banner209

Cevizin anavatanı Çağlayancerit’i tanıyalım

Cevizin anavatanı Çağlayancerit’i tanıyalım

Kahramanmaraş’ın gezip görmeye değer ilçelerinden Çağlayancerit’in konumu, tarihçesi, ekonomik ve sosyal yapısı hakkında çeşitli kaynaklardan elde ettiğimiz bilgileri Manşet okurlarına sunduk. Cevizi ile dünyaya ün salmış gelişen ve büyüyen geleceği parlak ilçemizin geçmişine ışık tuttuk.  

Çağlayancerit, Kahramanmaraş ilinin Akdeniz Bölgesi'nde kalan ilçesidir. Ceviziyle ünlü ilçemizdir. "Çağlayancerit Cevizi" Türk Patent Enstitüsü'ne Coğrafi İşaret Başvurusu yapılarak koruma altına alındı. Çağlayancerit'in rakımı bin 150 metre, yüzölçümü 642 kilometrekare. Çağlayancerit ilçesi coğrafi olarak Akdeniz bölgesi sınırları içindedir. Kuzeyinde Nurhak İlçesi, doğusunda Adıyaman ili Gölbaşı ilçesi, güneyinde Pazarcık, batısında ise Kahramanmaraş İli Merkez ilçeleri bulunmaktadır. İlçede Akdeniz iklimiyle karasal iklim arasında geçiş özelliği taşıyan iklim tipi hakim. Yaz mevsimi sıcak ve kurak kış ve mevsimi soğuk ve kar yağışlı, baharlar ise ılık ve yağışlı.

İlçe merkezi kuzeyde Engizek dağları, güneyinde ise Öksüz dağı ile çevrili bir vadide kurulmuştur. Köyler genelde dağlık arazide kurulmuş olup, Düzbağ ve Bozlar beldeleri çevresi genelde düzlüktür. İlçede ekilebilir arazi sınırlı olup, dağlık alanların yüksek kesimlerinde orman alanları mevcuttur.

Çağlayancerit'in cevizi meşhurdur. “Çağlayancerit Cevizi" Türk Patent Enstitüsü'ne Coğrafi İşaret Başvurusu yapılarak koruma altına alındı. Çağlayancerit Cevizi' Coğrafi İşaret başvuruları ilanı 13 Kasım 2012 Salı tarihli 28466 sayılı Resmi Gazete'de yayınlandı.

Çağlayancerit Cevizi, Kahramanmaraş İli’nin Çağlayancerit İlçesi’nin yerli çeşidi olup; dolgun gövdeli, ekstra irilikte, açık sarı iç renginde, yumuşak yapılı ve kolay kırılarak içi tüm olarak çıkarılabilen, antraknoza ve iç kurduna dayanıklı cevizdir. Erkek ve dişi çiçek oluşum zamanları birbirine yakın olduğundan meyve verimi yüksektir.

İlçenin yüzölçümü 642 kilometrekaredir. Bu yüzölçümünün 10 bin 396 hektarı (yüzde 16) tarım alanı, 23 bin 566 hektarı (yüzde 37) orman ve fundalık, 27 bin 677 hektarı (yüzde 38) çayır ve mera, 5 bin 561 hektarı (yüzde 9) ise tarım dışı arazidir.

İlçe sınırları içerisinde ormanlık alan geniş yer tutmakta. Toplam orman alanı 18 bin 961 hektardır. Bu orman alanlarından bin 902 hektarı normal koru sahası,3 bin 676 hektarı normal baltalık sahası,13 bin 383 hektarı ise çok bozuk koru sahasıdır. Ormanlarımızda bulunan ağaç türleri ise Meşe, Sedir, Çınar, Karaçam ve Kızılçamdır. İlçenin Engizek Dağları kesiminde yüksek alanlarda yaylak ve otlaklar bulunmaktadır. İlçe sınırları içinden Göksu ve Aksu çayları geçmekte olup, sulanabilir araziler bakımından bu su kaynakları önem taşımaktadır.

Çağlayancerit aynı zamanda Eski Büyük Birlik Partisi lideri merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatından önce son olarak uğradığı yer olarak hatırlanmaktadır.

