3 yıl oldu kurulalı, koskocaman 3 yıl. Bu süre zarfında yer arandı aylardır, bir yerde karar kılınamadı, bunun için Ankara Çarşıbaşı yoluna çevrildi, YÖK ile görüşmeler yapıldı, şurası denildi olmadı, burası denildi olmadı.

Zaman harcandı, paralar boşa gitti. Hatta uzak ara değil, geçen sene, Meclise gittiğimde, KSÜ Rektörü Prof. Dr. Niyazi Can ve arkadaşları ile karşılaştım koridorlarda. “hayırdır hocam, ne iş?” dediğimde, İstiklal Üniversitesine yer için YÖK ile görüşmeye geldiklerini, öneri sunacaklarını, bu meselede milletvekillerinin de bilgilerine, desteklerine ihtiyaçları olduğunu söylemişlerdi.

Güzel de, İstiklal Üniversitesine yer bulmaya gidiyorsunuz, birkaç kişiyle, üniversitesinin rektörü sayın Prof. Dr. Sami Özgül niye yoktu?

*

Şehrimi kast etmiyorum sadece, pıtırak gibi, bakkal dükkânı açar gibi, bırakın her ili, her ilçeye, her mahalleye üniversite açıldı.

Şahsım şehrindeki üniversite de buna dâhil.

Bırakın devleti, özel sektör kursun özel üniversiteleri. Kahramanmaraş bir sanayi, bir tarım kenti, o kadar zenginimiz var, o kadar varlıklı insanımız var, kursunlar bir özel üniversite.

Ama yok…

Hatırlayın, iş dünyasındaki arkadaşlarımız havaalanı için projeler geliştiriyor, özele havayolu şirketi kuruyorlardı. Niye? Çünkü Kahramanmaraş havaalanı verimli çalışmıyor, uçaklar inemiyor, kalkamıyordu.

Ankara veya İstanbul’dan daha uçak havalanmadan soruyorlar birbirlerine, ‘Nereye gidiyorsun?’

El cevap; ‘Uçak nereye inerse!’

Şahsım şehrine inmesinin garantisi yok zira!

*

Neyse… Konumuz sırf milletin gazını almak, sırf siyasilerin elini güçlendirmek, sırf siyasi malzeme yapılmak düşüncesiyle kuruldu. Altyapısız, yersiz-yurtsuz, öğrencisiz… Ha, dediniz ki ‘Göç yolda düzülür!’

Hani göç, hani yol, hani düzme…

Önce yerini yurdunu hazır edecektiniz, güçlü bir tanıtım sağlayacaktınız, güçlü bir kadro ile yola çıkacaktınız.

Yahu, daha bu şehirde ikinci bir üniversitenin olduğunu bilmeyen binlerce insana var!

Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi (KİÜ) Karacasu Kampüsü’nde yapılacak çalışmalarla ilgili istişare toplantısı gerçekleştirilmiş. Biz de haber yaptık sevine sevine!

*

Rektörümüz sayın Sami Özgül, başarılı bir tıp adamı. Bari bırakın da ameliyatını yapsın, can kurtarsın, insanlara faydalı olsun. Adamcağız yetmişinden sonra küflenip kalacak orada. Sayın Sami Özgül, gerçekten başarılı, yetenekli bir akademisyen, harika bir kişilik, mükemmel bir tıp adamı.

Körelttiniz, elini kolunu bağladınız, insanlara tıp anlamında yardımcı olmak adına önünü kestiniz, rektör yaptınız da ne oldu, ne geçti elinize!

Ankara’ya giderken bile götürmediniz!

*

Çok istedik ya, daha Sütçü İmam Üniversitesinin bile eğitim-öğretim kalitesini artıramadık ya, öğrenci sayısında beklenen ve istenen artışı gerçekleştiremedik ya, varsın olsun! İkinci üniversitemiz var, yeter bize!

Oturun da turşusunu kurun!

