Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen ve biri öğretmen olmak üzere 9 kişinin yaşamını yitirdiği, 13 kişinin yaralandığı silahlı saldırı sonrası tepkiler sürüyor. Yaşanan olay eğitim camiasını da yasa boğarken, Ulusal Kadın Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Kadriye Kırdök, çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Kırdök, yaşananların yıllardır dile getirdikleri sorunların bir sonucu olduğunu ifade etti. Öğretmenlik mesleğinin geldiği noktaya dikkat çeken Kırdök, “Biz öğretmenler bunların olacağını biliyorduk. Sürecin yavaş yavaş bu noktaya geldiğinin farkındaydık. Yıllar önce doğuda zor şartlar altında görev yaptık, hayatta kaldık. Ancak bugün okullarda öğrencilerimizin hedefi haline geldik” dedi.
ÖĞRETMEN DEĞİL ARTIK DADI OLDUK
Ulusal Kadın Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Kadriye Kırdök ortaokulda yaşanan silahlı saldırı sonrası önemli değerlendirmelerde bulundu. Kırdök; “Hayatımın çoğunu bu vatana öğretmen olarak hizmet etmiş ve bir anne olarak bu okul baskınından sonra bir şeylerin artık değişmesi gerektiğini, 15 yıldır söylediğim, tespit ettiğim şeylerin bugün gerçekleştiğini görmek beni derinden yaraladı. Biz öğretmenler bunların olacağını biliyorduk. Bunların yavaş yavaş geldiğinin farkındaydık. 20 yaşında bir öğretmen olarak doğuda bombaların altında çalıştım. Ben çalıştım, arkadaşlarım çalıştı. Biz oradan sağ kurtulduk. Ama şimdi okullarda öğrencilerimizin hedefi oluyoruz. Bunun sebebi sadece okul, sadece aile ya da sadece eğitim sistemi değil; komplike bir değişime girmemiz lazım. Öğretmenlik hayatım boyunca birçok kez belirli kişiler tarafından ben de mobbinge, saldırıya uğradım. Bir öğrencimin psikolojik davranışlarının yanlış olduğunu tespit ettiğimde, ailesini çağırarak RAM’a göndermek istediğimde velim bir ay boyunca beni bıçaklamakla tehdit etti. Yere çöp attı diye çocuğa “Al o çöpü, çöpü atman gerekiyor” dediğim için ya da dediğimiz için CİMER’e, BİMER’e şikâyet edildik. Daha o kadar çok anlatamayacağım olaylar yaşadık ki... Biz öğretmenlerin yetkisini, biz öğretmenlerin inisiyatifini kaldırdık. Çocukların bilişsel, duyuşsal, düşünsel ve adab-ı muaşeret konularında eğitim veremez olduk okullarda. Sadece onlara dadılık eden ve bir şeyler öğreten oradaki bir görevli gibi olduk.
KARANLIKLAR İÇİNDE YAŞAYAN BİR HALK GİBİ YASLAR İÇERİSİNDEYİZ
Bunda elbette sistemdeki bazı hataların, toplumun davranışlarının öğretmen üzerindeki ötekileştirici, aşağılayıcı, öğretmeni yetersiz gösteren; hem veli hem öğrenci karşısında yaşanan olayların da etkisi oldu. Bizler yetkimizi kaybettik. Peki siz ne yaptınız bu aşamada derseniz bir öğretmen olarak? Köşe yazdığım Manşet Gazetesi’nde yıllardır bu sorunları ifade eden yazılarım oldu. Elimden gelen buydu. Gençler için bir dernek kurdum yıllar önce. Adab-ı muaşeret ve değerler eğitimiyle alakalı masal kitapları yazdım ilkokul çağındaki çocuklar için. En azından, seri hâlinde yazdığım o masal kitaplarıyla çocuklara değerleri, insanlığı, insani duyguları; saygıyı, sevgiyi, adaleti, hoşgörüyü öğretebileceğimi düşündüm. Benim yapabileceklerim bu kadardı ama artık Türk toplumu olarak kökten bir değişime girmek için karar vermek zorundayız. İçimiz yanıyor. Depremden sonra bunca acıdan sonra bunu da yaşamak... Artık karanlıklar içinde yaşayan bir halk gibi yaslar içerisindeyiz” şeklinde konuştu.





