Kahramanmaraş ve Elbistan çevresi, tarih boyunca farklı Türkmen topluluklarının yerleştiği ve siyasi varlık gösterdiği önemli merkezlerden biri oldu. Bölgenin Türkmenlerle olan tarihi bağının yüzyıllar öncesine uzandığı belirtilirken, Maraş’ın 1085 yılında Türkmen komutanlarından Emir Buldacı tarafından fethedildiği aktarılıyor. Fetih sonrasında Maraş, Bizans ve Selçuklular arasında uzun süre el değiştirirken, bazı dönemlerde Ermeni hakimiyetine de girdi. Kent, daha sonraki süreçte Memluklara bağlı olarak Halep’ten gönderilen Türkmen emirler tarafından yönetildi.

C4D2Bb35 67Df 45A1 8A45 74B92165Fb97

DULKADİR BEYLİĞİ MARAŞ VE ELBİSTAN’DA KURULDU

Anadolu’da İlhanlı hakimiyetinin zayıflamasının ardından bölgede daha rahat hareket etmeye başlayan Türkmenler, Maraş ve Elbistan çevresinde Dulkadir Beyliği’nin kurulmasına zemin hazırladı. Oğuzların Bozok koluna mensup Dulkadir Türkmenleri, 14. yüzyılın ilk yarısından itibaren geniş bir coğrafyada etkili oldu. Doğuda Harput’tan batıda Kırşehir’e, kuzeyde Sivas ve Bozok yaylalarından güneyde Hatay’a kadar uzanan bölgede yaklaşık iki asır boyunca siyasi hakimiyet kuran Dulkadir Beyliği, 1337 yılında Dulkadiroğlu Zeyneddin Karaca Bey tarafından kuruldu.

MARAŞ, OSMANLI BELGELERİNDE “VİLAYET-İ TÜRKMÂN” OLARAK GEÇTİ

Maraş ve Elbistan topraklarının Türkmenler açısından taşıdığı önem Osmanlı döneminde de devam etti. Osmanlı belgelerinde bölgenin “Vilayet-i Türkmân” olarak anıldığı ifade edilirken, özellikle Oğuzların Bozok koluna mensup aşiretlerin bölgede yaygın olduğu belirtiliyor. Türkmen toplulukları, Bozok ve Sivas platolarındaki yaylaklardan Halep ve Şam çevresindeki kışlaklara kadar uzanan geniş bir coğrafyada konar-göçer yaşam sürdü. Evliya Çelebi’nin de Dulkadirli bölgesindeki halkın önemli bölümünün Türkmen olduğunu ve Türkçe konuştuğunu aktardığı belirtiliyor.

F8B0A08A Eb35 40D8 B7Bd 123Ec9F65955TÜRKMEN AŞİRETLERİ BÖLGENİN SOSYAL YAPISINI ŞEKİLLENDİRDİ

Maraş’ın İran, Anadolu ve Suriye arasında bir geçiş noktası olması, bölgenin farklı toplulukların ve kültürel hareketlerin etkisinde kalmasına neden oldu. Türkmenlerin yanı sıra Moğol, Tatar, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Memluk unsurlarının bölgedeki hareketliliği artırdığı aktarılıyor. Konar-göçer topluluklarla yerleşik halk arasındaki sosyal ve kültürel farklılıklar da zaman zaman bölgede çeşitli anlaşmazlıklara yol açtı. Anadolu Selçukluları döneminde yaşanan Babailer İsyanı da Maraş ve çevresindeki Türkmen hareketliliğinin önemli olaylarından biri olarak öne çıkıyor. 1240 yılında başlayan isyanın ardından Anadolu’daki siyasi dengeler değişirken, 1243 Kösedağ Savaşı sonrasında Moğol hakimiyetinin başlaması bölgenin nüfus ve sosyal yapısını da etkiledi.

DULKADİRLİ TÜRKMENLERİ GENİŞ BİR COĞRAFYAYA YAYILDI

Dulkadirli Türkmenleri yalnızca Maraş ve Elbistan çevresinde değil, Anadolu’nun geniş bir bölümünde etkili oldu. Bölgedeki Türkmen aşiretleri, siyasi gelişmelerin yanı sıra kültürel ve ekonomik hayatın şekillenmesinde de önemli rol oynadı. Osmanlıların bölgeyi hakimiyet altına almasının ardından Dulkadirli hanedanının siyasi varlığı sona ererken, Türkmenlerin bölgedeki varlığı farklı idari ve sosyal yapılar içerisinde devam etti.

MARAŞ’IN TARİHİ MİRASINDA TÜRKMEN İZLERİ

Maraş ve Elbistan çevresindeki medreseler, Ulu Camiler ve diğer tarihi eserler, Türkmen topluluklarının zaman içerisinde yerleşik hayata geçiş sürecinin önemli izleri arasında gösteriliyor. Afşin’de bulunan Ashab-ı Kehf, Elbistan ve Göksun çevresindeki Dede Garkın ocakları gibi kültürel ve inanç merkezleri de bölgenin tarihsel mirasının önemli parçaları arasında yer alıyor. Tarihsel kaynaklarda yer alan bilgiler, Maraş ve Elbistan havzasının Orta Çağ’dan itibaren Türkmen topluluklarının yoğun olarak yaşadığı, siyasi ve kültürel açıdan önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor. Dulkadir Beyliği’nin kurulmasıyla birlikte bölgenin Türkmen kimliği siyasi bir yapı altında daha da belirginleşirken, bu tarihsel miras Kahramanmaraş’ın kültürel geçmişinin önemli unsurlarından biri olarak günümüze kadar ulaştı.

Muhabir: Emrah Özdemir