Geçmiş yıllarda düğün hazırlıkları yalnızca gelinlik ve çeyiz alışverişiyle sınırlı değildi. Gelin için hazırlanacak yorgan, döşek ve yastıklarda kullanılacak yünlerin yıkanması da sürecin önemli aşamalarından biri olarak görülürdü. Düğünden haftalar önce mahalle sakinleri bir araya gelir, hazırlıkları birlikte tamamlardı.
YÜNLER DERE VE PINAR BAŞLARINDA TEMİZLENİRDİ
Koyunlardan kırkılan yünler çuvallara doldurularak dere, pınar veya bol su bulunan çeşmelere götürülürdü. Kadınlar tarafından özenle yıkanan yünler, defalarca durulanarak kirinden arındırılırdı. Ardından güneş alan geniş alanlara serilir, kuruduktan sonra kabartılarak yorgan ve döşek yapımına hazır hale getirilirdi.
İMECE KÜLTÜRÜ DÜĞÜN HAZIRLIKLARINA YANSIRDI
Yün yıkama günleri yalnızca bir çalışma süreci değil, aynı zamanda komşuluk ilişkilerini güçlendiren önemli bir buluşmaydı. Kadınlar ve genç kızlar birlikte çalışırken sohbet eder, türküler söyler ve hazırlanan yiyecekleri paylaşırdı. Böylece düğün telaşı, imece ruhuyla küçük bir şenliğe dönüşürdü.
ÇEYİZİN DEĞERLİ PARÇALARI BU YÜNLERLE HAZIRLANIRDI
Temizlenen ve kabartılan yünler, gelin çeyizi için hazırlanan yorgan, döşek, minder ve yastıkların içine doldurulurdu. El emeğiyle hazırlanan bu eşyalar, uzun yıllar kullanılmasının yanında yeni kurulan yuvanın bereketini ve aile büyüklerinin emeğini de simgelerdi.
YÜNLER DERE VE ÇEŞME BAŞLARINDA YIKANIRDI
Kahramanmaraş'ta yün yıkama geleneği, özellikle su kaynaklarının bol olduğu mahalle ve köylerde yaşatılıyordu. Geçmişte Üngüt Mahallesi, Pınarbaşı ile Bertiz, Ilıca, Pazarcık, Türkoğlu, Andırın ve Çağlayancerit'in bazı kırsal mahallelerindeki dere, pınar ve ortak çeşme başları, yün yıkama imecelerinin en önemli buluşma noktaları arasında yer alıyordu.




