Kahramanmaraş mutfağının geleneksel lezzetlerinden hapsa; pekmez ve nişastayla hazırlanan, bulamaç olarak da adlandırılan, jöle kıvamında bir yiyecek olarak biliniyor. Geçmişten günümüze aktarılan bir anlatı ise bu yöresel lezzetin çevresinde şekillenen ince ve mizahi bir öğretme geleneğini ortaya koyuyor.
GELİN DOĞRUYU ÖĞRENMEK İÇİN İLGİNÇ BİR YOL BULDU
Rivayete göre yeni evlenen genç bir kız, hapsanın nasıl hazırlandığını bilmiyordu. Yemeğe tuz katılıp katılmadığından emin olamayan gelin, bunu doğrudan sormak yerine kaynanasının kendisini düzelteceğini düşünerek, “Hapsası tuzlu ana” diye seslendi. Gelin yanlış biliyorsa kaynanasının doğruyu söyleyeceğini umuyordu. Bunun üzerine kaynanası gülerek, “Hapsa tuzlu olur mu?” diye karşılık verdi. Böylece genç gelin, hapsaya tuz katılmadığını kimseye doğrudan sormadan öğrenmiş oldu.
“HAPSASI TUZLU GELİN” SÖZÜ DİLDEN DİLE YAYILDI
Bu olayın ardından bir işi bilmeyen genç kızlara doğrusunu öğretirken “Hapsası tuzlu gelin” sözü şaka yollu kullanılmaya başlandı. Zamanla dilden dile aktarılan ifade, insanları utandırmadan ve kırmadan uyarmanın zarif bir yolu hâline geldi. Hapsanın etrafında şekillenen bu anlatı, geçmişte bilgilerin mizah ve nezaketle kuşaktan kuşağa aktarıldığını gösteren kültürel bir miras olarak yaşamayı sürdürüyor.





