Sağlık – Sen Genel Başkanı Semih Durmuş: Sağlık Çalışanlarımızın Sorunlarını Çözmek İçin Her Türlü Adımı Atıyoruz

Sağlık – Sen Kahramanmaraş Şubesi 7. Olağan Genel Kurulu’na katılan ve genel kurulda konuşma yapan Sağlık – Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, “Sağlık çalışanlarımızın sorunlarını çözmek için her türlü adımı attık ve atmaya da devam edeceğiz” dedi.

Sağlık – Sen Genel Başkanı Semih Durmuş: Sağlık Çalışanlarımızın Sorunlarını Çözmek İçin Her Türlü Adımı Atıyoruz

Sağlık – Sen Kahramanmaraş Şubesi’nin 7. Olağan Genel Kurulu Sahra Otel’de düzenlendi. Genel Kurula, Sağlık – Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, Sağlık – Sen Genel Başkan Yardımcıları Yunus Barutçu ve Mahmut Faruk Doğan, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mutlu Kaya, Memur – Sen üyesi sendika kuruluşlarının il başkanları, çevre illerden gelen Sağlık – Sen İl Başkanları, Sağlık – Sen üyesi sağlık çalışanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, divan kurulu ve seçim kurulunun belirlenmesiyle devam etti. Divan kurulu ve seçim kurulunun belirlenmesinin ardından protokol konuşmalarıyla devam eden genel kurulda söz alan Sağlık – Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, genel kurula katılan haziruna seslendi. Memur – Sen’in Türkiye’ye katkılarını anlatan Durmuş, toplu sözleşme hakkının elde edilmesinin memurlar için sendikalaşmanın ardından atılmış en önemli adım olduğunu söyledi. Sağlık çalışanlarının her türlü sorunun çözmek için gayret gösterdiklerini ifade eden Durmuş, malpraktis sorunu konusunda Avrupa ülkelerinden bile daha kapsayıcı ve güvenceli adımlar atıldığını belirtti. Sağlıkta şiddetin katalog suçlar arasında gösterilmesi konusunun çok önemli bir adım olduğunun altını çizen Durmuş, bu konu da daha caydırıcı adımlar atılması için mücadelelerinin sürdüğünü söyledi.

MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Durmuş, genel kuruldaki konuşmasında şunları kaydetti: “Sendikacılık yapıyoruz. Bizi biz yapan, bizi sendikacı yapan en önemli duygu kendimiz dışındaki insanların sorunlarıyla hemhal olmak, onların sorunlarını çözmek için kendimizi adama duygusunu yaşıyoruz. Bu duygu çok önemli duygudur. Dünya’nın en büyük üniversitesi olan Harvard Üniversitesi, bünyesine öğrenci kabul edeceği zaman sadece öğrencinin başarısına bakmıyor. O öğrencinin sivil toplum örgütlerinin içerisinde ne kadar yer aldığına, sosyal sorumluluk projelerinin içerisinde ne kadar eyer aldığına bakıyor. Kendisi dışındaki insanların sorunlarıyla ilgilenmiş olmayı çok önemli bir meziyet olarak görüyor. Siyasette ve bürokraside biri bir yere gelecekse sivil toplum kuruluşlarındaki görevlerine bakıyor. Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin önemi çok fazla kavranmış olmasa da zaman içerisinde burada da taşlar oturacaktır. Burada vermiş olduğunuz mücadelenin ülkenin yarınları adına çok önemli olduğu Türkiye bürokrasisi idrak etmiş olacak. Toplumun kaderlerini niteliksiz çoğunluklar değil, nitelikli azınlıklar belirler. Bu nedenle Memur-Sen Teşkilatı altında bir araya gelmiş olan insanlar, bu sendikanın kurucusu Mehmet Akif İnan; bu sendikayı kurarken Türkiye’nin geleceğini inşa edecek ‘Erdemliler’ hareketi olarak tanımlamışsa, biz bu tanıma uygun olarak mücadelemizi bugüne kadar sürdürdük. Bundan sonrada sürdürmeye devam edeceğiz.

