Kahramanmaraş’ın dağ köylerinde, sulak alanlarında ve bereketli topraklarında kendiliğinden yetişen yarpuz bitkisi, bölge halkı tarafından yıllardır hem yemeklerde hem de doğal tedavi yöntemlerinde kullanılıyor. Halk arasında “yabani nane” ya da “su nanesi” olarak da bilinen yarpuz; güçlü kokusu, serinletici aroması ve ferahlatıcı etkisiyle biliniyor.
Taze ya da kurutularak tüketilen bu şifalı ot, özellikle yaz sofralarının vazgeçilmezlerinden biri hâline gelirken; yoğurt, buğday ve sarımsakla yapılan geleneksel tariflerle de damaklara hitap ediyor. Yarpuz, yalnızca mutfaklarda değil; aynı zamanda aktarlarda, çay karışımlarında ve alternatif tıp uygulamalarında da sıkça tercih ediliyor. Güçlü antibakteriyel yapısı, sindirim sistemine olan katkısı ve sakinleştirici etkileriyle bilinen bu bitki, her geçen gün daha fazla insanın ilgisini çekiyor. Yıllardır Kahramanmaraşlıların mutfağında ve şifa dolabında yer bulan yarpuz, hem doğallığı hem de sağlığa katkısıyla kırsal kültürün vazgeçilmezleri arasında yer almaya devam ediyor.
GELENEKSEL YARPUZ TARİFİ
Yarpuz yaprakları, toplanıp hazırlanmak üzere özenle ayrılıyor. İlk adımda yapraklar saplarından ayrılarak sirkeli su ile yıkanıyor, ardından ince ince doğranıyor. Yemek hazırlığına başlamadan bir gün önce buğdaylar suda ıslatılarak şişmesi bekleniyor. Şişen buğdaylar, üzerini kapatacak şekilde sıcak su ile pişirilip, yumuşadığında tuz ve yarpuz ile harmanlanıyor. Yarpuzun rengi değişip yumuşadığında ocaktan alınarak soğumaya bırakılıyor. Soğuduktan sonra isteğe bağlı olarak sarımsaklı veya sarımsaksız süzme yoğurt ekleniyor ve tüm karışım güzelce harmanlanarak sunuma hazırlanıyor.