Kahramanmaraş’ın Millî Mücadele yıllarında ortaya koyduğu direniş ruhu, “Maraş bize mezar olmadan, düşmana gülzar olamaz” sözüyle hafızalara kazındı.Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından işgal güçlerinin Anadolu’daki ilerleyişi Maraş’a da uzandı. Fransız birlikleri ve onlarla birlikte hareket eden Ermeni silahlı gruplarının şehre girmesi, Maraş’ta büyük bir direnişin fitilini ateşledi. Maraş halkı, işgale karşı örgütlenerek şehir savunmasına geçti. Sütçü İmam’ın 31 Ekim 1919’da Uzunoluk’ta işgal güçlerine karşı gerçekleştirdiği ilk silahlı karşı koyuş, direnişin sembol hadiselerinden biri oldu. Ardından şehir genelinde büyüyen mücadele, kadınından erkeğine, yaşlısından gencine kadar Maraş halkının ortak direnişine dönüştü. 12 Şubat 1920’de Fransız kuvvetlerinin şehirden çekilmesiyle Maraş, işgalden kurtuldu.

“GÜLZAR” SÖZÜ NE ANLATIYOR?
Sözde geçen “gülzar”, “gül bahçesi” anlamına geliyor. İfadenin bütünü ise mecazlı bir anlatımla, Maraş’ın kendi halkına mezar olmadan düşmana rahat ve güvenli bir yurt olmayacağını anlatıyor.Bu nedenle söz, yalnızca bir meydan okuma cümlesi olarak değil; Maraş halkının işgale karşı “ya istiklal ya ölüm” anlayışını yansıtan tarihî bir ifade olarak değerlendiriliyor.
MARAŞ’IN DİRENİŞ HAFIZASINDA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR
Bugün “Maraş bize mezar olmadan, düşmana gülzar olamaz” sözü, kentin Millî Mücadele dönemindeki fedakârlığını ve bağımsızlık iradesini hatırlatan ifadeler arasında yer alıyor. İşgal günlerinde silaha sarılan Maraş halkının mücadelesi, Cumhuriyet tarihinin önemli yerel direnişlerinden biri olarak hafızalardaki yerini korurken, şehrin “Kahraman” unvanıyla anılmasının da tarihî zeminini oluşturdu.




