banner263

KSÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hüsnü Ezber Bodur ile Ahilik Üzerine Söyleşi

KSÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hüsnü Ezber Bodur ile Ahilik Üzerine Söyleşi

KAHRAMANMARAŞ AHİLİK HAREKETİ HAFTALIK KÜLTÜR-SANAT  EKİDİR

-AHİce- Sayı 4

E posta: kahramanmarasahilikhareketi@gmail.com

KSÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hüsnü Ezber Bodur ile Ahilik Üzerine Söyleşi

1-Ahi Evran'ın ortaya koyduğu finans modelini nasıl ve ne şekilde güncelleme yapıp modernize edebiliriz?

Son on’lu yıllarda bir Türk-İslam kurumu olan Ahilik kültürü ve geleneği hakkında ciddi analizlerin yapıldığına şahit olmaktayız. Ahi-fütüvvet geleneğinin çeşitli yönleri yönleri hakkında yapılan çalışmalarda zaman zaman tekrara düşülse de ufuk açıcı olduklarına şüphe yoktur. Ahilik bir kültür, bir İslami değerler, bir ekonomik zihniyet ya da ekonomi ahlakı olarak Osmanlı toplumunu ve ekonomisini şekillendiren önemli bir kurum olmuştur. Sosyologlar birikimli sürecin ürünü olarak kültürel kodlara gömülü ahi-fütüvvet prensiplerinin nesilden nesile aktarılarak günümüze taşındığını ve modern ekonomik zihniyet üzerinde güçlü etkilerinin devam edeceğini belirtirler. Öyleyse Ahiliğin Türk toplumunun yaşama biçimini ve dünya görüşünü şekillendiren bir ‘öz’ olduğunu söyleyebiliriz. O halde günümüz Türk toplumunun sosyo -ekonomik gelişmesini anlayabilmemiz için Ahi teşkilatının kurucusu Ah-i Evran’ın görüşlerine göz atmamız gerekir. Ahiliğin kökeni hakkında farklı görüşler ileri sürülse de genel kanaatin Ahi teşkilatının kurucusunun bir Türk alim, zanaat erbabı ve tüccar kimliğiyle Ah-i Evren olduğu noktasında neredeyse bir fikir birliği oluşmuştur. Ah-i Evren 1205 yılında 32 farklı esnaf ve zanaatkâr grubunu bir sanayi kompleksi içerisinde bir araya getirerek teşkilatlanmalarını sağlamıştır. Burada Ahilik zihniyetinin kodlarını veren Ah-I Evran’ın görüşlerini somutlaştırdığı “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir”şiiri Ahilik kültürünün ne olduğunu veciz biçimde ortaya koymaktadır. Asr süresine referansla Ahi-fütüvvet prensiplerini ortaya koyan Ah-I Evran, rasyonel ekonominin ekonomi ahlakıyla birlikte toplumsal dayanışma ve istikrara katkı sağlayacağı sosyo-ekonomik gelişmenin dinamizmini ortaya koymaktadır. Dinamik karakterli statiklikten uzak bu anlayışla ekonomi ahlakının rehberliğinde sürekli bir oluşa ve gelişmeye açık olduğunu diğer taraftan da milli birliğin tesisinde kültürel birliğin önemine dikkat çekildiği anlaşılmaktadır. Bana göre 13.yüzyıl Anadolu Türk aydınlanması, bugün karşılaşılan bir çok sosyo-ekonomik problemin çözümünde önemli katkı sağlar. Ah-i Evran’ın finans modelini nasıl güncelleyebiliriz meselesine gelince şunları söyleyebiliriz. Ah-I Evran 32iş kolunu organize etmiş yani belli iş kollarını bir çatı altında toplamış, bu durumu bugünkü sanayi siteleri üzerinden okuyabiliriz. Küreselleşen dünyada akla hayale gelmeyen yeni iş kolları o kadar artmış ki bunları sayıp dökmek neredeyse imkansız hale gelmiş ve işletmelere yeni fırsatlar doğmuştur. Ahilik geleceğinden etkilenen Çinli”Ali Baba” internet portali dünyada üretici ve tüketicileri buluşturmakta ürün arzında önce anlaşılan ücretin yarısı alınmakta, gerisinde ürünün tesliminde alınmaktadır. Ahi geleneğinde üretimden evvel kapora alınır, geri kalanda ürünün tesliminde olur. Bu model hammadde alımında banka kredisi kullanmadan ürünü ucuza mal etme anlamına gelmektedir. Yine Ahilikte üretim para kazanmaktan ziyade insanlara topluma faydalı olma anlayışıyla yapıldığını göz önünde bulundurursak yüksek kalitenin yakalanması ve estetik yönlü standardizasyon la küresel dünyada avantajlı konuma gelinebileceğini söyleyebiliriz, bu model üzerinde düşünmeliyiz ve bunu geliştirmeliyiz…

