Kahramanmaraş’ta Piazza AVM yanında konteynerda çiçekçilik yapan Büşra Demir, bir başka çiçekçi esnafının kendisine yönelik tehdit, hakaret ve baskılarının artık dayanılmaz bir boyuta ulaştığını söyledi. Spina Bifida hastası olduğunu ve hareket kısıtlılığı nedeniyle çalışmak zorunda olduğunu vurgulayan Demir, yaşadıklarını kamuoyuyla paylaştı. Yaşadığı sürecin yalnızca esnaf rekabetiyle sınırlı olmadığını dile getiren Demir, sorun yaşadığı kişinin bir milletvekilinin akrabası olduğunu iddia etti. Bu durumun şikayetlerinin sonuçsuz kalmasına neden olduğunu öne süren Demir, savcılık ve belediye nezdinde yaptığı başvurulardan bir sonuç alamadığını belirtti. Yetkili kurumlardan beklediği desteği göremediğini ifade eden Demir, yaşadığı tehditlerin boyutunun giderek ağırlaştığını savunarak, kamuoyuna açık bir seslenişte bulundu. Çaresizlik içinde sesini duyurmaya çalıştığını söyleyen Demir, açıklamasında yurt dışında yaşayan Sedat Peker’e de seslenerek, yardım çağrısı yaptı.

Sedat Peker-2

MİLLETVEKİLİNİN AKRABASI OLDUĞU İÇİN KİMSE BİR ŞEY YAPMIYOR

Çiçekçi esnafı Büşra Demir, kendisine musallat olan bir başka çiçekçiyi şikayet ederek, güvenlik güçlerinden yardım isteyerek başından atamadığı için Sedat Peker’e yardım çağrısında bulundu. Demir; “Piazza AVM’nin yan tarafında, bir konteynerda çiçekçilik yapıyorum. Spina Bifida hastasıyım ve hareket bozukluğum var. Çalışmak zorundayım. Malum, bu rahatsızlığı olanlar bilir; sıkıntılı bir rahatsızlık. Ben de hayatımı kimseye muhtaç olmadan bir şekilde idame ettirmeye çalışıyorum. Benim başım, benden bir dükkan aşağıdaki bir çiçekçiyle belada. Adam önce “kuşçu dükkanı açacağım” dedi, konteyner aldı ama kuşçu dükkanı açmadı. Benden bir yıl sonra çiçekçi dükkanı açtı. O günden sonra sürekli bana sarmaya başladı. Burası malum deprem bölgesi. Belediye de, ara sokakta olmamız ve pek gelip giden olmaması nedeniyle, sokağın başında belirli saatlerde çiçek satmamız için tezgah açmamıza müsaade etti. Bu adam kafayı bana taktı. “Ben sana bu sokakta çiçek sattırmayacağım. Sana burada ekmek yedirmeyeceğim” demeye başladı. Artık durum çekilecek bir boyutta değil. Hakaretler, küfürler… Bu beyefendi Kahramanmaraş’ta bir milletvekilinin akrabası. Akrabası olduğu için de kimse bir şey yapmıyor. Daha önce alkol alıp dükkanımı bastı, bıçak çekti. Savcılığa gittim, hiçbir sonuç alamadım. Belediye başkanına, Fırat Başkanıma yalvardım. Hala mesajlarım duruyor. “Lütfen bakın, bu adam sıkıntılı. Beni bu adamdan kurtarın” dedim. Dikkate alınmadım. Başkan yardımcısına rica ettim, daire başkanlarına rica ettim, genel sekretere rica ettim, zabıta daire başkanına rica ettim. Ve bu adam hala burada, benimle beraber. O orada satıyor, ben burada satıyorum. Satamadığı zaman bana sarıyor. İçip içip dükkanımı basıyor. Artık ben yoruldum. Ağıza alınmayacak küfürler, ağıza alınmayacak hakaretler… Namus, şeref, haysiyet hiçbir şey bırakmadı.

BEN ÖLDÜKTEN SONRA MI BİR ŞEYLER OLACAK?