MEMURLARIN TİCARET YAPABİLME HAKKINA SAHİP OLMASI GEREKİR

Dünya’da sendikal hareket işçilerle beraber başlamıştır. Türkiye’de ise 60 -70 yıllık bir geçmişi vardır. Memur sendikalarının ise 20 – 21 yıllık geçmişi vardır. “Sendika ne işe yarıyor?” diyenlere işçi sendikacılığı ile memur sendikacılığı arasındaki farkı gösterebiliriz. Bugün işçilere sağlanan haklar, memurlarla kıyaslandığında fersah fersah daha ileridir. Sendikal mücadelenin marka olduğu şehirde, Zonguldak’ta doğdum. Orada tüm bu mücadeleleri gördüm. Aynı zamanda SGK’da işe başladığımda işçiyle memuru aynı ortamda görmüşlüğüm var. İşçilerin bordrolarıyla, memurların bordrolarının kıyaslandığını yıllar öncesinden tecrübe etmişimdir. Bu nedenle Türkiye’deki sendikal mücadelenin yeniden kodlanması gerekiyor. Her bir memur arkadaşımız işçi sendikalarının mücadelesinden ders çıkarması gerekiyor. Bugün bir işçi siyaset yapabiliyor. Herhangi bir siyasi partiye girip, onun değişik organlarında görev alabilir ama bir memur herhangi siyasi partinin kapısından geçecek olsa, bir eylemine katılmış olsa devlet memurluğundan çıkarılır. Halbuki toplumu yöneten, toplumun en okumuş kesimi olan memur kesiminin siyasetin dışında tutulması bu ülkenin siyaseti adına da doğru değildir. Mutlaka önümüzdeki süreç içerisinde ülkenin bir referandumu olacaksa, anayasa değişikliği olacaksa tıpkı işçilere tanındığı gibi memurlara da siyaset hakkının tanınmış olması gerekiyor. Bir işçi gelir getirici bir iş yapabiliyor. Herhangi bir iş yeri açabilir, vergiye tabii olur. Vergi öder. Ancak, bir memur gelir getirici 2. bir iş yaptığında devlet memurluğundan çıkarılır. Kadın çalışanlarımız aylık izine çıktığında, yanı başındaki özel hastanede çalışıp ev ekonomisine katkıda bulunmak istediğinde bu işi resmi olarak yapamaz. Yıllık izinde bile gelir getirici 2. bir iş yapamaz. Dolayısıyla memurlarında ticaret yapabilme hakkına sahip olabilmesi gerekiyor. Bugün bir işçiyi 11 saatten fazla çalıştıramazsınız. Ancak, bir sağlık çalışanını günde 24 saat, 36 saat, 48 saat kesintisiz çalıştırabiliyorsunuz. Ayakta olduğu sürece çalıştırırsınız. Uyuklarsa hakkında soruşturma açar, ceza verirsiniz. Uyumayıp, yorgunluğa bağlı hata yaptığında malpraktisle tepesine çöker, milyonlarca tazminata mahkûm edersiniz. Dolayısıyla mutlaka sağlık çalışanlarının çalışma sürelerinin de kısıtlanması gerekir. Bir işçi emekli olduğunda bir uzman hekimin aldığından daha fazla emekli maaşı, daha fazla kıdem tazminatı alır. Bu noktada ciddi adımların atılması gerekiyor.

MEMURLARIN BÜTÜN KAZANIMINDA MEMUR- SEN’İN İMZASI VAR

Türkiye’nin sendikal hareketine Memur-Sen’in katmış olduğu çok önemli kazanımlar vardır. Türkiye’de memurlara sendikal hak, 2001 yılında verilmiştir. 2009 yılına kadar yetkili olan malum sendikalar, kamu çalışanları adına masada tek bir kazanım elde etmemişlerdir. Bugün sokaklarda, tribünlerde ahkâm keserler. 9 yıl yetkili oldukları dönemlerde kamu çalışanları adına tek bir kazanım elde etmemişlerdir. Geçen genel kurullarına gittim. Saymış oldukları bütün kazanımların, bütün kazanımların altında Memur- Sen’in imzası var. Bu ülkeye bir tek biz hizmet edelim derdinde değiliz. Ülkemize, milletimize ve onlardan destek almış olduğumuz üyelerin hakkını korumak için almış olduğumuz sorumluluğu, o emanetin hakkını yerine getirelim diyoruz.

