Kahramanmaraş’ta geçmişten günümüze ulaşan masal anlatma geleneği, özellikle kırsal kesimlerde uzun yıllar canlılığını korudu. Aile büyükleri ve yöredeki masal anlatıcıları tarafından aktarılan hikâyeler, hem bölgenin kültürel hafızasının korunmasını hem de geleneksel değerlerin yeni kuşaklara aktarılmasını sağladı.

Olağanüstü masallardan gerçekçi anlatılara, hayvan masallarından zincirlemeli masallara kadar türün hemen her örneğine Kahramanmaraş sözlü kültüründe rastlanıyor. Bazı anlatılarda masal başı ve masal sonu tekerlemeleri kullanılırken, yöreye özgü ağız özellikleri de masalların en dikkat çekici unsurları arasında yer alıyor.

Masala “Hikâye”, “Hekâye” ve “Heykat” da Deniliyor

Kahramanmaraşlı masal anlatıcılarının, “masal” kelimesinin yanı sıra “hikâye”, “hekâye”, “haket” ve “heykat” gibi farklı ifadeler kullandıkları biliniyor. Bu kelimeler, bölgenin dil zenginliğini ve anlatı geleneğinin yöresel özelliklerini yansıtıyor.

Masalların büyük bölümünde iyilik, dürüstlük, sabır, sadakat ve kanaatkârlık gibi değerler ön plana çıkıyor. Kahramanmaraş masallarının önemli örneklerinden biri olan “İki Öğüt” de insanın hayatını değiştiren iki temel nasihati konu alıyor.

Bir Yıllık Emeğinin Karşılığında Öğüt İstedi

Masala göre, geçimini sağlamakta zorlanan bir adam çalışmak için memleketinden ayrılarak şehre gider. Adam yola çıktığında eşi hamiledir. Gidişinden kısa bir süre sonra bir oğulları dünyaya gelir.

Aradan üç yıl geçtikten sonra adam bir tüccarın yanında çalışmaya başlar. Tüccar, bir yıllık çalışmasının karşılığında kendisine para ya da bir öğüt verebileceğini söyler. Adam parayı değil, öğüdü tercih eder.

Bir yılın sonunda tüccar ona şu nasihati verir:

“Az sabırda çok keramet vardır.”

Adam, memleketine dönmek yerine çalışmayı sürdürür. Bu sırada memleketine giden bir bezirgâna rastlar ve eşine ulaştırması için bir kutunun içinde kedi gönderir.

Gönderdiği Kedi Ailesini Zengin Etti

Bezirgân yolculuk sırasında farelerin çok olduğu bir eve misafir olur. Ev sahiplerinin yemeklerini farelerden korumak için sopalarla beklediklerini gören bezirgânın aklına kutudaki kedi gelir.

Kedi kısa sürede fareleri uzaklaştırınca ev halkı hayvanı satın almak ister. Bezirgân, kedinin ağırlığınca altın talep eder. Aldığı altınları kutuya yerleştirerek adamın eşine ulaştırır.

Kadın, altınları kullanarak kendisine bir ev alır ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılar.

İkinci Öğüt: “Gönül Kimi Severse Güzel Odur”

Aradan üç yıl daha geçtikten sonra tüccar, adama ikinci öğüdünü verir:

“Gönül kimi severse güzel odur.”

Adam bir süre daha çalışmayı sürdürür. Yeniden memleketine giden bezirgânla karşılaştığında, eşine ve oğluna bu defa bir sandığın içinde nar gönderir.

Bezirgân yolculuk sırasında çok hasta bir çocuğun bulunduğu zengin bir ailenin evine misafir olur. Çocuğun canının nar çektiğini anlayan bezirgân, sandıktaki narı çıkarır. Narın her tanesini bir altın karşılığında satarak elde ettiği altınları adamın ailesine teslim eder.

Böylece adamın eşi ve oğlu yeniden büyük bir servete kavuşur.

Öğütler Onu Ölümden Kurtardı

Yıllarca gurbette çalışan adam sonunda memleketine dönmeye karar verir. Yolculuk sırasında bir atlıyla karşılaşır. Atın heybesinde altınlarla dolu bir çuval bulunmaktadır. Atlı, bir kuyuya inmeyi kabul eden kişinin atı ve altınları alabileceğini söyler.

Adam, uzun yıllar çalışmasına rağmen yeterince para kazanamadığını düşünerek kuyuya iner. Kuyuda bir devle karşılaşır. Devin bir elinde kurbağa, diğer elinde ise çok güzel bir kızın resmi vardır.

Dev, karşısına çıkanlara hangisinin daha güzel olduğunu sorar ve verdiği cevaplardan memnun kalmadığı kişileri öldürür. Aynı soruyu adama da yöneltir.

Adam, tüccarın verdiği ikinci öğüdü hatırlayarak:

“Gönül kimi severse güzel odur” cevabını verir.

Bu cevap sayesinde ölümden kurtulan adam, altınları alarak yoluna devam eder.

Sabır Öğüdü Büyük Bir Felaketi Önledi

Adam memleketine ulaştığında eski evinin yerinde yeni ve güzel bir ev görür. İçeri girdiğinde eşinin yanında genç bir delikanlının uyuduğunu fark eder. Delikanlıyı eşinin yanında görünce öfkelenerek kılıcını çeker.

Tam onu öldürmek üzereyken ilk öğüt aklına gelir:

“Az sabırda çok keramet vardır.”

Bir süre bekleyen adam, eşinin bağırmasıyla delikanlının yıllar önce doğan kendi oğlu olduğunu öğrenir. Böylece sabırlı davranması, geri dönüşü olmayan büyük bir felaketi önler.

Eşi, adamın gönderdiği kedi ve nar sayesinde nasıl zengin olduklarını anlatır. Aile uzun yıllar boyunca huzur ve mutluluk içinde yaşar.

Sabrı ve Sevgiyi Öğütlüyor

Kahramanmaraş’ın sözlü kültür mirasının önemli örneklerinden biri olan “İki Öğüt” masalı, insanın öfke anında sabırlı olması ve güzelliğin kişiden kişiye değişebileceği mesajını veriyor.

Yöresel söyleyiş biçimleri, olağanüstü olayları ve verdiği ahlaki derslerle dikkat çeken masal, Kahramanmaraş’ın kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel hazineleri arasında yer alıyor.

Muhabir: Devlet Fındık