Zaten kuruduğu günden bu yana, öğretim üyeleri bir özel bankadan maaşlarını alıyorlar koç gibi. Öğrenci yok, aksi gibi eğitim-öğretim dönemi pandemiye de denk gelince, bir ara büyükşehir belediyesi arkasındaki eski kampüse, şimdi adına YERLEŞKE diyorlar geçici olarak taşınınca, bir göbek atmadığı kalmıştı milletin.

Bu arada, adamını bulan, torpilini bulan kapağı attı, senin kardeşin, benim eniştem, ötekinin dayısı, berikinin yeğeni doldurdular içini. İş yok, güç yok, öğrenci yok, eğitim-öğretim yok, merhaba üniversite!

*

Şimdi çürük olduğu aylardır yazılan, konuşulan ve tartışılan Karacasu Kampüsü için proje geliştireceklermiş.

Yine sorsam sivri dilimle, yine eleştirsem, ‘Birader, daha önceleri neredeydiniz, şimdiye kadar eliniz armut mu topluyordu?’ desem alınganlık gösterecekler.

Ben sizi temin ederim, en çok Sami Hocam için üzülüyorum.

Mükemmel kişilik, dürüst tıp adamı, harika akademisyen. Bir kere, bu değerli bilim adamımı buraya rektör olarak atamakla harcadınız resmen!

Bu benim iddiam, benim düşüncem!

Başkası ne der, ne düşünür bilemem.

*

Merak ediyorum, (gerçi bir insanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş ya, neyse… Şimdi uzatırsam maraza çıkacak, kısa kesiyorum) İstiklal Üniversitesi için siyasiler, yerel yöneticiler, akademisyenler, bazı sivil toplum kuruluş temsilcileri hangi projeyi hayata geçirecekler.

Tamama geçirsinler de, nereye ve ne zamana kadar!

Kadro her gün geçtikçe şiştikçe şişiyor, ortada somut bir adım, bir gelişme yok, biz kuru kuru gadanı alayım, takır takır yoluna öleyim avuntusu içindeyken, bir öneride bulunayım da, kral çıplak diyeyim de, fincancı katırlarını ürküteyim de gündem oluşsun bari…

KSÜ yeni rektörü belli olacak yakında. Umarız,  dileriz yeni atama ile KSÜ’nün öğrenci sayısı artar, eğitim öğretim kalitesi üst seviyelere çıkar, bilim adına gelişmelere imza atarlar!

Ama… Önce bu üniversitenin adını değiştirin! Bir iyilik  yapacaksınız şayet!

Ya ‘Kahramanmaraş Üniversitesi’ deyin.

Ya da ‘12 Şubat Üniversitesi’

Ne alaka Sütçü İmam? Kabul, Milli Mücadelede gösterdiği kahramanlık tabi ki inkâr edilecek değil. Tabi ki bizim milli ve yerli gururumuz, mücadele adamımız. Üniversite ne alaka demem ondan! Türkiye’nin dört bir yanından bu üniversiteye öğrenci neden gelmiyor, bir oturun da düşünün hele!

*

Kurumlara isim verirken, biraz dikkatli, biraz duyarlı, biraz sağduyulu, biraz geleneğe bağlı, biraz geçmişle bağlantılı isimler verirseniz, amenna!

Örneğin; ünlü düşünür, mütefekkir ve fikir adamı Necip Fazıl’ın ismi kültür merkezine yakışır, eyvallah.

Tamam da, Şehir Hastanesinde Necip Fazıl’ın ne işi var. Bu ülkede Cumhuriyet dönemlerinde (10.06.1948-22.05.1950) Sağlık Bakanlığı yapmış Dr. Kemali Bayazıt’ın ismini verseniz şık düşmez miydi, örtüşmez miydi?

*

Neyse… Yazı yine uzadı. Tabi ki istişare sünnet dinimizde. Zaten her şeyi getirip oraya dayıyorsunuz! İşte o istişare toplantısında bölgenin mevcut hali, imar durumu ve ilerleyen süreçte hayata geçirilmesi planlanan projelerin koordinasyonuna yönelik görüş alış-verişi!

Tabi alış-verişinizi yapın! Fişinizi de almayı sakın unutmayın!