MASADA SORUNLARI ÇÖZEBİLME MANTIĞIYLA HAREKET ETTİK

Memur – Sen olarak yetkili sendika olduğumuzda toplu görüşme vardır. O zaman toplu görüşme masasına oturduk, birtakım kazanımlar elde ettik. O günkü toplu görüşme neticesinde masada elde etmiş olduğunuz kazanımların, hayata geçirilmesi için bakanlar kurulundan geçmesi gerekiyordu. Elde etmiş olduğumuz kazanımların, bakanlar kurulunda elimizden alınmış olduğunu görünce, o günün Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu çıkıp deklarasyon yayınladı. Memur – Sen olarak bir daha o yasayla bu masaya oturmayacağız dedi. 2010 referandumu sonrası onları geri kazandık. Toplu sözleşme hakkının elde edilmesi memurlar açısından sendikalaşmanın ardından en önemli 2. adımdır. 2019 yılında toplu sözleşme masasına oturduğumuzda Sağlık – Sen olarak strateji değişikliği kararı aldık. 250 – 300 taleple masaya oturmaktansa hedefleri belirlenmiş, kapsamı genişletilmiş ama madde sayısı azaltılmış olan taleplerle masaya oturduk. Biz masada sorun çözebilme mantığıyla hareket ettik ve orada 40 maddeyle masaya oturup, 22’sini çözüme kavuşturduk.

TOPLU SÖZLEŞMELERDE SAĞLIK SEN ÖZELİNDE ELDE ETTİĞİMİZ KAZANIMLAR VAR

Toplu sözleşmelerde Sağlık – Sen özelinde elde etmiş olduğumuz önemli kazanımlarımız var. Bunların en başında ek ödemelere aldığımız yüzde 20 zamdır. Almış olduğumuz bu zam sağlık hizmetleri sınıfındaki, genel idare hizmetleri sınıfındaki, teknik hizmetler sınıfındaki, yardımcı hizmetler sınıfındaki tüm kamu çalışanlarımızı, üniversite ve adli tıp kurumu ayrımı yapmadan tüm kamu çalışanlarımızı doğrudan ilgilendiren önemli bir kazanımdır. Elde ettiğimiz bu kazanım o gün 400 TL’ydi. Bugün 700 TL. Gelecek olan yılbaşında en az bin ile bin 100 TL arasında olacak. Bizim ek ödemeye aldığımız yüzde 20 zaman her geçen gün çığ gibi büyüyen bir kazanımdır. Bizim masadan elde etmiş olduğumuz, sadece sağlık çalışanlarına gizli ve özel zam olarak gördüğümüz ve toplu sözleşmede bunu artıracağımız önemli bir kazanımımız daha var. Uzman ebe ve hemşirelere özel olarak almış olduğumuz 7 puanlık ek zam. Bu zam sadece sağlık çalışanlarına özel bir zam. Bugün, 205 bin ebe ve hemşirelerimizi ilgilendiren, lisanslarının üzerine yüksek lisans yaptıklarında diplomalarını kurumlarına verdiklerinde herhangi bir atamaya, herhangi bir kuruma gerek kalmaksızın tamamen faydalanacakları, bugünkü maaşlarını 200 – 250 TL artıran, emekli maaşlarını artıracak önemli bir kazanımdan bahsediyoruz.