2-Ahi Evran'ın iktisadi dünya görüşünün parametrelerinden bahseder misiniz?

Ah-I Evran’ın iktisadi görüşü Ahiliğin ekonomi ahlakı üzerine temellendirilmiştir. Temel amaç kişisel çıkarların maksimizasyonuna dayalı “homo ekonomiks” anlayış yerine ya da bu anlayışın Batılı kapitalist sistem temell  burjuva sınıfının oluşturulmasından ziyade toplumda ekonomik faaliyetlerini ve kişisel çıkarlarını gerçekleştirmede hep toplumun çıkarlarını ve menfaatlerini önceleyen Ahi-fütüvvet prensipleri etkili olmuştur. Bugün Türk-İslam medeniyeti ile Batı medeniyeti arasındaki temal fark, Ahi geleneğinin sonuçlarıyla ilgilidir. Kapitalist sistemin merkezinde burjuva sınıfı varsa, Ahiliğin merkezinde toplumsal istikrar, refahın yaygınlaştırılması, karşılıklı yardımlaşma  gibi temel değerler vardır, insanlar için ideal davranış kodları sunarak toplumun sosyal istikrarında önemli rol oynamaktadır. Yani Ah-I Evrana göre Ahi-fütüvvet kurumu ahlak ve değerler eğitiminin verildiği bir okuldur. Profesyonel ve ticari faaliyetlerde moral-ahlaki değerler çok önemlidir. Ah-I Evran öğretisinde ihtiyaç sahiplerine yardım etmeyi, şiddete maruz kalanları ve zulme uğrayanları korumayı ve tabii ki cömertliği vurguladığını görmekteyiz. O halde ahi teşkilatlarını yalnızca ekonomik birimler olarak görmeyip bunların toplumun dini, sosyal, kültürel hayatlarında önemli rol oynamış birimler olduğunu belirtmek gerekir.

3-Ahi Evran'ın kişilik modeli Nasrettin Hoca ile  özdeşleştiriliyor, bu görüş hakkında ne söylersiniz?

Bazı araştırmacılar Ah-I Evran ile Nasreddin Hoca nın kişisel benzerliklerine referansla aynı kililer olduğu tezini ileri sürmektedirler. Her şeyden evvel her ikisi de 13. yüzyıl Anadolu Türk aydınlanmasının şekillendirdiği kişiler olması hasebiyle ortak kişisel özelliklere sahip olmaları bunların aynı kişiler olduğu sonucunu doğurmaz. Ahilerin ilk olarak Anadolu’da görülmeleri Moğol istilasını takip eden yıllara rastlar. Bu dönem karışıklıkların ve anarşinin hakim olduğu bunalımlı bir zaman dilimi olarak görülür. Sosyolojik bakımdan “yoksunluk teorisi” çerçevesinde, sosyo-ekonomik statü, servet, güvenlik, onur gibi yoksunlukların ahilik kurumunun doğuşu ve gelişiminde rolünün olabileceğini söyleyebiliriz. Bence her iki düşünürün temel özellikleri arasında alim oluşları, mutasavvıf ve filozof kimlikleri ve entelektüel duruş sergilemeleri sayılabilir. Her iki düşünür de bir arada yaşama sanatının özgün sanatkarlarıdır. Kültürel birliği sağlama yönünde milletleşme sürecinin mümtaz şahsiyetleridir. Her ikisini de besleyen kültür, ahilik ahlakı ve prensipleridir.Yani elini, kalbini, kapını ve sofranı açık tutma, diğer taraftan da gözünü belini ve dilini kontrol etmedir.