ÇAĞLAYANCERİT İLÇESİ TARİHİ
İlçenin ilk kuruluşu bu günkü ilçe merkezinin kuzeyinde bulunan pamuk denilen yerdir.İlçenin adının Orta Asya’dan gelen Cerid Aşiretinden geldiği ve bu adla tanındığını söyleyebiliriz. “Çağlayan” tabirinin ise sularının çokluğuna dayanarak kullanıldığı olasılığı kuvvetli bir ihtimaldir. İlçeye bağlı Küçükcerit Köyünde ortaya çıkan  mozaik kalıntıları, yörede yerleşimin  M.S. 3-4. yüzyıla dayandığını göstermektedir.  Dağlık bir alanda kurulan Çağlayancerit, Elbistan-Pazarcık arasındaki eski  tarihi yola  hakim konumdadır.  Bu yol, Anadolu’dan Suriye ve Irak’a giden en işlek yolun en bilinmeyen kısmıdır. Elbistan- Nurhak, yakınlarındaki Akça Derbent eski zamanlardan beri bilinen ünlü bir geçittir. Elbistan-Pazarcık kervan (ticaret) yolunun  güvenliğinin sağlanması için bu derbendin oluşturulmuş olması  kuvvetli bir olasılıktır.  Çağlayancerid, konumu itibarıyla Anadolu-Suriye, Irak ticaret yoluna hakim bir yerdedir. 1277 yılında Mısır ordusu ile Muhyiddin İbn-i Abdüzzahir bu yolla Anadolu’ya  bin bir güçlükle gelmiştir.

Yalçın, Engizek Dağları’ndan (Hâla sarp yerlerinde örülmüş duvar kalıntıları vardır.) aşan  bu tarihi yol, Alaçık’tan Erinci, Besni, Sakarkaya ve Pazarcık’a ulaşır.

1563 Maraş Tahrir Defterindeki kayıtlarda  “Engizek”, “Yalangoz” mezralarında bahsediliyor. Bunların Bertiz Nahiyesine bağlı olduğu belirtiliyor. Bertiz Nahiyesi’nin de Maraş merkeze bağlı olduğu görülmektedir.

Bölgede Roma döneminin hüküm sürdüğü sanılmaktadır. İlçenin Aksu Mahallesi Kısık mevkisinde yol yapımı esnasında ortaya çıkan su kanalının Roma döneminden kaldığı sanılmaktadır. Bu su kanalıyla tarihi bir şehir olan “Göynük”e su götürülmüştür. Taş ve bir tür kirecin kullanıldığı su kanalı boyunca yapılacak kazı çalışması bizi kesin ve daha doyurucu bilgilere ulaştıracaktır. Bölgede Ermenilerin de yaşadığı “özellikle şimdiki Bozlar kasabasında”, bilinmektedir.  13.yüzyılda Göynük Kalesini Ermeniler ele geçirmiştir.

Cerid Aşireti ilçe halkının temel unsurunu oluşturur.  İlçe halkının bölgeye yerleşimi, Türklerin Anadolu’ya göçleriyle paralellik göstermektedir.  Genelde Çağlayancerit, Cerit Aşiretinin yaylağı olarak kullanılmıştır. Ceridler yarı göçebe şekilde buraya yerleştirilmiştir. Farklı bir durum da dikkatimizi çekmektedir.

Rafet Yinanç, “Dulkadirli Beyliği” ile ilgili makalesinde Malatya ve bu yörelerde Ağaçeri Türkmenlerinin yaşadığını 13. yüzyılda  Baba İshak İsyanı’na  katıldığını söylerken,sonraları Ağaçeri Türkmenlerinin Dulkadirli Beyliğini oluşturduğunu yazıyor. Büyük olasılıkla şimdiki Çağlayancerit ve yöresinde yaşayan ilk Türk topluluğu Ağeçeriler olmuştur.  Sonraki dönemlerde Cerid Aşireti Ağaçeriler ile kaynaşıp bir potada erimişlerdir. Çağlayancerit’te halk arasında anlatılan hikayelerde; ( Ben yüz yaşlarında Gülizar Mehmet adıyla anılan kişiden şahsen dinledim): “Biz Ceritliler Mongollarla üç kere savaş etmişiz ve onları çok kırmışız.” Mongollar dediği Moğollardır. Bu yöreye Ağeçeriler’in isyanını bastırmak için Moğollar asker göndermişler yapılan uğraşlarda Moğolların kaybı büyüktür.  Bu yaşlı  şahsın anlattığı hikaye Ağaçerilerin vermiş olduğu savaştır. Bir arada  yaşamaları nedeniyle de hikayenin Cerit Aşiretininmiş gibi anlatılması kuvvetle muhtemeldir.

İlçe, Selçuklu Devleti’nin hakimiyetinden sonra, Dulkadirli Beyliği’ne geçiyor. 16.yüzyılda da Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Cerit Aşireti şimdi Aksu’nun gözüne (Küçükcerit) yerleşiyor. Tecirli ve Cerit Aşireti Aksunun gözü için savaş ediyorlar.  Küçükcerit sınırları içinde “Tecirli Kabirliği” bulunmaktadır. Daha sonraları Çağlayancerit’e yerleşilmiştir.

