banner263

Neoliberalizm ve Tarım

Gıda güvenliği ve güvencesi en sık tartışılan konulardan biri durumundadır. Tarımın özellikle pandemi ile önemi daha iyi anlaşılmıştır. Gelecek yıllarda da tarımın tartışılmaya devam edecek bir potansiyeli mevcuttur. Tartışmalarda sahip olunan ideolojik duruşlara göre sorun ve çözüm önerileri sunulmaktadır. Kabaca iki kategoride bunları incelemek mümkündür:

Bir grup (kumanda ekonomiciler) neoliberal politikaların iflas ettiğini diğerleri (liberaller) ise piyasanın bir süre sonra dengeye ulaşacağını iddia etmektedir.

Ülke tarımında son 40 yılda liberal politikalar daha ağırlıktadır.

Liberalizm

Liberalizm (İng. Liberalism) devlet, toplum ve birey arasındaki tüm ilişkilerde, bireyin hak ve özgürlüklerini öne çıkaran, her bireye inanç ve düşünce özgürlüğü tanınması gerektiğini savunan; siyasal, toplumsal ve ekonomik alanlarda birey girişimciliğini ve bireyin (özel sektör diye düşünülebilir) çıkarlarını en üstün değer olarak gören düşünce akımıdır. Klasik liberalizm 'bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler'i temel alan liberal ekonomik öğretiler, anayasal güvenceler ve çoğulcu demokrasilerle yakından ilişkili toplumsal-siyasal düzen olarak da açıklanabilir. Uygulamada bazı aksaklıklardan dolayı bazı ülkelerde yeni liberalizme yer verilmiştir.

Yeni liberalizm ise (İng. neoliberalism) serbest piyasayı, yarışımı ve özel mülkiyeti savunan, temelde liberalizme dayanan, ama denetimsiz bir liberalizme karşı, piyasanın düzenlenmesi amacıyla “devlet müdahalelerini” gerekli gören ekonomik akımdır. Neoliberal serbest pazar ekonomisinin 1980'den sonra gelişen küresel “uluslararası serbest ticaret ilişkilerini” belirten ticaret politikasıdır. “Uluslararası örgütlerin” ve devlet dışı güçlerin uluslararası iş birliği yöntem ve biçimlerini içeren yaklaşımdır.

Neo/Yeni

Tanımı bunlar olmakla birlikte Neoliberal ile ilgili şu kısa bilgiyi paylaşmakta fayda vardır: Neoliberalizm, ekonomi temelli olarak gelişen siyasal bir ideolojidir. Neoliberalizmin dünyada ortaya çıkışı 1970'li yıllarda yaşanmıştır. Keynesçi ekonomi modelinin yıkılması ile 1970'li yıllarda dünyada uygulama alanı bulmuştur. 1970'li yıllar dünyada Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere ekonomik anlamda içinden çıkılmaz, olumsuz bir koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Neoliberal düşünce, devletin piyasaya olan “müdahalesini minimum” düzeye indirmeye hedeflerken deregülasyon (kuralsızlık) teorisi ile de “özel sermayeye” her türlü imkânın sağlanmasını hedeflemektedir. Bu açıklamada son cümle tartışmayı özetler niteliktedir. Devlet müdahalesi azalırken aşırı kar arzusu ile dört nala sermaye büyümeye çalışmaktadır.

Ülkemizde durum nedir?

Türkiye

Türkiye'de ise neoliberalizmin, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden önce 24 Ocak 1980'de alınan 24 Ocak kararları ile uygulamaya konulduğunu görmek mümkündür. Süleyman Demirel ve Turgut Özal'ın uygulamaları ile düzen ekonomiye, siyasal hayata ve toplumsal düzene nüfuz etmeye başlamıştır.

1980 sonrası uygulanan politikalar sonucunda kamu tarımda tamamen olmasa da belli alanlarda tamamen veya kısmi oranlarda özel sektöre rolünü bırakmıştır. Örneğin 1980’lerin başında sebze tohum üretiminde kamunun payı %100, özel sektörün ki sıfır iken günümüzde bu tam tersinedir.

Tarım hukuku üzerine incelemeleri olan bir akademisyen olarak tarım mevzuatını incelediğimizde “uluslararası antlaşmalara ve özel sektöre” verilen önemi görmemek mümkün değildir. Özellikle 2000’lerden sonra uluslararası sisteme tarım mevzuatı entegre edilmiştir. Bu arada belli ölçüde kamucu (devletçi) yaklaşımları da görmek mümkündür?

Örnekleri uzatmadan uygulamada neoliberal politikaların etkili olduğunu söylemek mümkündür. Bu noktada tarımdaki mevcut durumu izah etmek için neoliberal tarım politikalarını sorumlu tutmak mı gerekir? Veya kamucu politikalar derde derman olur mu? Bu konuyu incelemeye devam edelim

Son söz: Başarı teorik ve pratik kusurları örter.

YORUM EKLE