Kahramanmaraş’ın köklü mutfak kültürünün simgelerinden biri olan masere kazanları, Bakırcılar Çarşısı’nda ustaların yoğun emeğiyle şekillenmeye devam ediyor. Mesleğe 40 yılını veren Mustafa Gümüş Kaşık, bakır levhaları çekiç darbeleriyle işleyerek farklı ölçülerde kazanlar üretiyor. geçmişe göre azalsa da masere kazanlarının yöredeki önemini koruduğunu belirtiyor.

KIŞLIK HAZIRLIKLARDA KULLANILIYOR
Özellikle kışlık erzak hazırlıklarında tercih edilen masere kazanları, geniş ailelerin ve imece usulü üretimin temel araçları arasında bulunuyor. Taban çapı 100 santimetreye kadar ulaşabilen bu kazanlarda tarhana aşı ile bulgur kaynatılıyor, üzüm şırası ve pekmez hazırlanıyor.
BAKIR LEVHALAR ÇEKİÇLE BİÇİMLENDİRİLİYOR
Üretim süreci emek, sabır ve deneyim gerektiriyor. Bakır levhalar, çekiç darbeleriyle biçimlendirilerek istenen ölçülere getiriliyor. El işçiliğiyle tamamlanan masere kazanları, sağlam yapıları sayesinde uzun yıllar kullanılabiliyor. Yaptığı işi anlatan Gümüş Kaşık, “Maraş’ın yöresel masere kazanlarını üretiyorum. Bunların içerisinde tarhana, pekmez, bulgur ve yemek gibi birçok ürün hazırlanıyor. Bu mesleği 40 yıldır yapıyorum” dedi.

BİR DÖNEM ÇEYİZLERDE YER ALIYORDU
Masere kazanları yalnızca bir mutfak gereci olarak değil, bölgenin sosyal hayatını yansıtan kültürel bir değer olarak da kabul ediliyor. Geçmişte evlenecek genç kızların çeyizlerine konulan bu kazan, yeni kurulacak ailenin kışlık erzaklarını hazırlarken kullanacağı temel eşyalar arasında yer alıyordu. Eskiden ateşe konulmadan önce dış yüzeyi çamurla sıvanan kazanların is tutması önleniyor ve kullanım sonrasında daha kolay temizlenmesi sağlanıyordu. Bugün kullanım alanı daralsa da Bakırcılar Çarşısı’ndaki ustalar, mesleklerini sürdürerek asırlık mirası gelecek kuşaklara aktarıyor.