Adam, gözümün önünde birini bıçakladı ve ceza almadı. Bu nasıl bir sistem? Şunu söylemek istiyorum: Bir savcının, bir hakimin, bir adalet bakanının, bir milletvekilinin eşi, ailesi ya da kardeşi olsa, vallahi iki seneden önce o insan dışarı çıkamaz. Ama bu adam elini kolunu sallayarak geziyor. Bir de yanına tekelciyi aldı. Tekelciyle birlikte bana musallat oldular. Beni dağa kaldırmakla, asit döküp yakmakla tehdit ediyorlar. Ağza alınmayacak hakaretler ediyorlar. “Ne yapabilir Büşra?” diyorsunuz. Ben öldükten sonra mı bir şeyler olacak? Çünkü biliyorum, bu adamın daha önce birinin arabasına asit dökerek zarar verdiğini biliyorum. O da yanına kar kaldı. Adam yaptığı her şeyin yanına kar kaldığını gördüğü için kendisine her şeyi hak görüyor. Başkasına sarıyor. Başkasına gücü yetmediği zaman direkt benim dükkanımı basıyor. Devletin kapısını çaldım, belediyenin kapısını çaldım, yetkililerin kapısını çaldım. Benim ölmem mi gerek? Bu adamdan zarar görmem mi gerek? İlla bana bir şey yapması mı lazım? Daha neyi bekliyorsunuz? Ağza alınmayacak hakaretler, namusum, şerefim, haysiyetim, kadınlığım… Her şeyim hedef alınıyor. Hayatta hiçbir insanın kaldıramayacağı hakaretleri duyuyorum. Artık yoruldum. Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Adalet Bakanım, yetkililer… Devlet merhametle değil, adaletle yönetilir.

BENİ ASİT DÖKÜP YAKMAKLA TEHDİT ETTİ

Bir Kartal arabam var. Burada herkes biliyor. Gelip sorabilirsiniz. Bazen çalışmıyor. Karşıya koyuyorum; itmesi kolay olsun, vitese verip çalıştırmak için. Belediyenin çöplüğü var karşımda. Çöp atıyorum, “oraya çöp dökmeyeceksin” diyor. Herkes döküyor ama ben yukarı kadar götürmek zorunda kalıyorum. Komşular, “Abla idare et” diyor. Ya nereye kadar idare edeceğim? Benim burada hakkım yok mu? “Abla bununla muhatap olma” diyorlar. Nereye kadar? Dün yine geldi. Hiç alakası olmayan bir konuyla başkasına salça oldu. Ona da gücü yetmeyince ibreyi yine bana çevirdi. Attığı hakaretler, iftiralar… Onu da geçtik; yine beni asit döküp yakmakla, dükkanımı dağıtmakla tehdit etti.

SEDAT PEKER'DEN YARDIM İSTEYECEĞİM AKLIMA GELMEZDİ

Ben çalışmak zorundayım. Hayatımı idame ettirmek zorundayım. Bu işe ihtiyacım var. Kendi ayaklarımın üzerinde durmak zorundayım. Bunun yanında böyle pisliklerle uğraşmak zorunda değilim. Hiç aklıma gelmezdi. Sedat Peker kardeşimden yardım isteyeceğim. Allah rızası için kardeşim, beni bu pislikten kurtar. Devletim bana sahip çıkmadı. Savcım bana sahip çıkmadı. Belediyem bana sahip çıkmadı. Komşularım bana sahip çıkmadı. Lütfen, size yalvarıyorum, beni bu adamdan kurtarın. İftiralar, hakaretler… Boyutu artık çok ağır. Yoruldum. Herkes biliyor bunu. Lütfen bana yardım edin. Ölmem mi gerekiyor? Ceza alması için beni yakması mı lazım? Asit döküp beni parçalaması mı lazım? İçiyor, şişeleri duvarlara vuruyor. Artık yoruldum. Allah rızası için bu kardeşinize yardım edin.

BAŞIMA BİR İŞ GELİRSE SORUMLUSU BELLİ

Ben artık devletimden yardım istemiyorum. Devletim bana sahip çıkmıyor. Savcı takipsizlik veriyor. Adam bıçakladı, bir şey olmadı. Herkese salça oluyor. Polis geliyor, dinliyor, yalan yanlış anlattıklarını dinliyor, çekip gidiyor. “Abla belli bu, abla idare et” diyorlar.
Ya ben nereye kadar idare edeyim? Bir gün içecek, sonra gelecek, kafamdan aşağı bir şey dökecek. Ya da illa bir şey olması mı gerekiyor? Benim başıma bir iş gelirse, benden bir dükkan aşağıdaki çiçekçinin sahibi Yahya Kemal Açıkgöz’dür ve şikayetçiyim. Başıma bir iş gelirse sorumlusu devlettir. Bana sahip çıkamayan devletimdir” şeklinde konuştu.

Muhabir: Özel Haber