“Faizi indirerek, enflasyonu düşüremeyiz”

Finans Uzmanı Mehmet Ertürkmen, Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararına ilişkin, “Sadece faizi indirerek enflasyonu düşüremeyiz. Bu yanlış bir tez. Zaten bunu uygulamalı olarak ta görüyoruz” dedi.

“Faizi indirerek, enflasyonu düşüremeyiz”

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, (TCMB) Para Politikası Kurulu kasım ayı faiz kararına ilişkin kararını açıklayarak, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 16’dan yüzde 15’e indirdi. TCMB, önceki iki PPK toplantısında politika faizini toplam 300 baz puan indirerek yüzde 19'dan yüzde 16'ya düşürmüştü. Yaşanan faiz indirimi sonrası değerlendirmelerde Finans Uzmanı Mehmet Ertürkmen, “Piyasa beklentisi faiz indirimi yapılacağı yönündeydi. Faiz ile bu kadar inatlaşmak piyasaya zarar veriyor. Şu anda piyasada en büyük sıkıntı dövizde yaşanan hareketlilikte. Bu hareketlilik piyasaya çok zarar veriyor. Birçok sektörde fiyat artık günlük olarak belirleniyor. Çünkü fiyatlar ertesi gün tekrar değişebiliyor. Her gün kur değiştiği için maliyetlerde değişiyor” şeklinde konuştu.

“VADELİ SATIŞLAR DURMA NOKTASINA GELDİ”
Ertürkmen, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Hepsinden kötüsü de piyasada güven zedelenmesi nedeniyle vadeli satışlar durma noktasına gelmiş durumda. Piyasa peşin satışa yöneldi. Vadeli satıştan elde edilen gelirle tekrar aynı malı yerine koyamayacağı endişesiyle birçok sektör vadeli satışı durdurdu. Vadeli satışın durması demek piyasadaki ticaretin kilitlenmesi demektir. Örnek veriyorum; daha önce müteahhit 4-5 ay vadeli beton alırken şimdi beton aldığı kurum ‘Ben artık peşin satıyorum’ diyecek. Buda üretimin kısıtlanmasına neden olacak.

“SON 2 AYDA YÜZDE 28’LİK DEVALÜASYON YAŞANDI”
Son 2 ayda yaşanan yüzde 28’lik bir devalüasyon var. Dolayısıyla insanların reel olarak sermayesi yüzde 28 eridi. Emtia fiyatları çok arttı. Müteahhittin 3 ay önceki sermayesi aynı ama şu anda o sermayesi yüzde 30 erimiş durumda. Bir de piyasa kredisi dediğimiz vadeli satış durunca mecburen üretim kısılıyor.

“ENFLASYON-KUR-FAİZ MAKASINA GİRDİK”
Kasım ayı başında doğalgaza yüzde 49 zam geldi. Ama bu ev tüketicilerine yansımadı. Çünkü zamlar sanayi sektöründe ve santrallere idi. Bu sektörlere gelen doğal gaz zammı otomatikman elektrik fiyatlarına yansıyacak. Doğalgazın kullanıldığı ürünlere yansıyacak. Dolayısıyla bu durum enflasyonu körükleyecek. Burada bir enflasyon-kur-faiz makasına girdik. Biz istediğimiz kadar faizi yüzde 15 indirdik diyelim. Eylül başında Türkiye’nin yüzde 16 olan 2 yıllık ve 10 yıllık tahvil faizleri bugün yüzde 20’nin üzerine çıkmış durumda. Çünkü Türkiye’de riskli faiz indirimi inadı nedeniyle Türkiye’nin ‘CDS’primi (iflas riskine karşı talep edilen sigorta primi) 430’lara yükseldi.

RİSK PRİMİ ARTTIKÇA TAHVİL FAİZLERİMİZ ARTTI
Risk primi arttıkça tahvil faizlerimiz arttı. Şu anda devlet tahvilinin iç borçlanması yüzde 20. Neden yüzde 15 ile borçlanamıyor? Faiz düşünce neden enflasyon düşmüyor? Şekere 2 gün önce yüzde 25 zam yapıldı. Bunu devletin şeker fabrikası yaptı. Neden devlet zam yaptı? Tek suçluyu faiz olarak görmeyelim.

“ENFLASYON ŞU ANDA GLOBAL BİR SORUN”
Enflasyon şu anda global bir sorun. Bize enflasyon ithal geliyor. Biz her şeyi ithal ettiğimiz için yurt dışındaki emtia fiyatlarındaki artış, üstüne bir de kur artışı bize katmerli olarak dönüyor. Bugün sadece faizi indirerek enflasyonu düşüremeyiz. Bu yanlış bir tez. Zaten bunu uygulamalı olarak ta görüyoruz. Ayrıca yurt dışı yatırımcısı devlet tahvili alacak olursa baştan eksi yüzde 10 negatif getiriye maruz kalıyor. Yabancı yatırımcı bu ortamda neden gelsin? Bizim bir yıl içinde ödememiz gereken 190 milyar dolar dış borcumuz var. Dolarla ilgili artık bir tahmin yapmak iktisat kuralları dışına çıktı. Artık bir öngörüde bulunamıyorum.”

Haber: Emre Akkış

Ahmet Güneçıkan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER