AK Parti, kuruluşunun 25’inci yıl dönümü dolayısıyla Türkiye genelinde eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirildi. Kahramanmaraş’ta düzenlenen programda açıklamalarda bulunan AK Parti İl Başkanı Gül, partinin 25 yıllık siyasi yolculuğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gül, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” diyerek Türkiye’nin yarınlarına açılan

yeni bir yolun ilk adımını attı.

Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, vesayetin ve yasakların ülkemizin üzerine ağır

bir gölge gibi çöktüğü bir dönemde kurulan AK Parti, yalnızca yeni bir siyasi parti değil,

aziz milletimizin değişim iradesinin, demokrasi talebinin ve güçlü Türkiye idealinin adı

oldu.

Milletimiz, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Parti’yi tek başına iktidara taşıyarak

ülkemizin kaderini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı. 3 Kasım 2002’den itibaren

Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın

liderliğinde tarihinin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden

birine girdi.

AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık. Milletimizin emanetini taşıdık,

ülkemizin yükünü omuzladık, Türkiye’yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin

mücadelesini verdik.

Bu yolculuk boyunca kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, Gezi olaylarından

17-25 Aralık kumpasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar

demokrasimizi, millî iradeyi ve Türkiye’nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla

karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak

nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik.

Her defasında milletimize güvendik. Milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan

engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye’nin istikametinin değiştirilmesine

müsaade etmedik.

Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik

güçlerimizin fedakâr mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde

ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından

kurtardık. Bu tarihî kazanımı, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına

sahip çıkarak birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız.

Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık, millî iradeyi devlet yönetiminin gerçek

merkezi hâline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik, temel hak ve

özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle

vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik.

Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları

ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini

giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı

olan hiç kimsenin bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik.

1Milletimizin on yıllardır yüreğinde taşıdığı büyük bir hasreti sona erdirdik. Ayasofya-i

Kebir Cami-i Şerifi’nin zincirlerini kırarak 86 yılın ardından yeniden ibadete açılmasını

sağladık. Böylece yalnızca tarihî bir emanete sahip çıkmadık, Türkiye’nin kendi değerleri

ve kararları üzerinde söz sahibi, bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu bütün dünyaya

ilan ettik.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla sosyal devletin imkânlarını toplumun bütün

kesimleriyle buluşturduk. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri,

şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk.

Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurtlardan teknoloji altyapısına kadar büyük bir

seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversiteyle buluşturduk.

TOKİ eliyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk.

Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve

gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6

Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha

dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık.

Türkiye’yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattık. Bölünmüş yollarla şehirlerimizi birbirine

bağladık, yüksek hızlı tren ağlarını ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray,

Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale

Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve daha nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu

projeleri gerçeğe dönüştürdük.

Türkiye’yi teknoloji üreten, tasarlayan ve geliştiren bir ülke hâline getirdik. Yarım asrı

aşan yerli otomobil hayalimizi Togg ile gerçeğe dönüştürdük. Kendi otomobilini, insansız

hava araçlarını, savaş gemilerini, helikopterlerini ve uçaklarını üretebilen güçlü bir

Türkiye inşa ettik.

İHA’larımız, SİHA’larımız, Bayraktar TB2, Akıncı, Anka, Kızılelma, HÜRJET, KAAN, ATAK,

Gökbey, TCG Anadolu ve ALTAY tankı gibi yerli ve millî projelerimizle savunma

sanayiinde Türkiye’nin adını dünyanın önde gelen ülkeleri arasına yazdırdık. Bir dönem

savunma ihtiyaçları için başkalarının kapısında bekletilen Türkiye’yi, bugün kendi

ihtiyaçlarını karşılayan ve dost ülkelerin güvenliğine katkı sağlayan bir konuma ulaştırdık.

Cumhuriyet tarihimizin ilk astronotunu uzaya gönderdik. İlk yerli ve millî haberleşme

uydumuz Türksat 6A’yı uzayla buluşturduk. Millî Uzay Programı’mızla Türkiye’nin

iddiasını gökyüzünün ötesine taşıdık.

Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazı milletimizin hizmetine sunduk. Gabar’daki petrol

üretimiyle yer altı kaynaklarımızı ekonomimize kazandırdık. Akkuyu Nükleer Güç

Santrali, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeni keşiflerle enerjide tam bağımsız Türkiye

hedefimize kararlılıkla ilerledik.

2002 yılında 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 270 milyar doların üzerine

taşıdık. Üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan ve küresel rekabette söz sahibi olan bir

Türkiye ekonomisinin temellerini attık. Sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve

girişimcimizin önünü açtık. Türkiye’nin gücünü ve imkânlarını belirli merkezlerle sınırlı

bırakmadık, yatırımı ve kalkınmayı 81 ilimize yaydık.

2Dış politikada kendi kararlarını kendisi alan, sahada ve masada güçlü, bölgesindeki

gelişmelere yön veren bir Türkiye inşa ettik. Ülkemizi yalnızca kendi vatandaşlarının

değil, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlumların

da umudu hâline getirdik. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın

güçlü liderliğiyle uluslararası meselelerde görüşü aranan, sözü dinlenen ve attığı adımlar

yakından takip edilen bir ülke konumuna ulaştı.

Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmî verilere göre 11

milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı,

milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatlarımızın fedakâr çalışmasının ve

Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir.

Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava

arkadaşıdır. AK Parti’nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil,

milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir.

25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir.

Sandıklara sahip çıkan teşkilat mensuplarımızdan mahalle mahalle, sokak sokak çalışan

kadın ve gençlik kollarımıza, kuruluşumuzdan bugüne kadar farklı kademelerde

sorumluluk üstlenen bütün yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kutlu

davaya ömrünü adamış ve bugün aramızda bulunmayan kardeşlerimizi rahmetle, minnetle

ve dualarla yâd ediyoruz.

Çeyrek asırlık birikimimizi geçmişin hatırası olarak değil, geleceğin güçlü temeli olarak

görüyoruz. Önümüzde şimdi daha büyük hedefler, daha büyük sorumluluklar ve Türkiye

Yüzyılı idealimiz bulunmaktadır.

Terörsüz Türkiye kazanımını kalıcı hâle getiren, sivil ve özgürlükçü anayasasıyla

demokrasisini güçlendirmiş, yüksek teknolojide öncü, ekonomide daha güçlü, enerjide ve

savunmada tam bağımsız bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız ve

Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı

milletimizle birlikte inşa edeceğiz.

25. kuruluş yıl dönümümüzün coşkusunu 81 ilimizde düzenleyeceğimiz çeşitli

programlarla yaşayacağız. Kutlamalarımızı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü

Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle

Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceğimiz büyük ve coşkulu buluşmayla

taçlandıracağız.

Aziz milletimizi, 25 yıllık eser, hizmet ve mücadele yolculuğumuzun gururunu

paylaşmaya, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde saflarımızı daha da sıklaştırmaya davet

ediyoruz.

İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.”

Muhabir: Devlet Fındık