Melisa Kazancı