MUHSİN Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, son yapılan operasyonlar ve gözaltına alınalar arasında pilotların da olmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Etkin bir irade gerekiyordu. Adalet Bakanının dosyayı Ankara'ya almasıyla bu etkin irade soruşturmaya yansımış durumda. Burada eylemin suikast olma ihtimalinin kuvvetlenen suç şüpheleri ortaya çıkmasıyla birlikte bu operasyon başlatıldı” dedi.
Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin içinde bulunduğu helikopterin 2009’da Kahramanmaraş’ta düşmesiyle ilgili soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilmesinin ardından pazartesi günü yapılan operasyonla 25 kişi gözaltına alındı. Helikopterin düştüğü günden bu yana olayı takip eden Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, hem operasyonun hem de gözaltına alınanların soruşturma açısından çok önemli olduğunu söyledi.
'BU OPERASYONLAR BUNUNLA SINIRLI KALMAYACAK'
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı operasyonu değerlendiren Kemal Yavuz, soruşturmanın uzun yıllardır Kahramanmaraş’ta devam ettiğini ancak etkin bir iradenin ortaya çıkması gerektiğini belirterek, “Maraş'ta da dosya önemli ölçüde tekemmül ettirilmişti, tamamlanmıştı. Birçok araştırmalar yapılmıştı, birçok keşifler yapılmıştı. Hava kuvvetleriyle ilgili, hava hareketleriyle ilgili, pilotlarla ilgili çeşitli araştırmalar yapılmıştı. Yine diğer konularda zaten daha önceden araştırmalar birçok kez vardı. Biliyorsunuz sanık olarak da gözaltına alınan kişilerin bir kısmı da Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi’nde zaten yargılanmakta. Ancak şunu söyleyebilirim, yani etkin bir irade gerekiyordu. Adalet Bakanının dosyayı Ankara'ya almasıyla bu etkin irade soruşturmaya yansımış durumda. Burada eylemin suikast olma ihtimalinin kuvvetlenen suç şüpheleri ortaya çıkmasıyla birlikte bu operasyon başlatıldı. Biz bu operasyonların bununla sınırlı kalmayacağını çünkü daha önemli, daha ciddi konularda şikayetlerimiz var, dosyada birikmiş deliller var. Bu deliller çerçevesinde biz operasyonların devam edeceği ve daha etkin, etkili soruşturmalar yapılacağı ve bu soruşturmalar neticesinde suç delillerinin daha da netleşeceği inancındayız. Dosyadaki mevcut delil durumu itibarıyla da birçok sanık yönünden suçun sabit olduğu inanç ve kanaatindeyiz” diye konuştu.
'O TARİHTE BUNLARIN YAPILMASI GEREKİRKEN 12 YIL SONRA BÖYLE BİR ŞEY YAPILDI'
2014’te Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yapılan keşifle askeri uçakların bölgede kol altı keşif uçuşu yaptıklarını tespit ettiklerini ancak 12 yıl sonra pilotlara yönelik bir operasyon gerçekleştirildiğini kaydeden Kemal Yavuz, şunları söyledi:
“Pilotların gözaltına alınmış olması bizim için çok önemli bir aşama. Çünkü daha önceden de çok ısrarımız oldu. 2010’dan beri biz bu pilotlar üzerinde, evlerinde, iş yerlerinde ve yine bu askeri hava araçlarının kokpitler üzerinde keşif yapılmasını 2010’dan itibaren talep ediyoruz. Daha sonra biliyorsunuz keşif yapıldı. Hatta 2014 yılında Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda keşif yapıldı. Burada Çukurova üzerinden Merzifon'dan kalkan bir askeri jetle Malatya Erharç'tan kalkan bir askeri jetin Çukurova üzerinde birleştiği, oradan kol uçuşuyla birlikte, yani radarlarda tek hava aracı görünmesi sağlamak suretiyle hileli bir uçuştur, savaş riskli bir uçuş şeklidir. Bu uçuşla olay mahalline geldiği, 12 kilometre kala helikopterin bulunduğu yere alçalarak helikopterin üzerinden geçip 9 bin feetten yukarı doğru çıktığının tespit edildiği böyle bir delil var. Bu delille birlikte hava hareketliliğiyle ilgili iddialarımız netleşti. Pilotlar belli, askeri araçlar belli, netice itibariyle etkin bir soruşturma yapılması halinde, o tarihte bunların yapılması gerekirken bak 12 yıl sonra böyle bir şey yapıldı. Bu bile bizim için çok sevindirici bir durum. Çok ciddi bir aşama çünkü. Yani burada suikastın gerçekleştirme şekli önemli. Suikastın gerçekleştirilme şekli askeri jetin helikopterin üzerinden geçerek helikopteri arkasına aldığında geriye doğru tepkime şeklinde uçtuğu için ileriye doğru, geriye doğru tepkime şeklinde verdiği hava türbülansı helikopterin alanına girdiğinde helikopter havada tutunamaz hale geliyor. O türbülansta helikopter uçuş kabiliyetini kaybediyor. Bu bilinen bir şey. Birçok da bunun dünyada uçuş literatüründe karşılığı olan olaylar var.”
