Teknoloji çağında birçok insanın kullandığı sosyal medyanın insanlar üzerinde birçok zararı olduğu gibi birçok faydası da var. Zaman ve mekân kavramını ortadan kaldıran sosyal medya, iletişim ağına yeni soluk getirdi. Sosyal medya aşırı kullanımından dolayı gerçek hayatta asosyalliğe sebebiyet verdiği de birçok kesim tarafından kabul ediliyor. Sosyal medyanın zararlarının olduğu gibi faydalarının da olduğunu belirten Psikolojik Danışman Mehmet Ali Genç, sosyal medyada haz ilkesine göre hareket edildiği için daha çok olumsuz yönlerinin ortaya çıktığını belirtti. Genç, “ Sosyal medya bir yandan olumsuz etkilerine odaklanırken, bir yandan olumlu yönleri de göz ardı edilebiliyor. Her şeyi olumlu ya da olumsuz kullanabileceğimiz gibi sosyal medyayı da olumlu veya olumsuz kullanabiliriz. Haz ilkesine göre hareket edince daha çok olumsuz yönleri gün yüzüne çıkmaya başlıyor, mantık süzgecinden geçiremeyebiliyoruz. Sosyal medyayı mantık süzgecinden geçirerek sadece kendimiz için kullandığımız bir mecra ise sıkıntı yok. Sosyal medya bizi kullanmasın, biz sosyal medyayı kullanalım” şeklinde konuştu.

IMG_4419

SOSYAL MEDYAYA KARŞI BİLİNÇLİ OLMALIYIZ

Sosyal medya kullanımında insanların bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Mehmet Ali Genç, “Sosyal medya daha çok bir iletişim aracıdır. Sosyal medyayı farklı şekillerle de kullanabiliyoruz fakat bilinçli kullanabilmek için öncelikle hayatımızı ne kadar etkilediğinin farkında olmalıyız, bunları göz önünde bulundurmalıyız. ‘Sosyal medya hayatımda varken ne oluyor, yokken ne oluyor, varken bana ne katıyor, yokken ne katıyor, varken neleri azaltıyor, neleri olumsuz etkiliyor?’ Bunları öncelikle bir mantık süzgecinden geçirebilmemiz gerekiyor. Sosyal medyaya ayırdığımız zamanı da göz önünde bulundurmalıyız. Günlük hayatı ne kadar etkilediğini, başka etkinliklerimizden ne kadar çaldığının farkında olmamız lazım. Sosyal medyayı normal hayatımızdaki gibi kullanmalıyız. Bir yandan sosyal medyada atıp tutan biriyken, dışarıda kendi içine kapanan birisiyseniz burada bir anormallik var demektir. Sosyal medyada normal insan ilişkilerinde de tutarlı olabilmemiz gerekiyor. Bu tutarlılık insanın kendi içinde bir bütünlük oluşturmasını sağlar” ifadelerini kullandı.

ss5

SOSYAL MEDYANIN OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİLERİ VAR

Psikolojik Danışman Mehmet Ali Genç konuşmasının devamında şunları ifade etti: “Sosyal medyanın insan ilişkileri üzerinde olumlu da olumsuz da etkileri vardır. Olumlu etkiler, iletişimi artıran, insan ilişkilerinde zaman ve uzaklık kavramını ortadan kaldırıyor. Normal ortamlarda kuramayacağımız ilişkileri kurmamızı sağlayan bir platformdu. Yeri geldiğinde yalnızlık hissine kapıldığımızda, sosyal medya bu eksikliği giderebilir. Bir grubun yapmış olduğu bir etkinliğe sosyal medya aracılığıyla katılabiliriz. Bu tip örnekleri daha fazla sıralayabiliriz ama ana fikir şudur: zaman ve mekân kavramı ortadan kalktı, dünyanın her yerinden insanlarla her an iletişim kurulabiliyoruz. Olumsuz etkileri ise şunlardır: Sosyal medyaya kapılan insan, gerçek hayattaki insan ilişkilerinde bir gerileme yaşar. Biz nereye ağırlık verirsek orası ilerleme gösterir. Diğer alanlar ise göz ardı etmiş oluruz ve nispeten diğer alanlar arka plan kalmış olur. Sosyal medyaya yöneldiğimizde yüz yüze olan insan ilişkileri biraz zayıflıyor. İnsanlarla yan yana geldiğimizde ne yapılması gerektiğine dair bir fikrimiz olmayabilir. İnsanlarla nasıl iletişim başlatacağını bilmeyebiliriz.”

SOSYAL MEDYA İNSANLARDAKİ ÇOCUKSU YAPIYI ORTAYA ÇIKARIYOR

Sosyal medyada insanların, sorgulamadan çoğu şeyi mantık süzgecinden geçirmeden, istediği gibi yazıp çizdiğini ifade eden Genç, “Sosyal medyada insanlar istediği gibi yazabiliyorlar, istediği gibi iletişim kurabiliyorlar. Sosyal medya da bir tabir vardır ‘klavye delikanlısı’ tam olarak bu ortaya çıkıyor. Sosyal medyada, eleştiriyor, hakaret ediyor ama gerçek hayatta baktığımızda bambaşka bir kişilik meydana geliyor. İnsanlarda, haz ilkesine dayanan ego ve süper ego ortaya çıkıyor. Sosyal medyada insanlarda çocuksu yapı haz ilkesi oluyor. İstediği an, yapmak istediğini yapabiliyor. Sosyal medyada İD daha çok ön planda oluyor, o an rahatsız mı oluyor? Hemen eleştiriyor. Mutlu mu oluyor? Hemen beğeniyor. Haz ilkesine göre hareket ettiği için gerçek hayattan çok daha farklı bir hareket mekanizması işleyebiliyor” diye konuştu.

