28 yıllık spor hayatında tek bir branşla sınırlı kalmayan, Fıtness, Taybo, Karate, Tekvando, Kick boks, Wushu, Zayıflama, Vücut geliştirme, Plates, Kungfu ve Aikido gibi spor dallarının hem antrenörlüğünü, hem de hakemliğini yapan Müjgan Paçacı, kendine has eğitimlerle kilo vermek isteyen vatandaşların derdine derman oluyor. Öğrencilerle birebir ilgilenen, aletsiz çalışma yöntemleri ve doğru beslenmeyle vatandaşları sağlıklı bir şekilde zayıflatan Paçacı, ilk seansta olumlu sonuçların ortaya çıktığını söyledi. Paçacı, “Öğrenciler sözümden çıkmazlarsa ilk bir hafta da o kavuşmayan düğmeleri kavuşturuyorum. Geri kalan süreçte onlara kalmış. Rakam olarak bunlara bir şey söyleyemeyiz. Çünkü herkeste bu rakamlar değişecektir. Amacımız kalıcı kilo vermek. O yüzden zaten diyet yerine dengeli beslenmeyi öğretiyorum. Böylece kalıcı kilo verdiriyoruz. Bir öğrencime 1 ayda 20 kilo verdirmiştim. Kendisi ev hanımıydı. İlk bir hafta da 8 buçuk kilo verdi. 1 ay içerisinde de 20 kiloya tamamlamıştı” dedi.
“TEMELİ SAĞLAM ATMAK LAZIM”
Özellikle gençlerle daha çok ilgilendiklerini ifade eden Paçacı, gençlerin fazla kilolarla gezmesini istemediğini söyledi. Paçacı, “Özellikle buraya gençler geldikleri zaman daha çok ilgileniyorum. Çünkü gençlerin o kilolarla gezmesini istemiyorum. Onlar bu yaşta bu kiloyla olurlarsa yarın bir gün anne olduklarında bunun önüne geçemeyecekler. Temeli sağlam atmak lazım. Vücut bir kere deforme olursa geri onu düzlemek çok zordur. Bende burada o vücudu deforme olmadan yakalamaya çalışıyorum. Sporsuz, diyet yaparak kilo verirlerse o vücut o zaman deforme olacaktır. Sadece yürüyüş yapılarak da kilo verilmez. O vücut sarkacaktır. Hiç vermeyin kilolu kalın ondan daha iyi. O sarkıkları toparlamak, zayıflamaktan daha zordur. Bizim öğrencilerimiz burada sarkmayı bırakın tam tersi toparlanarak kilo veriyorlar” diye konuştu.
“ÖĞRENCİLERİN ÖZGÜVENLERİ ARTIYOR”
Öğrencilerin spor salonuna değil de evlerine geliyormuş gibi hissettiklerini söyleyen Paçacı, “İlk buraya geldiklerinde çekinerek, kafalarında acabalarla geliyor. Ortam nasıl olacak, hoca bizimle ilgilenecek mi yapabilecek miyim? Yapamayacak mıyım? Düşünceleriyle geliyorlar. Biz bu yüzden müziklerimizi bile sıra dışı yapıyoruz. Burada bir aile ortamı oluşturduk. Öğrenciler buraya geldikleri zaman spor salonuna geliyormuş gibi değil de evlerine geliyorlarmış gibiler. Hepsinin özel hayatını bile biliyorum. Ben sadece hocaları değilim, anneleri, ablalarıyım. Birebir ilgileniyorum. İçine kapanıklıklarını da böylece atıyorlar. Özgüvenleri de artıyor. Beslenmelerini de her gün takip ediyorum. Hatta antrenmanda bile soruyorum. Kaçamak yapanları ayağa kaldırıyorum. Evlerine ödev veriyorum. Onların takiplerini yapıyorum. Öğrencilerin üzerinde psikolojik baskı oluşturuyorum. Onlar biliyor ki kendilerini takip eden birisi var. Ve en önemlisi ilgilenen biri var. Bu iş parayla falan yapılmaz. Bu iş anca seviyorsan yapılır. Yoksa mümkün değil bu kadar detaylı uğraşamazsın. Kim yüzlerce öğrenciye ne yedin? Ne içtin? Kaçamak yaptın mı diye sorar? Tek tek bunları dinler. Mümkün değil yapmazlar. Severek işimi yapıyorum o yüzden ilgileniyorum ki sonuç alsınlar. Benim bu salona geldilerse zayıflamadan gitmeyecekler. Bölgenin en kalabalık salonu da biziz. Bunun saymam mümkün bile değil” ifadelerini kullandı.