ÇALIŞANLAR ARASINDAKİ MAAŞ UÇURUMUNUN KALDIRILMASI GEREKİR

Sendika olarak Antalya’da büyük bir teşkilat buluşması gerçekleştiriyorduk. O teşkilat buluşmasında, arzu ettik ki; toplu sözleşme de elde ettiğimiz kazanımları teşkilatımızla bir araya gelip anlatalım ve yeni bir sinerji oluşturalım istemiştik. Ancak, o gün yaşamış olduğumuz talihsizliğin zirvesini yaşadık. Düğün evi niyetiyle girdiğimiz teşkilat toplantısında, cenaze evine girmiş gibi ayrıldık. O güne kadar Sağlık Bakanımızla yapmış olduğumuz bütün görüşmelerde, döner sermayeye yönelik ciddi manada eleştirilerimizin olduğunu, döner sermaye uygulamasının 2003 yılında çıktığını, çıkışı itibariyle doğru bir uygulama olduğunu ancak zaman içerisinde sistemin bozulduğunu, çalışanların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu, moral ve motivasyonu negatif yönde etkileyen bir sisteme evirildiğini söyledik. Sistemin kurgusu, daha çok çalışana daha fazla ücret vermek adına yapılmış bir kurguydu. Gelinen nokta itibariyle daha çok çalışanın daha az ücret aldığı, daha az çalışanın daha çok ücret aldığı, eşit düzeyde çalışanların dahi eşit ücret almadığı sisteme evirildi. Bunu Cumhurbaşkanımıza da ilettim. Yapılan sistemin adaletsiz olduğunu söyledim. 2 farklı hastane çalışan 2 uzman hekim birbirinin 2 – 3 katı fazla ücret alıyor. 2 hemşire arkadaşımız, sırf farklı hastanede çalıştıkları için birbirinden 2 bin – 3 bin TL daha farklı ücret alıyor. Ankara Şehir Hastanesi’nde çalışan bir profesör 8 bin 500 TL alırken, aynı hastanesinin acil bölümünde çalışan ve 4900’lü olduğu için 12 bin TL alan pratisyen hekim olduğunda bu profesörün Sağlık Bakanlığına, devlete, hükümete inancı kalır mı? Bu şekilde ilettim. Çalışma barışının sağlanması ücrette adaletin sağlanması gerekiyor. 14 Mart Tıp Bayramı’nda Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamaların hepsine imzamızı atıyoruz. Sahada sağlık çalışanlarımızın sorunlarını ortadan kaldıracak önemli düzenlemeler, önemli vaatler var. Biz bu açıklamaların içinin Maliye Bakanlığı’nın eliyle boşaltılmasını kabul etmiyoruz. Ek ödemeler merkezi bütçeden olması gerekiyor. Çalışanların arasındaki maaş uçurumun mutlaka kaldırılması gerekiyor.

ELEŞTİRİ YAPMAMIZ GEREKEN YERDE ELEŞTİRİ YAPIYORUZ

Biz eleştiri yapmamız gereken yerde eleştiriyoruz. Bugün sağlık çalışanlarının ve vatandaşların belki görünür olmayan çok önemli bir sorunu vardı. Malpraktis sorunu vardı. Bir hemşire arkadaşımızın yanlış enjeksiyon yapmasına bağlı olarak, bir ilde 200 bin TL, bir ilde 600 bin TL, başka bir ilde bir milyon TL tazminat ödemeye mahkum edilmesi demektir. Türkiye’de sağlık çalışanları olarak her gün milyonlarca enjeksiyon yapıyoruz. Buna bağlı olarak bir hemşirenin, bir sağlık çalışanının, bir milyon TL tazminata mahkûm edilmesi asla kabul edilebilir değildir. Sağlık- Sen olarak bu noktada yapmış olduğumuz mücadeleyle sonuç aldık. Bugün bir hekim bir ameliyattan ötürü 4 milyon – 5 milyon TL tazminat ödemeye mahkum ediliyor. 15 bin TL alan bir hekim, bu paraları nasıl ödeyecek. Bu sadece sağlık çalışanlarını değil, sağlık hizmeti alan vatandaşında sorunu. Artık riskli ameliyatlar yapılmamaya, defansif tıbbın gelişmesine sebep olmuş bir uygulamaya dönüştü. Hekimler mesleklerini, branşlarını seçerken cerrahi branşlarda uzak, risk içermeyen branşları seçer duruma gelmişti. Bu yönüyle baktığımızda Türkiye’nin sağlık sisteminin temel sorunuydu. Bugün atılmış olan adım tüm Avrupa ülkelerinden daha ileri, daha kapsayıcı, tam güvenceli bir adımdır.