TEKNOLOJİK ÇAĞDA SANAL İLİŞKİ OLMASI ÇOK DOĞAL

Sosyal medyadaki sanal ilişkilere de değinen Mehmet Ali Genç, “Sanal ilişkiler, toplumumuzda alışık olmadığımız bir durum. Daha yeni yeni oluşan bir ilişki türüdür. Bu ilişki türünde insanlar, karşı tarafı görmeden yüz yüze gelemeden ilişkilerini yürütüyor. Güven konusunda sorun yaşanabiliyor. Karşıdaki kişinin gerçekten insan mı ya da farklı bir kimse mi diye insanlar tereddüde düşebiliyor. Dünya değişiyor, teknoloji çağında yaşıyoruz, teknoloji ile birlikte sanal ilişkilerin de artması gayet normal. İnsanlar her şeyi teknoloji üzerinden yapmaya başladıkça, insan ilişkileri de arkadaşlıklar da sanal ortamda başlatabiliyor. İlişkilerde en önemli noktalardan birisi de karşılıklı olan anlayıştır. Kişiler birbirlerini görmeseler de karşılıklı olarak anlaştıkları sürece, birbirlerinden doyum aldıkları sürece sanal ilişkilere yönelebiliyorlar. İlişki sanal olarak başlayabilir, sanal ilişki olarak devam edebilir ancak sanal ilişki gerçeğe dönüşürse her hangi bir sıkıntı oluşturmayacaktır” dedi.

SOSYAL MEDYA İNSANLARI BİR NOKTADA TEK TİPLEŞTİRİYOR

Psikolojik Danışman Mehmet Ali Genç, sosyal medyada insanların bir noktadan sonra tek tipleştiğini dile getirdi. Genç, “Sosyal medya da daha çok haz ilkesi mevcut. O an ne yapmak istiyorsa, onu yapmaya çalışıyor. Ahlaki yapı, süper ego arka planda kalabiliyor. Sosyal medyada, kendimizi kötü haldeyken ya da kötü giyinmişken, çok kiloluyken ya da zayıfken paylaşmayız. Kendimizi daha iyi hissettiğimiz zaman, daha iyi konumdayken, daha avantajlı bir konumdayken kendimizi paylaşırız. Aslında biz kendi zenginliklerimizi paylaşıyoruz. Böyle olduğu için sosyal medya sanki hep kendine yatırım yapman gereken ve mükemmel olman gerektiği bir ortam olarak algılanabiliyor. Sosyal medyaya girdiğinde, insanlar geziyor, insanlar bunu yapıyorlar gibi şeyler insanları olumsuz etkiliyor. Kişi kendine şunu dayatıyor: bende bir şeyler yapmalıyım. Yapamadığında da yetersizlik duygu meydana gelebiliyor. Bu gibi dayatmalar ortaya çıkıyor. Trend olan bir şey olduğu zaman ‘ben yapamıyorum, benim annem niye buna izin vermiyor, babam niye izin vermiyor, ben niye yapamıyorum’ gibi düşüncelere kapılıyor ve bu trend olan şeyi gerçekleştirme eğilimi daha da artıyor. Çünkü bu trend olan şey beğeni topluyor, beğeni topladıkça, kendi içinde bir baskı bir dayatma meydana geliyor. Bir noktada bu olaylar silsilesinde ego savaşı oluşuyor. İnsanlar ‘Ben daha iyiyim’ algısını yaratmaya çalışıyor. Fotoğraflarda filtre kullanarak daha güzel göstermeye çabası oluyor. Bu filtrelerle olması gerektiğinden çok daha farklı bir profil sergiliyorlar. Bu profille insanlar genel olarak benzer bir kalıba sokuluyor. Bir efekt size de uygulandığında sizi de aynı konuma sokuyor. Sosyal medya dayatmaları denildiğinde bunu kastediyoruz. Tek tipleştirme sosyal medya ile daha hızlı ve daha sistematik bir şekilde yapılıyor” şeklinde konuştu.

ss4

SOSYAL MEDYA EVRİLMELERİ HIZLANDIRIYOR

Öğrencilerin Şefkat Eli Can Dostlara Uzandı Öğrencilerin Şefkat Eli Can Dostlara Uzandı

Mehmet Ali Genç son olarak şunları ifade etti: “Kültürümüz, dilimiz, ahlaki yapımız, insanlardan beklentilerimiz değişiyor. Sosyal medyada bu süreçte büyük bir araç oluyor. Eskiden sosyal medya yokken, insanlar bir şeyi değiştirecekleri zaman farklı bir şeylerle karşılaşıyorlar. Bu daha iyiymiş kavramını fark ettikleri zaman kendilerinde değişim meydana gelebiliyor. Bu olay, sosyal medya ile çok daha hızlı bir şekilde oluyor. Aynı anda bir sürü uyaranla karşılaşabiliyoruz, bu uyaranlarla karşılaştığımız zaman çok daha hızlı bir evrilme meydana geliyor. Bu evrilme süreci bazen de çok mantıklı olmayabiliyor. Normal zamanlarda hızlı gelişmediği için mantık süzgecinden geçirebilip kendi içerisinde tutabiliyor. Şuan sosyal medyanın yoğun olarak kullandığı bir zamanda yapılan şeylerin çoğu mantık süzgecinden geçirilmiyor. İnsanlar yapmak istiyor ve yapıyor. Sorgulama yok ama sorgulamak gerekiyor.”

Haber: Ömer Harmankaya