Uzaya gidecektim, Dolar, Euro ve altın benden önce uçmuş bile!

Hükümet son kabine toplantısında, “Bir Türk vatandaşı Uluslararası Uzay Ajansına gönderilmesi sürecini resmen başlatıyoruz” denilince, kafam kel mi düşüncesinden hareketle, “Ben de gidebilirim!” dedim aileme, çevreme.

Meseleyi dostlarıma açtım, bana; “Evden işe, işten eve zor gidiyorsun, ne işin var uzayda. Kala kala sen mi kaldın uzaya gidecek” dediklerinde hevesim kursağımda kalsa da, niyet ettim bir kere.

Uzaya giden ilk Maraşlı olacağımı çekemeyen şer güçlerin düşüncesiydi bu. Beni alıkoyacaklardı bu zevkten, bu gururdan.

Dış güçlere rağmen, yabancı uzay lobilerine rağmen gideceğim, kesin kararlıydım.

Kafaya koymuştum bir kere.

*

Başvuru için şimdiden rakam 35 bini bulmuş bile. Bir fazlası göz çıkartmazdı. Sonra benden iyisi, Şam’da kayısı. Bu yaştan sonra uzayı da görecektim, uzaylı olacaktım, size oradan selam getirecektim.

Belki de uzaya yerleşir, değerli meslektaşım Neşe Yıldızhan ile sürdürdüğüm KENT KULİSİ canlı yayın programını, tek başıma ‘UZAY AKULİSİ’ adı altında yapabilirdim. Tek başıma yapamam, biliyorum, kıymetli meslektaşım Neşe Hanımı da yanıma aldırır, programı birlikte sunardık. Acayip hava basacaktık açıkçası. Reyting pik yapacaktı, tavan yani.

Kimlik Gazetesini de uzayda çıkartır, uzayda maraskimlik.com sitemde yazılarımı, haberlerimi koyardım, sizler de okurdunuz.

Farkındalık yaratmaktı niyetim.

*

Gazetecilik yanında emlakçılıkla uğraşır, vatandaşın yuvasını yapabilirdim! Adım Mücahit değil ama pekala da müteahhitlik yapabilirdim. Belki beni çekemeyenler, “Fiskeci giderse uzayda kara delik açılır, uzayı yaşam alanı olmaktan çıkar, vazgeçse iyi olur!” diye aklından geçirse de, beni bu halisane niyetimden kimse caydıramazdı.

Söz konusu memleket olunca, gerisi teferruattı.

*

İsmimi yazdırmak için kuyruğa girdiğimde, yanımdaki kalabalıktan biri, “Babalık senin ne işin var burada. Burası ekmek, yağ kuyruğu değil. Uzaya gidecek vatandaşların, yani astronot olacakların isim yazdırma kuyruğu. Sonra gideceklerin 45 yaş altında olacağını bilmiyor musun?” deyince silkindim, uyandım, kendime geldim!

Abooooooo! Ee, bizde yaş 70’i geçeli seneler oldu.

Ne olacaktı şimdi?

Kilo sorun değildi, 43-110 kilo arasındayım. Değişmez. 75…

Bu arada, kuyrukta uzaya gitmek için sıra bekleyen ve beni tanıdığını zannettiğim birisi, fısıltı ile yanındakine şunu söylüyordu, “Keşke gitse, Maraş rahat eder, her gün yazı yazıyor, milletin kafasını şişiriyor. Giderse kurtuluruz!”

Vay canına! Bak, bunu bilmiyordum. İnsan dostunu düşmanını bilemiyormuş, seçemiyormuş, üzüldüm duyunca.

*

Neyse, dudak büktüm, takmadım kafama, sırada beklerken, birden ileride bir alev, bir ışık, bir gürültü peydah oldu. Uzaya gitmek için hazırlanan füzenin içinde kim vardı biliyor musunuz?

Altın, dolar ve Euro…

Fırlamalar, uçuşa geçmişler bile. Uzaya çıkmışlar bile. Benden habersiz, vatandaştan habersiz, piyasadan habersiz.

Kandırdılar bizi, ayakta uyuttular! İçimden ne geçiyorsa hepsini döktüm orta yere. Ne şerefsizliklerini koydum, ne terbiyesizliklerini, ne hadlerini bilmemezliklerini… Şimdi aileme, çevreme ne diyeceğim, bunu nasıl anlatacağım, kara kara onu düşünüyorum!

Düşünürken de, günaha girdim bir yığın! 

Allah belanızı verecek!

YORUM EKLE