“MOTİVASYON ÇOK ÖNEMLİDİR”
Aletli alan dışında aletsiz bölümde çalıştırdıklarını dile getiren Paçacı, “Aletli çalıştırdığımız bir bölüm var. Ama özellikle zayıflattığım bölüm aletsiz çalışmadan oluşan bir saatlik bir antrenmandır. O antrenmanla zaten bu hızlı sonuçları ortaya çıkarıyoruz. O antrenmanda 28 yılın tecrübesiyle harmanlayıp ortaya çıkardığım bir antrenmandır. Antrenmanda sadece hareketler önemli değildir. Motivasyonda çok önemli. Öğrenciye verdiğimiz enerjide çok önemli. Orada devamlı konuşuyorum, anlatıyorum buraya niçin geldiklerini hatırlatıyorum. Her seferinde bu sistemle bir antrenman yapıyoruz” dedi.
“DOĞRU BESİNLERDEN YE, DOYUNCAYA KADAR YE”
Kilo vermek için gelen öğrencilere ara öğünü yasakladığını ve devamlı anne yemeklerini yemelerini söylediğini ifada eden Paçacı, şunları kaydetti: “Hazır gıdalara karşı savaş açtım. Benim öğrencime tavsiye ettiğim hep anne yemeğidir. Hazır gıdalardan uzak durmayı öğretiyorum. Ambalaj içerisine girmiş yiyeceklerden uzak durduruyorum. Biz yemek yiyerek zayıflatıyoruz. Ve doyuncaya kadar yiyorlar. Diyetlerde insanlar hep aç kalıyor. Aç kalarak kilo veremezsin. Bir araba benzinsiz çalışmaz. Bizim vücudumuzun benzini de besinlerimizdir. Ama kaliteli besinler olmalı. Onlara doğru saatlerde beslenmeyi öğretiyorum. Doğru gıdaları öğretiyorum. Aç kalmadan beslenmeyi öğretiyorum. Doğru besinlerden ye doyuncaya kadar ye. Bizim en büyük kurallarımızdan biriside ara öğünü yasaktır. 3 ana öğünü doyuncaya kadar yersen zaten ara öğüne gerek kalmayacaktır. Bu birazda hormonların çalışmasıyla alakalıdır. Her bir hormonumuzun çalıştığı farklı saatler vardır. Buna göre beslenme uyguluyoruz. Kilo almaya gelen öğrencilerimi de tam tersi ara öğünle besliyorum. Bura da ne kadar ters, tezat bir durum var. Diyetisyenler ara öğünle besleyerek zayıflatmaya çalışıyor. Ben ara öğünü aradan çıkararak zayıflatıyorum. Bir dilim ekmek, bir dilim peynir diyerek değil doyuncaya kadar. Mesela kebap yiyecek istersen 50 şiş ye hiç sorun değil.”
“SU METABOLİZMAYI HIZLANDIRIR”
Spora gelmeden 2 saat önce yemek yenilmesi gerektiğine dikkat çeken Paçacı, “Spor ne aç karnına ne de tok karnına yapılmaz. Aç karnına gelirsen sende halsizlik olacaktır. Çünkü vücut benzinini alamamış bu yüzden vücutta enerji kalmayacak. Öğrenci bu kez gerekli performansı sergileyemeyecek. Tok karnına antrenmana gelirse de tam tersi nefesi kesilecek, tıkanacak ve vücut depodakileri eritip enerjiye çevirmek yerine midedekileri eritebilmek için uğraşacak. Bu ise bizim için zaman kaybıdır. Sen eğer ki tok karnına antrenmana gelirsen kilo vermeyi bırak sadece kilo almanı önlersin. Bu da kişi için zararlı bir durum olacaktır. Tok karnına spor yapılmaz ortalama 2 saatlik süre geçmesi lazım. Eğer ki hafif bir şeyler yenmişse 1 saat sonrası da olur. Biz aç kalmayı kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Antrenman öncesi aç karnına mümkün değil yapılmaz. Ve en önemli öğrencilere aşılamaya çalıştığım şey ise su alışkanlığıdır. Kahramanmaraş’ın insanında cilt yapısı hep kurudur. Çünkü suyu çok az tüketiyoruz. Su metabolizmayı hızlandırır. Benim zayıflatmakta kullandığım ilaç sudur. Suyu bol içmeliyiz” şeklinde konuştu.
