Yaşamı

1968 tarihinde Kahramanmaraş’ta doğdu. Babasının adı Galip annesinin adı ise Fatma’dır. Galip Bey’in okumaya rağbet ve teşviki ile yaptığı fedakârlıklar aile fertlerinin tahsilinde etkili oldu. Böyle bir ailede büyüyen Ali Büyükçapar, ilkokula 1973 yılında Kahramanmaraş Dumlupınar İlkokulun’da başladı. Bir müddet sonra ailenin Kayabaşı Mahallesi’ne taşınması sebebiyle Kayabaşı İlkokuluna nakledildi. İlkokuldan her sınıfta birinci olarak 1978 yılında başarı ile mezun oldu. Aynı yıl Kahramanmaraş Ortaokuluna kaydoldu. Ortaokulu’da yine başarı ile 1981 yılında bitirdi. 1981 yılında Kahramanmaraş Lisesine kaydolduysa da 12 Eylül darbesi sırasında bir kısım öğrenciyle birlikte zorunlu olarak Sütçü İmam Lisesine gönderildi. Lise yıllarında geleneksel tasavvuf yoluyla tanıştı. Sütçü İmam Lisesinden de 1984 yılında mezun oldu. 1984 yılında üniversite imtihanı sonucunda Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazanan

Ali Büyükçapar, 1990 yılında bu fakülteden mezun oldu. Aynı yıl yapılan öğretmenlik imtihanında başarılı olarak 1990 tarihinde Gaziantep İmam Hatip Okuluna öğretmen olarak atandı. 1992’de Konya’da başladığı askerlik görevini Siirt Askerlik Şube Başkanı olarak 1993’te tamamladı. Terhisinden sonra bir müddet Gaziantep İmam Hatip Okulundaki görevine devam etti. 1994’te girdiği Anadolu Lisesi Öğretmenliği sınavı sonucunda Kahramanmaraş Anadolu İmam Hatip Lisesine aynı yıl öğretmen olarak atandı. 1997 yılında Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde başladığı tezli yüksek lisans/master öğrenimini 1999 yılında tamamladı ( Diploma No:534 / 21.01.1999) Felsefe ve Din Bilimleri Uzmanı ünvanını aldı. 1990/2023 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kahramanmaraş Anadolu İmam Hatip Lisesinde hocalık yaptı Baş Öğretmen oldu. 2023’de Baş Öğretmen Ünvanıyla Milli Eğitim Bakanlığındaki çalışmalarını bitirdi. Felsefe ve Din Bilimleri/Din Felsefesi Bilim Uzmanı olmasına rağmen o günkü şartlarda akademik hayatına devam edemedi. Meslek hayatına öğretmen olarak devam eden Ali Büyükçapar, 1993’te Gaziantep Şıhcan Camii’nde başladığı ilmihal ve ahlak konulu sohbetlerini Kahramanmaraş’taki Bayazıtlı, Arasa, Atabey Konağı, Bahçelievler, Ulucami, Yenişehir Cami, Dokumacılar Cami ve Arıkan Camilerinde aralıksızolarak devam ettirdi. Kahramanmaraş’ta vakıf hizmetlerinde, dinî ve sosyal faaliyetlerde bulundu. Kahramanmaraş Türk Ocağı Hars Heyeti’nde görev yaptı. Burada kültürel faaliyetlerde bulundu. Kendisine Kahramanmaraş İl Özel İdaresi tarafından yılın başarılı şair ve yazarı ödülü verildi. Ali Büyükçapar, ilk kültür ve sanat yazılarını Işık Gazetesi’nde yayımladı. Kahramanmaraş’ta çıkartılan YalnızArdıç, İnsan Saati dergilerini çıkartan şair ve yazarlar içinde yer aldı. Bu dergilerin çıkartılmasında büyük katkıları oldu. Vadi Çiçekli ile birlikte hazırladığı İzdüşümçü Manifesto’sunu 07.06.1997 tarihinde Kahramanmaraş basınına okudu. Yazılarını 1987 yılından beri “Altınoluk, Cuma Dergisi, Somuncu Baba, Alkış, Yedi İklim, Kırağı, Mefkure, Figan, Altın Külah, İnsan Saati, İlim ve Sanat, Kitap Dergisi, Yorum, Sağduyu, Yeni Şafak, Millî Gazete, Akit, Maraş’ın Sesi, Aksu, Kahraman-kent, Manşet, Adıyaman Bugün Gazetesi, Siirt Mücadele” gibi dergi ve gazetelerde yayımladı. Ayrıca kendisi Kahramanmaraş Manşet Gazetesi’nin Milcan adlı aylık kültür sanat ekini çıkarttı. Ali Büyükçapar, medeniyet anlayışlarını yeniden ele alarak Kızılelma adlı yeni bir medeniyet teorisi hazırlayıp çeşitli sivil toplum kuruluşlarında bu teorisini anlattı. Gençlere yönelik olarak Hazine Sandığı adıyla hazırladığı Kur’an-ı Kerim tefsirini 2010 yılından itibaren her ay Somuncu Baba Dergisi’nde yayımladı. Anılan muhtevadaki hizmetlerini radyo ve TV programlarıyla sürdürdü. Kahraman Radyo, Esko FM, Gönül FM radyoları ile Birlik TV’de uzun süre kitap ve kültür ağırlıklı program ve yayıncılık yaptı.