4-Ahilik ve Esnaf odaları ilişkisi nasıl olmalıdır?

Ahilikle esnaf odaları ilişkisi, Ahilik ilkeleri ekseninde modern rasyonel organizasyon biçimleri şeklinde bir esneklik içermelidir. Ahilik prensipleri, yani yüksek kaliteyi sağlama ve sürdürme, belli standartları yakalama ve koruma, her türlü hileli, kusurlu ve meşru olmayan işlerden uzak durulmalıdır. Ahilikle iyi insan olma iyi işler yapma övülerek kamil insan olma yönünde bir aksiyon teşvik edilmektedir. Cömert, vefalı ya da ilkelere sadık, nefsine hakim, ölçülü ve dengeli, saygılı, diğer insanlara karşı nazik olma prensiplerini formal organizasyon teşkilinde hesaba alabilme becerisi, sosyal ve beşeri sermayesi yüksek insan tipi öngörülmektedir.

5-Ahilik uluslararası boyutta etki ve yansımaları nasıl olmuştur?

Ahi- fütüvvet prensiplerine bağlı  tüccarlar, uluslararası düzeyde hep özel bir konumda olmuşlardır. Hangi ülke olduğunu hatırlamıyorum, Hollanda olabilir, ticari muamele ilgili bir toplantıda yapılan oylamada iki görüş temsilcileri eşit oy alıyorlar, taraflara içlerinde Osmanlı tüccarları ile ticaret yapan var mı diye soruluyor, ticari muamele içinde bulunduğunu söyleyen kişinin oyu iki sayılıyor, böylece oylamayı kazanıyor. Bugün küreselleşen dünyada uluslararası boyutta iş yapan sanayicilerimiz ve iş adamlarımız Kahramanmaraş gibi Anadolu Kent ekonomilerinde muhafazakar girişimcilerimiz ahilik geleneğinin kültürel kodlarımızda gömülü ilkelerini içselleştirmiş olarak bunları modern rasyonel ekonominin prensipleriyle birleştirerek son derece başarılı olmaktadırlar.

6-Günümüz de "ahi" nasıl olur?

Ahilik kurumunun sosyo-ekonomik kalkınmadaki rolü göz önünde tutularak günümüzde ahi nasıl olunur sorusunu cevaplayabilirim. Bilindiği gibi ahilikte dürüstlüğe büyük önem verilir. Müşterilerle centilmence adil iş ilişkisi, yani güler yüzlü ve nazik olma belli tolerans çerçevesinde Ahiliğin ilkelerini verir. Dini etik sermaye dediğim sermaye türünün içselleştirilmesi, güven, dayanışma ve gayret birlikte çalışma arzusu sosyologların sosyal sermaye dedikleri bir sermaye formu haddi zatında Ahilik ilkeleri değil mi? Diğer taraftan bilgi,  beceri, nitelik, tecrübe, çalışma motivasyonu, beden ve ruh sağlığı beşeri sermaye olarak sosyo-ekonomik kalkınmaya en az fiziksel sermaye kadar katkı sağlamaktadır. Aslında bütün bu saydıklarıma yakından bakıldığında bunların ahilik ilkelerinden başka bir şey olmadığı görülür. O halde günümüzde Ahi olmak son derece kolaydır, Ahiliğin ekonomi etiği çerçevesinde…

Hocam çok teşekkür ederim

Furkan Karayılan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER