Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki yerini koruyor. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) devletin kritik noktalarını ele geçirmek amacıyla başlattığı kalkışmada; savaş uçakları alçak uçuş yaptı, TBMM bombalandı, tanklar sokaklara indi, siviller hedef alındı. O gece millet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara inerek darbecilere karşı durdu ve büyük bir direniş gösterdi. Ancak bu direniş ağır bedellerle kazanıldı; 251 vatandaş şehit olurken binlerce kişi de yaralandı.
SAVAŞ UÇAKLARI ÖZEL HAREKAT BAŞKANLIĞI’NI BOMBALADI
Darbe girişiminin en ağır saldırılarından biri ise Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Başkanlığı’na düzenlendi. Darbeci askerlerin savaş uçaklarıyla gerçekleştirdiği bombardımanda onlarca kahraman polis şehit düştü. Bu isimlerden biri de Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesi nüfusuna kayıtlı Özel Harekat Polisi Niyazi Ergüven oldu. Şehidin annesi Saadet Ergüven, aradan 10 yıl geçmesine karşın acısının ilk gün ki gibi taze olduğunu söyledi. Diyarbakır'daki hendek operasyonlarında görev yaparken yaralanan Niyazi Ergüven'in tedavisinin ardından yeniden görevinin başına döndüğünü anlatan anne Ergüven, yaşananları dün gibi hatırladığını ifade etti.
NİYAZİ BEŞ ÇOCUĞUMUN EN KÜÇÜĞÜYDÜ
Şehit annesi Saadet Ergüven, evladının acısının yıllar geçse de dinmediğini belirterek, “Sanki her şey dün yaşanmış gibi. Acısı hiç azalmıyor. ‘Vatan sağ olsun’ diyoruz ama bir annenin yüreği kolay dayanmıyor. Niyazi beş çocuğumun en küçüğüydü, benim için çok kıymetliydi. Diyarbakır’da yaralandıktan sonra 40 gün yanımızda kaldı. Bayram sonrası Ankara’ya döndü. Biz de evimize gelmiştik. Ardından o hain darbe girişimi oldu. Kendisine ulaşamadık. Sonra ‘Niyazi şehit oldu’ dediler. Diyarbakır’da ölümden kurtulan oğlumun Ankara’da şehit olacağını hiç düşünmemiştim” dedi.
SİLAHLARINI BİLE ALAMADAN BOMBALANDILAR
O gece yaşananları sonradan öğrendiklerini anlatan Ergüven, “Cumhurbaşkanımızın meydanlara çıkın çağrısını duyunca biz de dışarı çıktık ama Niyazi’ye ulaşamadık. Daha sonra öğrendik ki üzerlerine çok büyük bir bomba atılmış. Silahlarını bile almaya fırsat bulamamışlar. Sadece tabancaları varmış. Çocukların üzerine bomba attılar, geriye hiçbir şey bırakmadılar” ifadelerini kullandı.
NE YAPTIYSAK VAZGEÇİREMEDİK
Oğlunun yaralandıktan sonra göreve dönmesini istemediğini dile getiren anne Ergüven, onun vatan sevgisinin her şeyden üstün olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Gitme dedim, yaralandın, burada kal dedim. Evimizin işleri var, fabrikada çalış dedim. Ama bana ‘Anne, biz gitmezsek onlar gelir, bayrağımızı indirirler, ezanı sustururlar’ dedi. O sözlerden sonra onun inancını daha iyi anladım. ‘Ben ülkemi de seviyorum, görevimi de’ diyordu. Ne kadar ısrar ettiysek de kararından dönmedi. ‘Bu vatanda huzurla yaşıyorsak bunun bir bedeli var’ derdi.”
YARALI HALDE BİLE CAMİYE GİDERDİ
Oğlunun manevi yönünün güçlü olduğunu anlatan Ergüven, “Ayağı yaralı olmasına rağmen camiyi bırakmazdı. Topallaya topallaya da olsa giderdi. Kur’an-ı Kerim’i elinden düşürmezdi. Şehitlikle ilgili ayetleri tek tek yazmış, anlamlarını not etmiş. Bunları sonradan gördüm. Bir gün bana ‘Anne bana seferberlik çıktı’ demişti, o zaman ne demek istediğini anlayamamıştım” dedi.
HER GÜN MEZARINA GİDİYORUM
Aradan geçen yıllara rağmen özleminin azalmadığını söyleyen Ergüven, “Eskiden çocuklar anne babasını ziyaret eder sanırdım. Şimdi ben her gün oğluma gidiyorum. Mezarına varıp mermerini öpüyorum, çiçeklerini kokluyorum, ‘Yavrum ben geldim’ diyorum. Allah beni almadı da onu aldı. Sabretmeye çalışıyorum. İnşallah ahirette kavuşuruz. Karıncayı bile incitmeyen evladımın üzerine bomba attılar. Demek ki Rabbim onu daha çok sevdi” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.