CERİD ADININ ANLAMI
Cerid adının aslı ve manası üzerinde kesin bir bilgi yoktur.  Boyun adının “Cirid” oyunundaki değneğin Arapça adı olan  “Cerid”den gelmiş olması kesin değildir.  Ülkemizin bazı yerlerinde “Cerit”;  canlı, eli çabuk ve becerikli anlamlarına  geliyor. Fakat bu Cerid’in  de ne ile ilgili olduğu bilinemiyor.  “Cerid” kelimesinin  çabuk  ve becerikli  şeklindeki  manası Cerid boyundan da çıkmış olabilir.

Cerid adının  bu yolla ortaya çıkıp kullanılması hususunu kuvvetlendiren  bir önemli etmen  daha mevcuttur. Ceridler, bacakları kısa atlara biner, çok çevik ve hızlı bir şekilde hareket eder, atlarıyla dağlık  ve engebeli arazileri çok iyi tırmanır ve her türlü  hava şartlarında süratle seyahat edebilirlerdi.

Araştırmacının da  söz ettiği üzere  Ceridler, çok hızlı ve mahir  binicilerdir. Engebeli arazide at sürmek ve hızlı göçebilmek işi tam bir beceri işidir. Bu noktadan hareketle Cerid kelimesi hem cirit oyunundan, hem de Anadolu’nun muhtelif  yerlerinde kullanılan  “canlı, eli çabuk ve becerikli” anlamından çıkmış olmalıdır.  Ceridler, arasında hâla cirit oyunu  ve inceliklerinden  bahsedilmektedir. Cerid adı, anlaşılacağı gibi; atik, eli çabuk, becerikli, iyi ata binen, çabuk göçebilen, cesur ve yiğit anlamlarını  içermektedir. Zaten cirit oyunu da bütün bu anlatılan şeylerle  oynanır. Cerid adının ortaya  çıkışı ve kullanılmasında Cerid boyuna mensup insanların  davranışı ve karakteri, hayat anlayışları birebir etkili olmuştur.

Göçebe Türk Kültüründe kişilere ünvan, lakap verilirken  kişinin karakteri ve hayata  bakışına  göre isimler, lakaplar, verilirdi.  (Vurdumduymaz Ahmed, Tezcanlı Bekir,  Tembel Mehmet gibi) Boylarda ad alırken ona göre adlar almışlardır. Bu konu Oğuzkağan Destanı’nda  da geçmektedir. Oğuzkağan  yaptıkları işlere  ve becerilerine göre  emrindeki insanlara  adlar vermiştir.

Cerid adının ortaya çıkışı ve kullanılmasından söz ettikten sonra şimdi ise gelişen tarihi süreç içerisinde Cerid Boyunun  tarihi hakkında  bilgiler sunalım.

CERİD BOYUNUN ORTA ASYA’DAN GELİŞİ
Cerid boyunun yirmi dört Oğuz boyundan hangisine dahil olduğu tam olarak bilinmemektedir.  Bununla  beraber  Anadolu’da  yerleşim esnasındaki  konumu, sosyal  yaşantıları ve kültür birikimine bakıldığında Cerid boyunun  24 Oğuz boyundan  Avşarlar’dan geldiğini söylemek mümkündür.  Cerid Aşireti  Dulkadirli ulusuna, Dulkadirli  de Avşar boyuna bağlıdır.

Ama bunu bu şekilde ifade etmek çok zordur.  Orta Asya’dan  yapılan göçler esnasında Ceridler hangi tarihte ve nereden Anadolu’ya doğru göç etmişlerdir bunları aydınlatabilecek kesin belge ve kaynaklar henüz mevcut değildir. Özellikle Moğolların acımasız ve hızlı talanlarında Anadolu; Cerid gibi Türk topluluklarının  korunağı ve barınağı konumuna gelmiş çok  sayıda göç almıştır. Bu göçler esnasında ortalık ana-baba gününe dönmüştür.  Türk boyları arasındaki müthiş dalgalanmalar bu dönem ve sonrası için Aşiret ve göçebe topluluklar hakkında kesin bilgilere ulaşılmasını neredeyse imkansız hale getirmiştir. Zaten bunları araştırmak da çok manalı değildir. Çünkü Türk boylarının Anadolu’da yaşadıkları kültür ve  yaşam biçimleri onların köklerinin  aynı olduğunu ispatlayan  en önemli delildir. Cerid boyunun Anadolu’ya gelişi Anadolu Selçuklu Devleti’nin son dönemine denk  gelmektedir. Büyük bir olasılıkla da Avşar boyuyla beraber hareket edilmiştir.  XV. ve XVI. Yüz yıllarda Anadolu’da  Kayı boyundan sonra en fazla  yer adlarına sahip olan Avşar boyu, Anadolu’nun fethinde ve iskanında önemli roller üstlenmiştir.

Derleyen: Şenol Güneş

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

bahis ekbonus.com Bonus Veren Siteler

Casino Siteleri Deneme bonusu Bahis Siteleri