Üniversite Yılları ve Sonraları

Genç Dergisinin kendisiyle yapılan röportajına şu bilgileri verdi:

Önce insan olduğumuzu belirtmek istiyorum. Maraş’ta doğup büyümek hayatımın şekillerinden sadece birisi. Onlarca özelliklerimiz var onlardan biride okumak yazmak. Hayatın üç önemli mevzusunu anlamak ve anlatabilmektir. Bütün uğraşım gerçeği tanımak, hakikati araştırmak, değerleri ortaya koymaktan ibarettir. “ Gerçek” düşüncemizden bağımsız olarak var olan eşya ve olaylardır, “ Hakikat” ise düşüncemizin konusuna uygun olmasıdır, olay hakikati ve mantıki hakikat diye ayrılır bunların konuları içine de fizik, metafizik ve ahlak girer. “Değer” başlı başına bir mevzu hayli kapsamlıdır onları da şöyle sıralayayım: Allah, yasa, adalet, bilgi, beslenme, düzen, kimlik, korku, güç, güvenlik, hak ve savaş. İşte bu hikmet gökkuşağının altına seksenli yıllarda girdim, tasavvufi neşeyle işe koyuldum onun üzerinde esere imza atarak bugüne geldim. İnsan olarak biyolojik yapımı ihmal etmem ama biliyorum ki bir de özümüz var. Canlı olarak doğup büyüyor ve sonrada ölüp gidiyoruz bunun sırlarına aşina olmak her vakit beni kuşattı ve içimde akan o duru ırmağı hep özledim. Bütün karmaşa içerisinde berrak suların yankısına meftun oldum. Uzatsam elimi nura ulaşacağım demler oldu nice gökkuşaklarının altından geçtim, rüzgarların sesi oldum kuytulara aşina börtü böceğe dost oldum.

Kendini bilmek ve bulmak diye tabir edilen olgu aslında kadim geleneğimizdeki tasavvuf bilimine denk gelir. Yüzlerce yıla damgasını bulan bu kadim hikmetin yok sayılması şimdi bu tartışmaları doğuruyor. Filim ve dizilerde özendirilen bu kurumlar tekrar usulünce ihya olduğunda insanımız saadete ulaşacaktır. (Genç Dergisi Sayı 228 1.9.2025)

Kültür Hayatı :

İlk yazıları şu şekilde oluştu. Seksenli yıllar ihtilal olmuş kitaplar yasaklı sanki gizlenen bir hakikat var toplum görsel bir bombardımana tutulmuş , kitap yok varsa da üzeri damgalı bir yol bulmak gerekiyor ama nasıl? Üniversite imdadıma yetişti seksen dört de kendimi Konya’da buldum altı yıl içinde Maraş’ a bile gelmeden binlerce kitabı Konya’nın tenhalarında okuyup durdum. Bir ara kitap okumak için Meram’ı yurt edinmiştim orada Murat Kapkıner’le tanıştım. Yılmaz Özakpınar’ı tanıdım ezelden ebede neler yazılmışsa nasibimiz kadarını okumaya çalışırken aldığım notlar dostların dikkatini çekince onlar önce okuma notları olarak günlük gazeteler de yayınlandı sonra dergi çıkartma, on beş yılı aşan kültür sanat sayfası hazırlamanın tam ortasında kendimi buldum. Hani “ BEN BİR ULU ŞARA VARDIM TAŞI TOPRAK ARASINDA YAPILANDIM” hikmeti tecelli etti. Doğal bir süreçti kendiliğinden zuhur etti.

( Maraş Manşet Gazetesi. 2014)

Şiir Anlayışı :

Şiirin nasıl olması gerektiğine gelince onu da ESTETİK VE SANAT FELSEFESİ kitabında ÖMER NACİ SOYKAN’ ın diliyle söylemek istiyorum “Söz nasıl şiir olur… Bu yapı şu öğeleri içerir: 1-Dış ve iç müzik, 2-Biçim-imge, 3-Biçimlerin sözün müziği eşliğinde dansı, 4-Tüm bu öğeleri, sözün bir anlam yoğunluğuyla kendinde barındırması… Şiiri anlamak, şairin tüm duyumlardan devşirdiği birliği kendi ruhumuzda yeniden kurmak demektir. (Ömer Naci Soykan, Estetik Ve Sanat Felsefesi. Bilge Kültür Sanat.2022. İstanbul)

Yayınlanmış eserleri:

Malabadi-33- Şiir 1996

Kitap Pusulası (1997), (2021) ISBN: 978-605-72811-3-5

Kırk Hadis (1998)

İsm-i Azam (1999), (2022) ISBN:978-605-71310-3-4

Necip Fazıl –İnceleme araştırma (2003)

Ulu Kapı Sırlı Yol -Şiir (2006)

Hâfız Osman Sandal – İnceleme Araştırma (2007)

Şahmeran Doksan Dokuz Şiir (2010)

Ateşi Yakmak -Şiir- Ötüken Yayınları (2013) ISBN: 9789754379778

Gençlere Hayat Kılavuzu (2023) ISBN: 978-62563880-6-2

Mülk-î Bekâ / Hatıralar (2025) ISBN:978-605-9818-83-1

Ödülleri:

Kahramanmaraş İl Özel İdaresi tarafından 2004 yılın şair- yazarı olarak ödüllendirildi.

Referanslar:

1- altinoluk.com.tr

2- mesder.org.tr

3- marasmanset.com

4- alkisdergisi.com.tr

5- milligazete.com.tr

6- marastaedebiyat.com

7- [email protected]

8- milcan.wordpress.com

9- tybistanbul.com

10- otuken.com.tr

11- kitapyurd.com

12- Idp.org.tr

13- yediiklimdergisi.com

14- maviyol.tr

15- ansiklopedi.ksu.edu.tr