Kahramanmaraş’ta zamanın getirdiği modern dokunuşlara rağmen, nar kırmadan el öpmeye, konvoy alayından para saçmaya kadar pek çok gelenek hâlâ canlılığını koruyor. Anadolu’nun kadim şehirlerinden Kahramanmaraş’ta geçmişte gelinlerin at sırtında getirildiği düğünler, günümüzde yerini uzun araç konvoylarına bıraktı.

Ekran Görüntüsü 2025 12 30 102826

Gelin alayları artık korna sesleri ve süslenen araçlarla ilerlerken, konvoyun uzunluğu da adeta düğünün görkemini ve ailenin çevresini simgeliyor. Konvoyun önünün ip gerilerek kesilmesi ise geçmişten günümüze taşınan önemli geleneklerden biri. Bu noktada damadın babası, bereket getirmesi için bozuk para saçıyor, çocuklara zarflarla harçlık dağıtıyor.

GELENEKLE AÇILAN YENİ BİR SAYFA

Avrupada Islami Dugun

Gelin, oğlan evine ulaştığında ilk olarak kayınpederin elini öpüyor. Bu davranış, yeni hayatına attığı adımın ve aile büyüklerine duyulan saygının sembolü olarak görülüyor. Ardından kaynananın gelinin ayağı önünde cam şişe kırmasıyla tören devam ediyor. Bu gelenek, eski alışkanlıkların geride bırakılması ve yeni bir başlangıcın simgesi olarak yorumlanıyor. Şişe kırılırken etrafa saçılan paralar ise bolluk ve cömertlik dileğini temsil ediyor.

NAR KIRMA GELENEĞİ BEREKETİN SİMGESİ

Ekran Görüntüsü 2025 12 30 103244

Düğünlerin en dikkat çekici geleneklerinden biri de nar kırma geleneği. Gelin, eve girmeden önce kayınvalidesinin kolunun altından geçerek içeri adım atıyor. Bu hareket, aile büyüklerine bağlılık ve uyumu simgeliyor. Ardından gelinin eline verilen nar, evin girişinde duvara çarpılarak kırılıyor. Nar tanelerinin etrafa saçılması, evlilikte bereket ve mutluluk beklentisini ifade ediyor. Halk arasında ise gelinin nar tanelerinden kaç tanesini yerse, o kadar çocuğu olacağına inanılıyor. Kahramanmaraş’ta kuşaktan kuşağa aktarılan bu düğün gelenekleri, şehrin kültürel hafızasını canlı tutarken, modern düğünlere de anlam ve kimlik kazandırmaya devam ediyor.

ÜÇ GÜN ÜÇ GECE SÜREN DÜĞÜNLER, EVLERDE KAYNAYAN YAHNİLER

Ekran Görüntüsü 2025 12 30 102731Kahramanmaraş’ta düğünler geçmişte yalnızca bir günle sınırlı kalmaz, üç gün üç gece sürerdi. Bu gelenek, günümüzde de özellikle kırsal mahallelerde yaşatılmaya devam ediyor. Düğün hazırlıkları günler öncesinden başlar, evlerin avlularında kazanlar kurulur; etli yahniler, pilavlar ve yöreye özgü yemekler pişirilirdi. Düğüne gelen misafirler düğün salonlarında değil, evlerde ağırlanır; hazırlanan yemekler komşular ve misafirlerle paylaşılırdı. Bu gelenek, dayanışma ve paylaşma kültürünü ön plana çıkarırken, düğünlerin aynı zamanda mahalle ve akrabalık bağlarını güçlendiren önemli bir buluşma alanı olmasını sağlardı. Günümüzde düğün süreleri kısalmış olsa da, bu sofraların ve ikram geleneğinin hatırası hâlâ anlatılmaya devam ediyor.

Muhabir: MELİKE ALGAN