Tarih boyunca büyük toplumsal dönüşümlerin, ekonomik krizlerin ve halk hareketlerinin yeni düzenlerin ortaya çıkışında etkili olduğunu belirten Eskikılıç, günümüzde yaşanan huzursuzlukların da benzer bir sürecin işareti olabileceğini ifade etti. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte Avrupa başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde toplumsal isyanların, ekonomik krizlerin ve sosyal gerilimlerin artabileceğini öne süren Eskikılıç, bu gelişmelerin yalnızca ekonomik ve siyasi sorunlarla açıklanamayacağını savundu. Eskikılıç, küresel güç odaklarının toplumsal yapıyı yeniden şekillendirmeyi hedeflediği yönündeki değerlendirmesini paylaşarak, kitlesel eylemlerin güvenlik politikalarında köklü değişikliklere zemin hazırlayabileceğini ileri sürdü.
TEKNOLOJİK GELİŞMELER SADECE KOLAYLIK ARAYIŞI DEĞİL
Robotik teknolojiler, yapay zekâ ve otonom kolluk sistemlerindeki gelişmelere dikkat çeken Eskikılıç, bu teknolojilerin gelecekte toplumsal olayların yönetiminde daha fazla kullanılabileceğini belirtti. Eskikılıç, söz konusu gelişmelerin yalnızca sanayi ve günlük yaşamı kolaylaştırma amacıyla değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, kitlesel hareketlerin geleneksel güvenlik yöntemleriyle kontrol edilmesinin zorlaşabileceğini öne sürdü.
İnsan kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylar sırasında tereddüt edebileceğini, empati kurabileceğini veya verilen emirlere karşı çıkabileceğini belirten Eskikılıç, robotik sistemlerin ve otonom güvenlik mekanizmalarının ise bu açıdan farklı bir kontrol aracı olarak kullanılabileceğini ifade etti.
ULUS DEVLETLERİN EGEMENLİĞİ ZAYIFLAYABİLİR
Eskikılıç, teknolojik altyapı ile güvenlik odaklı dönüşümün uzun vadede ulus devletlerin egemenliğini zayıflatabileceğini ve sınırları aşan merkezi bir yönetim modelinin önünü açabileceğini ileri sürdü. Küresel ölçekte etkili yapıların, toplumsal kaos ve kontrolsüz isyanlar üzerinden ulusal yönetimleri yetersiz göstererek insanların daha merkezi bir otorite altında sağlanan düzen ve güvenliğe yönelmesini amaçlayabileceğini savunan Eskikılıç, bu yaklaşımın küresel yönetim tartışmaları çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtti.
FRANSA BİR PİLOT BÖLGE OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR
Fransa'nın tarihsel süreçteki rolüne de değinen Eskikılıç, 1789 Fransız İhtilali'nden bu yana ülkenin toplumsal ve siyasi dönüşümler açısından önemli bir örnek oluşturduğunu ifade etti.
Fransa'da yaşanan protestoların, kimlik tartışmalarının ve güvenlik politikalarındaki değişimlerin yakından incelenmesi gerektiğini savunan Eskikılıç, ülkenin yeni toplumsal denetim mekanizmalarının uygulandığı bir pilot bölge olabileceğini öne sürdü. Bu sürecin ilerleyen yıllarda Avrupa'nın diğer ülkelerine ve dünyanın farklı bölgelerine yayılabileceği değerlendirmesinde bulundu.
NAKİT KULLANIMI, ELEKTRİKLİ ARAÇLAR VE OTONOM SİSTEMLER
Nakit kullanımının azaltılması, elektrikli araçların yaygınlaşması ve otonom drone sistemlerinin geliştirilmesi gibi farklı alanlardaki dönüşümlere de değinen Eskikılıç, bu gelişmelerin aynı büyük dönüşüm sürecinin parçaları olarak değerlendirilebileceğini savundu.
Teknolojik değişimlerin toplumsal yaşam, güvenlik ve devletlerin yönetim biçimleri üzerindeki olası etkilerine dikkat çeken Eskikılıç, yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olaylar olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
KÜRESEL DÖNÜŞÜM TARTIŞMALARINA KAYNAK GÖSTERDİ
Değerlendirmelerinde Klaus Schwab'ın Dördüncü Sanayi Devrimi, Shoshana Zuboff'un Gözetim Kapitalizmi Çağı, Eric Hobsbawm'ın Devrim Çağı: 1789-1848, Giovanni Arrighi'nin Uzun Yirminci Yüzyıl ve Immanuel Wallerstein'ın Dünya-Sistemleri Analizi adlı eserlerini kaynak gösteren Eskikılıç, tarihsel dönüşümler, teknolojik gelişmeler ve küresel güç ilişkileri arasındaki bağlantılara dikkat çekti.





