Kahramanmaraş’ın kültürel mirasında önemli bir yere sahip olan gelin hamamı, geçmişten günümüze uzanan düğün adetleri arasında bulunuyor. Eskiden yalnızca salı günleri düzenlenen, zamanla pazar günlerinde de gerçekleştirilmeye başlanan bu tören, evlilik hazırlığındaki genç kızların yakınlarıyla bir araya geldiği özel bir buluşma olarak biliniyor. Manilerin söylendiği, türkülerin seslendirildiği ve çeşitli ritüellerin uygulandığı etkinlik, yeni bir hayata adım atmanın simgesi olarak kabul ediliyor. Kendine özgü ayrıntılarıyla dikkat çeken bu gelenek, şehrin geçmişteki sosyal yaşamından izler taşıyor.

GELİNLERİN BAŞI ÖZEL RİTÜELLERLE BAĞLANIRDI

Geçmişte düzenlenen törenlerde hamam, diğer müşterilere kapatılarak yalnızca davetli kadınlara ayrılırdı. Sabah saatlerinde toplanan misafirler, gelini alkışlar ve maniler eşliğinde karşılardı. Ardından genç kızın kıyafetleri değiştirilir, saçları örülerek altın mahmudiyelerle süslenirdi. Baş bağlama işleminin becerikli ve tecrübeli bir kadın tarafından yapılmasına büyük önem verilirdi. Bu aşamada başın ön kısmına yeşil, arkasına kırmızı duvak bağlanırken ayaklara sarı edik ve çorap giydirilirdi. Hazırlıkların tamamlanmasıyla natır adı verilen hamam görevlisi, iki elinde yanan mumlarla alayın önüne geçerdi. Türküler eşliğinde orta havuz üç veya beş kez dolaşılır, damat tarafı davetlilerin üzerine para ve çerez serperdi. Daha sonra genç kızın ayaklarına gümüş nalın giydirilirdi. Evlenme çağındaki kızlar, kısmetlerinin açılacağına inanarak bu nalınların üzerine isimlerini yazardı.

Whatsapp Image 2025 07 02 At 131710

GÖBEK TAŞI ETRAFINDA MANİLER SÖYLENİRDİ

Geleneksel Türk hamamlarının merkezinde bulunan göbek taşı, genellikle mermerden yapılan, yüksek ve ısıtılan bir platform olarak biliniyor. Hamamın sıcaklık bölümünde yer alan bu alan, yıkanma ve dinlenmenin yanı sıra geçmişte çeşitli törenlere de ev sahipliği yapardı. Kahramanmaraş’ın gelin hamamı geleneğinde ise göbek taşı, kutlamaların önemli noktalarından birini oluştururdu. Gelin ve beraberindeki kadınlar, türküler ve maniler eşliğinde taşın etrafını üç veya beş kez dolaşırdı. Ardından natır adı verilen hamam görevlisinin taşıdığı mumlar, gelinin ayağıyla söndürülürdü. Bu mumlar gerdek gecesinde kullanılmak üzere saklanırken adağı bulunan kadınlar da renkli mumlar yakarak dileklerde bulunurdu. Törenin sonunda yıkanan gelin, havlulara sarılarak dinlenme bölümüne çıkarılırdı. Damat tarafının hazırladığı kıyafetler giydirildikten sonra annesine teslim edilmesiyle tören sona ererdi.

Muhabir: Emrah Özdemir