“SPOR SADECE ZAYIFLAMAK İÇİN YAPILMAZ”
Sporun sadece zayıflama aracı olarak kullanılmaması gerektiğini dile getiren Paçacı, sporu yaşam biçimi olarak algılanması gerektiğini söyledi. Paçacı, konuşması şu şekilde devam ettirdi: “Öğrencilere aşılamaya çalıştığım şeylerden biriside spor sadece zayıflama amaçlı yapılmadığıdır. Spor yaşam biçimi olmalı. Zayıflama sürecindeyken sporu 5 gün gelip yapıyorsun daha sonrasında hafta da 2 günü tavsiye ediyorum. Veya spor salonuna gitme imkânın yok o zaman yürüyüş yapılabilir. Kilo almanı önlemek için yürüyüş yapabilirsin, yani formunu korumak için ama zayıflamak için değil. Zayıflamak için yürüyüş yapılmaz. Diyelim ki yürüyüşe de zaman bulamadı ben o zaman diyorum ki dolmuşla mı gidiyorsun bir durak önce in, arabayı sık kullanma, asansör yerine merdiven kullan. Böylece zaten kilo almazsın. Çünkü hareket eklemiş olacaksın.”
“EMEK, PARAYLA ÖLÇÜLMEZ”
Paçacı, son olarak şunları kaydetti: “Benim çocuklara hep söylediğim bir şey var. Ben emeğimin karşılığını üyelik aidatını ödediğinde almıyorum. Benim öğrencim zayıflayıp, yüzündeki o gülümsemeyi görünce emeğimi karşılığını almış oluyorum. Çünkü benim verdiğim bu emek parayla ölçülemez. O birebir ilgi, takip, özel hayatlarıyla bile ilgileniyorsun. Çünkü kilolu bir insanın psikolojisi zaten bozulmuş haldedir. Önce hocanın öğrencinin psikolojisine hitap edebilmesi lazım. Öğrenciyi anlayabilmek lazım. Öğrencilerin yüzündeki mutluluğu ne baskülle ölçebilirim, ne parayla. Benim işim meyvesi budur. Onlardan çok ben mutlu oluyorum.”
“ÇOK GÜZEL TEPKİLER ALIYORUM”
4 ayda 27 kilo veren Nurgül Bolat (15) spor salonuna annesinin zoruyla başladığını söyledi. Bolat, “Spor salonuna annemin zoruyla başladım. Hiç gelmek istemedim. Ama kilo verdikçe mutlu olmaya başladım. Müjgan hoca beni hep teselli etti. 111 buçuk kiloyla gelmiştim. 4 ayda 27 kilo verdim. Annemle benimle birlikte geldi ve oda 20 kilo verdi. Şuan çok mutluyum. Çevremden çok güzel tepkiler alıyorum tanımayanlar oluyor. Ve iyi ki gelmişim ve bu değişimi yaşamışım diyorum” dedi.
“ÖZGÜVENİM YERİNE GELDİ”
5 ayda 28 kilo veren Malik Güçkıran (18) ise kendisine özgüven geldiğini kaydetti. Güçkıran, şunları söyledi: “Buraya kendi isteğimle başladım. Kimsenin zoruyla değil. Ailem zaten kilomdan memnundu ama ben değildim. Kilolu olmak berbat bir durum. İstediğim gibi kıyafetler bulamıyordum. Sıkıntılar oluyordu. Buraya başlayalı 7 ay oldu ama 2 aylık süreçte ara vermiştim. Buraya geldiğimde 120 kiloydum, 5 ayda 28 kilo verdim, 19 santim incelme oldu. 8 aydır görmediğim dayımın yanına gittim ve beni tanıyamadı. Görenler nasıl değiştiğimi, böyle nasıl zayıfladığımı soruyorlar. Çevrenin devamlı seni tebrik etmesi gerçekten çok güzel bir duygu oluyor. Kiloluyken çekiniyordum ama zayıflayınca kendime özgüvenim arttı.”
Haber: Meliha Şeyda Akçakale


