Siyasi ahlak ya da ahlaklı siyasetçiye dair kişisel yorumlarımızı sizlerle paylaşırken, parayı verenin düdüğü çaldığını, canının çektiği, rant beklediği yerden ya milletvekili, ya belediye başkanı, ya belediye meclis üyeliğini yaptığını yazınca, ahlaki açıdan yozlaşan siyasetin can çekiştiğini, itibar kaybettiğini yazmıştım.

Hangi parti olursa olsun, siz istediğiniz kadar vatan deyin, millet deyin, bayrak deyin, devlet deyin, su kaynıyor fokur fokur, hoca bildiğini okuyor.

Siz mesele değerli seçmen, baş eğmeyecek partiniz için cefa çektiniz, ama sadece bir avuç uyanık siyasetçi sefasını sürdürüyor.

Sonra senin seçtiğin sana çemkiriyor, telefonuna bakmıyor, seni dinlerken bile daha iki kelime etmeden, lafını keserek ‘toplantım var, hadi bana eyvallah!’ diyerek kaytarmaya kalkışıyor.

O ayaklardan paça olmadığını biliyorsunuz, fark ediyorsunuz aslında, ama adam bizim partiden! Yalanı bile tatlı geliyor!!!

*

Size göre şehrin sorunlarını çözebilecek çok yetenekli kimseler varken, dedim ya parayı veren düdüğü çalıyor, ya da sadakatten zerre-i miktar sektirmeyenler dayatma ile önünüze konuluyor, siz istediğiniz kadar dava deyin, istediğiniz kadar şehir milliyetçiliği savunuculuğu yapın, asıl sorunları çözecek nitelikli ve idealist kimseler-kadroları size seçtirmiyorlar, önünüze konanı onaylatmak istiyorlar sadece, siz de kuzu kuzu gidip, ‘uzayan dal bizden olsun!’ mantığı ile gidip oy veriyorsun.

Ama seçtiklerin koyveriyor!

Erdemli siyasetçilere ihtiyaç varken soruyorsunuz, ‘kimse var mı orada?’

Yok canım kalmadı, bulursam haber ederim!

*

Birine farklı muamele oldu muydu, farklı hareket edip, farklı taleple önünüze çıktı mıydı, soruyorsunuz ister istemez; ‘senin baban muhtar mı?’

Eskiden muhtarın esamesi okunmazdı, adı sanı da bilinmezdi. Ne zamanki maaşına bal, ekmeğine tereyağı  sürüldü, ne zamanki mahalleler şehirden farksız hale geldi, ne zaman ki rant kapısı aralandı, muhtarlık da cazibe alanı haline geldi.

Biz bunu derken, iyi niyetli, dürüst, kadirşinas muhtarları tenzih ediyoruz. Beş parmağın beşi de bir değil nihayetinde.

Şimdi önümüzde yerel seçim var, muhtarlık seçimleri bile en az bir milletvekili, bir belediye başkanlığı seçimi kadar önemeli. Kıran kırana, kavga hatta cinayet ile sonuçlanan muhtarlık seçimlerini okuyunca, duyunca, bu rant kapısı büyük sektörün ne kadar anlam ifade ettiğini anlıyor insan.

*

Kendisi için ayrıcalık, torpil ya her şeyin en iyisini, en fazlasını isteyen, talep edenlere bakıyorsunuz, doymuyorlar. Kıtlıktan çıkmış gibi, Somali’den gelmiş gibi, ‘sen ver ben yiyem, hep bana, hep bana!’ mantığını günümüz siyasetinde karşılık buluyor ne yazık ki.

Seçilirsen, tek başına yedirmezler adama. Bölüşeceksin, paylaşacaksın, başkalarını, yanındakileri de göreceksin! Yoksa adama gününü gösterirler, geçen sene yediğin hurmaları önüne dökerler!

Belki de kirli çamaşırları…