Afşin’e bağlı Emirli Köyü Rayıflar Obası sınırlarındaki Azizler Pınarı, Eshab-ı Kehf’e ulaşan eski yol üzerinde bulunuyor. Mağaranın yaklaşık 50 metre doğusunda yer alan bu küçük su gözü, adını Yediler’e ilişkin bir menkıbeden alıyor. Rivayete göre Kur’an-ı Kerim’de sözü edilen mağaraya sığınan Yediler, burada 309 yıl uyur. Uyandıklarında ne kadar süre kaldıklarını konuşan grup, acıktıklarını fark edince Yemliha’yı ekmek ve yiyecek almak için şehre gönderir. Kente vardığında çevrenin tamamen değiştiğini gören Yemliha, fırından ekmek alarak arkadaşlarının yanına dönmek ister. Uzun boyu, saç ve sakalı ile kıyafetleri şehir halkının ilgisini çeker. Meraklanan kalabalık, onu takip ederek mağaraya doğru ilerler. Yemliha’nın mağaraya yaklaştıklarında arkasındakilere, “Azizlerim durun! Arkadaşlarım sizi bu şekilde kalabalık ve değişmiş görünce korkarlar. Önce ben yanlarına gideyim, geldiğinizi haber vereyim. Siz burada benden haber bekleyin” dediği aktarılır. Söylenceye göre bu sözlerin ardından ayağını bastığı noktadan su çıkar. “Azizler durun” hitabıyla ilişkilendirilen yere bu nedenle Azizler Pınarı adı verilir. Yemliha ise mağaraya girdikten sonra bir daha geri dönmez.
BİRKAÇ METRE AKTIKTAN SONRA KAYBOLUYOR
Yaklaşık bir parmak kalınlığındaki su, yüzeye çıktıktan birkaç metre sonra toprağa karışıyor. Debisi bahar aylarında yükselirken yılın geri kalanında büyük ölçüde aynı seviyede seyrediyor. Yörede kutsal kabul edilen sudan şifa amacıyla içiliyor. Taharet için kullanılmasının uygun olmadığı düşünülürken çevredeki kişilere de ikram ediliyor. Çeşitli rahatsızlıklara iyi geleceği yönündeki kabuller, bölge halkı arasında varlığını sürdürüyor.
YEDİLER’E BAĞLANAN YEDİ SU GÖZÜ
Afşin’de Çoban Pınarı, Eshab-ı Kehf Pınarı, Mağara Gözü, Kızlar Pınarı, Elmalı Pınar ve Devlet Hastanesi yolundaki başka bir su gözü de aynı anlatıyla ilişkilendiriliyor. Azizler Pınarı ile birlikte ilçede Yediler’e atfedilen yedi nokta bulunduğu kabul ediliyor. Bu yerlerin her birinden alınan suyla akşam ve yatsı namazları arasında banyo yapanların dileklerine kavuşacağına dair yöresel bir inanış bulunuyor. Uygulamanın üç cuma sürdürülmesi halinde çocuğu olmayan kadınların çocuk sahibi olacağı ve felçli hastaların iyileşeceği düşünülüyor.