'HAVA KUVVETLERİ İMAMI OLAN ADİL ÖKSÜZ'LE 158 KEZ GÖRÜŞEN BİRİ'
Uçakların radar kayıtlarıyla ilgili delil karartmaların da yapıldığını ifade eden Yavuz, “Bu konuda delil karartma oldu. Biliyorsunuz o radar kayıtları yok denildi. Bu soft tepe radar kayıtları Diyarbakır BİKİM'e naklediliyor, o bölgeye ait. 2025 yılında yaptığımız keşifte Diyarbakır BİKİM’de bunun imha edildiği tutanağını gördük biz yaptığımız keşifte. 2025’te biz bunu gördük, imha eyleminin de 2009’da nisan ayının içerisinde yapıldığını tespit ettik. Dolayısıyla burada bir elin bütün delilleri ortadan kaldırdığını, dolayısıyla eylemin çok kapsamlı bir eylem olduğunu, bunun FETÖ unsurlarınca bu eylemin gerçekleştirildiğini, hem pilotların yapısı itibariyle hem pilotları takip eden FETÖ unsuru Ali Armağan'ın o eylemin içerisinde oluş haliyle. Çünkü helikopter Sivas'tan Çağlayancerit’e gelirken takip edildiğini, Ali Armağan'ın kullandığı askeri hava aracının Elbistan-Nurhak bölgesinde helikopteri takibe aldığını biliyoruz. Ali Armağan da FETÖ'den yargılanmış bir pilot. Bu hava kuvvetleri imamı olan Adil Öksüz'le 158 kez görüşen, bu kadar yoğun bir teması olan, bunlar arasında koordine edildiği de var sayılabilir ve kaldı ki Adil Öksüz'ün evindeki kitaplıkta Ali Armağan'ın eşinin parmak izi çıkıyor. Yani bu kadar da aile dostlukları, yakın ilişkileri olan bir yapı var. Dolayısıyla FETÖ'nün bu eylemin karar vericisi olduğu açık, net olarak ortaya çıkıyor. Kullandığı unsurların tamamı FETÖ'cü olmayabilir. Örneğin pilotların tamamı FETÖ'cü olmayabilir. ‘Bunlar illaki FETÖ'cüdür’ diye bir iddiamız vesaire yok. Çünkü FETÖ kullandığı hileli yöntemlerle kendi unsuru olmayan insanları da çok rahatlıkla kendi çıkarlarına, kendi planladıkları eylemlerde kullanabiliyorlar. Bunun başka olaylarda da birçok örneğini gördük” diye konuştu.
'FETÖ UNSURLARININ OLDUĞUNU AÇIKÇA SÖYLEYEBİLİRİZ’
Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin programlı bir şekilde düşürüldüğünü söyleyen Kemal Yavuz, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla biz bunun bile isteye programlı bir şekilde yapıldığını, gerek alçak irtifadan uçuş, gerek ses hızından yüksek uçuş gerek kol altı uçuş, gerek program dışı uçuş yapmalarıyla, daha da önemlisi Erhaç Havaalanı’nda 58 dakika uçmaya hazır halde bekletiliyor, 5 dakikadan fazla bekletilmez çünkü çok yakıt tüketiyor uçuşa hazır halde bile. Dolayısıyla askeri yönetmelikte böyle olmasına rağmen 58 dakika bekletiliyor. Helikopterin kalkıştan 2 dakika sonra kalkıyor. Çok dikkat çekici değil mi? Dolayısıyla başkanın programının takip edildiği, helikopterin takip edildiği, kalkınca kalktıkları açık, net olarak anlaşılıyor ve burada bir takip olduğunu, burada bir tertip olduğunu, burada asıl amacın, Muhsin Yazıcıoğlu helikopterinin düşürülerek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ortadan kaldırmasına yönelik bir tertibin varlığı, bu tertibi gerçekleştiren elinde FETÖ unsurlarının olduğu, organize bir el olduğu, arama kurtarmanın akamete uğratılmasında ve arama kurtarmanın sonrasında gerçekleşen eylemlerle de bunun çok net olarak ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”
'BU BİR SUİKASTTIR, BUNA SUİKAST DİYEMEYENLER DÜŞÜNSÜN'
En başından beri helikopterin kaza sonucu değil, suikast sonucu düşürüldüğünü, toplanan deliller ve son yapılan operasyonda gözaltına alınanlara bakıldığında da haklı çıktıklarını kaydeden Yavuz, “Bu bir suikasttır. Biz bunu 2010’dan beri ısrarla söylüyoruz. Olayın ilk dakikasından itibaren morgda zehirlenme için numuneler alınmasını talep eden benim. Yani ilk anda, ilk gün. Sonrasında da biz bu suikastla ilgili taleplerimizden hiç vazgeçmedik. 2010’da devlet denetleme raporuyla bu netleşti ve sonrasındaki bütün taleplerimiz suikasta yönelik. Bu bir suikasttır, buna suikast diyemeyenler düşünsün. Suikast olduğu da bugün dosyada toplanmış verilerle sabit haldedir. Bu suikastı gerçekleştirenler de yine yapılan yargılamalarda, toplanan delillerde, ana soruşturma dosyasında ulaşılan delillerle birlikte FETÖ unsurları tarafından gerçekleştirildiği açıklıkla anlaşılmaktadır” dedi.