banner287

Tarihsel Süreç içerisinde ahilik kurumunun kurumsallaştırdığı ‘Ahlak Pırıltılarından’ yaşanmış örnek kesitler

Tarihsel Süreç içerisinde ahilik kurumunun kurumsallaştırdığı ‘Ahlak Pırıltılarından’ yaşanmış örnek kesitler

KAHRAMANMARAŞ AHİLİK HAREKETİ HAFTALIK KÜLTÜR-SANAT  EKİDİR

-AHİce-

Sayı 15

E posta: kahramanmarasahilikhareketi@gmail.com

TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE AHİLİK KURUMUNUN KURUMSALLAŞTIRDIĞI ‘AHLAK PIRILTILARINDAN’ YAŞANMIŞ ÖRNEK KESİTLER

Bu makalede, tarih boyunca; ‘ahlak-edep-hoşgörü-estetik-kalite- kavramlarını kurumsallaştıran Ahilik kurumunun, yaşadığı döneme ve sonraki zamanlara kazandırdığı değer sistemlerinin kesitlerini okuyacaksınız.

Ahide Olması Gereken Meziyet: Güven verme / Sözünden dönmeme

EBU HANİFE'NİN TİCARETTEKİ DÜRÜSTLÜĞÜ

Büyük bir ilim adamı olan Ebu Hanife aynı zamanda kumaş ticaretiyle uğraşan esnaftır. Bir akşamüstü dükkânına iki müşteri gelir. Kumaş toplarından birini beğenirler fakat kumaşları ancak sabah alabileceklerini, parasını da sabah ödeyeceklerini söyleyerek oradan ayrılırlar. Sabah olunca dükkâna erkenden gelen başka bir müşteri tezgâhın üzerindeki kumaşı beğenir ve almak ister. Ebu Hanife: "Bu kumaş satıldı. Siz başka bir kumaşa bakın." diyerek adamın isteğini geri çevirir. Ancak adam o kumaşa iki kat para vereceğini, almak istediğini söyler. Ebu Hanife, tekrar "Bu kumaş satıldı." diyerek teklifi reddeder. Müşteri ısrarcıdır ve bu defa kumaş için değerinin üç katı para teklif eder. Bunun üzerine Ebu Hanife: "İsterseniz değerinin yüz katını verin, yine de bu kumaşı size veremem. Çünkü ben bu kumaşı başka müşteriye sattım, sözümden dönemem." diyerek adamın isteğini geri çevirir. “Tüccarlar kıyamet günü günahkâr olacaklardır. Ancak dürüst ve doğrulukta bulunanlar müstesna (hariç)…”

Ahide Olması Gereken Meziyet: Komşularına iyilik etme

BUĞDAY

Her yıl yapılan “en iyi buğday” yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi: “Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor.” der. “Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz?” diye sorulduğunda: “Neden olmasın?” dedi çiftçi. “Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

Ahide Olması Gereken Meziyet: İşinde ve hayatında doğru ve güvenilir olma

EKMEĞE 5 PARA BİLE ZAM YOK

1899 Haziran ayında buğday fiyatlarında meydana gelen artış dolayısıyla ekmeğe de zam yapılması söz konusu olunca Sultan II. Abdülhamid Han duruma müdahale ederek özel kalem müdürüne şu emirleri verdi: Derhal komisyon kurulsun ve ekmek fiyatlarının artmasını önleyecek tedbirler alınsın.” Bunun üzerine kurulan komisyon meseleyi görüşür ve gerekli önlemleri alır. Aynı senenin Eylül ayında, ekmeğe zam yapamayan bazı fırıncılar, bu sefer ekmek üretimini azaltırlar. Maksatları bu yolla ekmeği karaborsaya düşürüp zam yapmaktır. Fakat Sultan buna da hemen müdahale eder ve askerî fırınlarda, İstanbul halkı için ekmek pişirtir ve fırıncılar pes ederek normal üretimlerine başlarlar. 1907 senesinde de et fiyatlarında suni bir artış görülür. Sultan Abdülhamid Han hemen emir verir ve askerin ihtiyacı için et temin eden müteahhitlerden (tedarikçi) fazlaca et alınır. Alınan bu etler, Belediye marifetiyle ucuz fiyatla halka satılır. Kasaplar bu beklemedikleri durum karşısında geri adım atarlar ve et fiyatlarını ucuzlatmak zorunda kalırlar. Aynı sene ekmek fiyatları yeniden gündeme gelir ve et fiyatlarında suni bir artış görülür. Buna sebep olarak mahsulün az olması gösterilmiştir. Padişah, hemen tahkikat yaptırır ve şu emri verir: “Bu sene mahsulün az olduğu şeklinde söylentiler var ise de yaptırdığımız tahkikatta İstanbul’a gelen zahirenin geçen senelerden daha az olmadığı tespit edilmiştir. Anlaşıldığına göre bazı tüccarlar mevcut zahireyi toplayıp stok yapmaktadırlar. Bunların maksatlarının, ellerindeki zahireyi yüksek fiyatla satmak olduğu aşikârdır.” Devletin görevi ise halkın ihtiyaçlarının temini için gerekli tedbirleri almaktır. Bu sebeple fiyatların artmasını önleyecek tedbirlerin alınması irade olunmuştur.” Bundan sonra dışarıdan buğday temin edilerek ucuz fiyatla fırıncılara verilmiş, bu suretle ihtikâr (vurgun) yapanların ellerindeki buğdayı pahalıya satmalarının önüne geçilmiştir.

Ahide Olması Gereken Meziyet: Hayata olumlu tarafından bakıp sabırlı olma

TUZ ve SU

Yaşlı usta, çırağının her şeyden sürekli şikâyet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle: "Acı." diye yanıt verir. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sorar: "Tadı nasıl?" "Ferahlatıcı" diye yanıt verir genç çırak. "Tuzun tadını aldın mı?" "Hayır" diye yanıtlar çırak. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve: "Hayattaki acılar tuz gibidir, ne az ne de çoktur. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Ahide Olması Gereken Meziyet: Kadınlara karşı nezaketli olma

Anadolu Kadınlar Birliği

Ahi örgüt yapısı içinde kadınların sosyal ve ekonomik hayatta önemli bir yeri vardı. Kadınların teşkilatlanıp gelişmesi için Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı, dünyanın ilk kadın teşkilatı olan Anadolu Kadınlar Birliği’ni kurmuş ve kadın gücünü iktisadi hayata dâhil etmiştir. Nitekim kadınların ürettiklerini sattıkları pazarlar oluşmuş ve bunlara bedestenlerde özel yer verilmiştir. Örneğin Kayseri’de Ahiler tarafından kurulan Sanayi Sitesi içinde hanımlara mahsus çalışma yerleri de bulunurdu. Bu yerlere de “Kadınlar Pazarı” denmiştir. Anadolu Kadınları Birliği aynı zamanda; Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları himayesine almış, onların eğitimlerinden ev bark sahibi olmalarına kadar her türlü konuda sorumlu olmuşlardır.

Bunun dışında kadınlar kolu, zaviyeye gelen misafirlere yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun ihtiyacı olan elbise ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır.

Anadolu Kadınları Birliği, üyelerine şu telkinde bulunurlardı. "İşine, aşına, eşine sahip ol." Bu söz ahi kadın teşkilatının ana ilkesi olmuştur.

“İşine sahip ol.”: Bilge ve becerikli ol ki evinin düzenini koruyabilesin.

“Tasarruf et.”: Fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün.

“Eşine sahip ol.”: Evine bağlı kalsın.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER