banner208

Ali Gölü Efsanesi

Ali Gölü Efsanesi

Yaklaşık 2 bin 700 rakımlı Nurhak Dağı’nın zirvesindeki Ali Gölü hem yazları hem de kışları dağ sporcularının ve turistlerin uğrak yerleri arasında. Ali Gölü’nün doğal güzelliğinin yanı sıra rivayetlerde geçen ‘Ali Gölü Efsanesi’ de oldukça dikkat çekiyor.

Nurhak Dağları'nın tepesindeki krater gölü yörede Ali Gölü olarak anılır. İnsanlarda en fazla merak uyandıransa göl kenarında bulunan mağaradır. Mağara içerisinde hiç kesilmeyen ilerledikçe sürekli yükselen bir uğultu vardır. Mağara yakınındaki göle “Ali” adını veren yöre halkı, bu ismi bir efsaneye dayandırır.

Söylenceye göre; yörede yaşayan Ali adlı çoban, beyin kızına sevdalanır. Kız da çobanı sevmektedir.

Bey, günün birinde durumu öğrenir ve çobanı çağırtır. Nurhak Dağları'nda yalnız başına bir kış geçirebilirse kızını ona vereceğini söyler.

Çoban atını dağa sürer. Günümüzde Ali Gölü’nün çevresindeki bir mağaraya sığınır. Bir süre dağ koşullarına dayanır ama, sonra ölür.

Rivayete göre sığındığı mağaranın duvarlarındaki yazılarda Çoban Ali’nin ölüm nedeni şöyle açıklanmaktadır:

“Açlıktan, susuzluktan değil, dağların uğultusundan öldü.”

İnanışa göre mağaranın önündeki oyuk taş Çoban Ali’nin atının yemliğidir. O günden sonra da mağaranın yakınındaki göle "Ali Gölü" denir.

* * * * *

Bu “Ali Gölü” efsanesi başka bir rivayete göre ise şöyledir: Eski devirlerde Elbistan’a hakim olan ve iyi idaresi ile ün salmış bir bey vardı. Bey kendinden sonra beyliğin devamı ve bekası için kız ve erkek çocuklarının yetişmesine son derece önem verir, onları idari, siyasi ve askeri alanda yetiştirmeğe çalışırdı. Bu nedenle üç kızı ehliyetli kişilerden ders alır, savaşın bütün inceliklerini öğrenerek iyi ata biner ve güzel kılıç kullanırlardı.

Babaları bazı savaşlara tecrübeleri artsın diye beraberinde götürürdü. İşte böyle bir savaş anında, askerler içerisinde yiğitliği ve kahramanlığı ile ün salan bir asker, tehlikeli durumda beyinin küçük kızını kurtarmış ve savaş dönüşünde ilişkileri devam ederek aşık olmuştu.

Gel gör ki “Bey kızı, bey oğluna layıktır." Fakat aşk ferman dinlemez. Çeşitli aracılarla beyin gönlü hoş edilir, kız evet demesine der ama; bir de evleneceği kişinin bütün oba halkına yiğitliğini, cesaretini duyurmasını ister ve şu şartı ileri sürer.

Derki: “Nurhak Dağı'nda Ali Gölü yakınında bir mağara vardır. Benimle evlenecek kişi o mağarada kırk gün beklemeli.”

Bunu duyan yiğit delikanlı atıyla beraber mağaraya varır. Halen mevcut olan mağarada ancak otuz iki gün kalabilir. Kırk gün geçtikten sonra dönmeyince aramaya çıkarlar ve mağarada atıyla birlikte ölüsünü bulurlar.

Neden öldüğü uzun süre araştırılır. Nihayet mağara kapısında bulunan taşta şu yazıya rastlanır: “Ben ve atım ne açlıktan, ne korkudan öldük; biz iniltiden öldük.”

Sözü edilen mağara halen mevcut olup, sonuna kadar gidebilen yoktur. Mağarada kulakları tırmalayıcı bir uğultu sonuna gitmeye engel olmaktadır. Halk bu mağaraya "İnleyen Mağara" demiş ve çevre köyler tarafından kutsal sayılmıştır.

Haber : Şenol Güneş

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner214

grandbet ekbonus.com Bonus Veren Siteler linkegit.com

bahis siteleri grandbetting cratosslot betkanyon albibet aresbet galabet maltcasino vdcasino baymavi supertotobet retrobet betasus betexper btcbahis betvole ngsbahis betmatik