AK Parti Milletvekilleri İletişim Ofisi ve iki siyasetçi…

Aylar önce de olsa, “Kıymetli kardeşim” diye başlayıp, buram buram samimiyet ve nezaket kokan, kısa cümlelerle de olsa insanın içini ısıtan ve güven veren mektubunu aldığımızda, (ki birçok gazeteci arkadaşıma gönderdiğini biliyorum) devamında; “Kahraman şehrimizin gelişip büyümesi ve insanımızın daha iyi şartlarda yaşaması için, sizler basın mensupları olarak bizler de siyasetçiler olarak canla başla çalışıyoruz!

Bu süreçte her zaman iç içe olduk ve bazen birlikte yol yürüdük. Bundan sonra da ortak değerimiz olan Kahramanmaraş’ımız için şevk ve heyecanla birlikte çalışmayı diliyoruz.” denildiğinde, insanın bir kere daha kanı kaynıyor.

Sonrasında bayram kutlama selamı…

Ya iyi dilek ve sağlık temennilerle dolu yeni yıl kutlaması.

Geldiği yer, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleri İletişim Ofisi…

Yani akla gelen ilk isimler; sayın Av. Ahmet Özdemir ve M. Cihat Sezal…

*

Bir elmanın yarısı gibiler. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor deniliyor ya, ondan işte… Uyumlu, harika bir ikili oluşturmuşlar. Memleketim adına, ülkem adına özveriyle çalıştıklarını bilmeyen kalmadı.

Keşke bazı belediye başkanları da bu iki acar, bu iki delikanlı milletvekili kadar duyarlı, hassasiyet sahibi ve gayret içinde olsalar. diyorum ammaa, ne gezer! Örnek alsalar diyeceğim de, onu düşünecek kafa yok herhalde.

Bu biraz da gönül işi, bu en çok da memleket sevdası meselesi, şehir milliyetçiliği tutkusu… 

*

Bizlerin kimsenin malında, parasında, koltuğunda gözü yok. Maksat hatırlanmak, insan yerine konulmak ve dokunulmak. Ama hatırlanmak güzel şey! Kimden gelirse gelsin!

Hatırlamayanları da Allah ıslah etsin!

Yoksa, herkesin etiketi, ünvanı, serveti ve koltuğu kendine.

Bu şehrin gelişmesinde, kalkınmasında birlikte çalışmayı öneriyor sayın vekiller. Geçmişte birlikte yürüdüğümüz yolda, yine aynı tempoda ve şevkle yürümeyi tavsiye ediyorlar.

Canla başla.

Tabi ki ortak değerimiz Kahramanmaraş. Aşkımız, sevdamız.

*

Gerek Ahmet Özdemir, gerekse Cihat Sezal, şahsiyetleri ile topluma verdikleri güven duygusu ile kendilerinden beklenen performans ve üstün nitelikleri ile halkın gönlünde taht kurmayı sürdürüyorlar.

Zorla değil, içten gülümsemeyi, yeri geldiğinde kahkaha atmayı biliyorlar.

Zaten bu şehirde gülümsemesini bilen, ‘gülmek sana yakışıyor’ şarkısını dinleyen ve bunu yaşam felsefesi haline getiren birkaç isim var.

Başta Onikişubat Belediye Başkanı sayın Hanefi Mahçiçek ve Türkoğlu Belediye Başkanı sayın Osman Okumuş.

Gülümsemeleri zoraki değil, içten. Sonradan olma değil bu hasletleri. İnanarak, severek, samimiyetle…

Ve gülümserken insanın gözünün içine bakıyorlar, bu yetiyor işte!

*

Gülümsemesini bilen, bu şehirde hikâyesi olan, iz ve eser bırakan insandan zarar gelmez!

Somurtkan, zoraki gülümsemeye çalıştığında bile yapmacık olduğu her halinden belli tavırları millet yemiyor, inanmıyor.

Anlayın işte!

YORUM EKLE

banner205