SAĞLIK ÇALIŞANINA EL ATAN KİŞİ CEZASINI ALACAK

Şiddet her bir sağlık çalışanımızın önemli bir sorunudur. Gün geçmiyor ki sağlık çalışanına şiddet olayıyla yüzleşmemiş olalım. Bizim sağlık çalışanlarını korumamız gerekiyor. 2011 yılından bu yana şiddete yönelik mücadele kapsamında önemli kazanımlar elde ettik. Bu kazanımların hiçbirinin sağlıkta şiddet ortadan kaldırmakta yeterli olmadığını gördük. Yeni bir adımın, yeni bir kararın alınması gerekiyordu. Alınacak kararın sağlıkta şiddeti, katalog suçlar arasında gösterilmesi gerekiyordu. Bir sağlık çalışanına el kaldıran kişi cezasını alacak. Bu adımda çok ileri adımdır."

SENDİKACILIĞI ÇAĞI KURTARMANIN EYLEMİ OLARAK GÖRDÜK

Sağlık-Sen Kahramanmaraş Şube Başkanı Bünyamin Mutlu Demirci ise, sendikacılığı çağı kurtarma eylemi olarak gördüklerini söyledi. Demirci, şunları kaydetti: “Hak ve emek mücadelesinde çeyrek asrı geride bırakmanın mutluluğunu ve bunun verdiği gururu taşıyoruz. Yedinci Olağan Genel Kurulumuzu bu vesileyle gerçekleştiriyoruz. Genel kurulumuz vesilesiyle geçmişte hizmet sendikacılığı bayrağını dalgalandıran bütün dava arkadaşlarımızı hayırla yad ediyor Pandemi sürecinde görevi başında hayatını kaybeden kahramanlarımızı rahmetle anıyorum. Biliyoruz ki bu genel kurullardaki coşku ve heyecanla çok şeyi değiştirdik. Milletinden kopup emeğin gündemine yabancı sendikacılık anlayışını çöktüğüne hep beraber gönderdik. Bugün de ülkemiz ve milletimiz üzerinde en kirli oyunların sahnelendiği bir dönemde oyunları bozmak ülkemize ve geleceğimize sahip çıkmak için buradayız. Sendikamızın kurucusu merhum Mehmet Akif İnan’ın da ifade ettiği gibi sendikacılığı çağı kurtarmanın eylemi olarak gördük. İşte bu yüzden ülkemizin bugünlere gelmesinde özgürlükler ve demokrasi mücadelesinde darbelere karşı dik duruş sergilenmesinde öncülük etmek istiyorum.

SORUNLARIN YANINDA ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ DE SUNUYORUZ

Ülkemizin ve milletimizin geleceği adına bu soylu mücadelede her zaman ön saflarda yer aldık. Kendi denen dinamiklerimizle çağın gerektirdiği koşullarla örnek bir sendikacılık yapmaya çalıştık. Sendikacılığın bir hizmet ve değişim aracı olduğu bilinciyle gelişim odaklı çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bundan sonra da Sağlık Sen Kahramanmaraş Şubesi olarak Sendikal birikimimizi, gücümüzü, çalışanlarımızın özlük ve sosyal haklarını arttırmak için değil, işte öğleden dolayı teşekkür ediyoruz. Altına imzasını attığımız kazanımlar sayesinde büyüyor. Bu kazanımlar sağlık sezonu olan güvenin hoşnut olmadığını gösteriyor. Değerli misafirler, kıymetli dava arkadaşlarım, Sağlık Sen ve Memur Sen Hareketi olarak kurulduğumuz günden itibaren her zaman geleceğin Türkiye sözlerinin peşinden koştuk. İnsanı merkeze alan adalet, özgürlük ve kardeşlik temelinde büyüyen bir Türkiye için gecenizi gündüzümüze kattık. Bu yüzden Her zaman kendimizi, milletimizi, sağlık ve sosyalizm ve çalışanlarımıza layık olma adına Türkiye’nin dönüşüm yolculuğunun neferleri olarak gördük. Biz Türkiye sevdalıları olarak geleceğe mutlaka milletin evlatları olarak dik duruşlu bir sendikacılık yapıyoruz. Sendikacılığı sadece sorunları teşhis etmekten çıkaran, sorunların yanında çözüm önerileri sunan bir noktaya taşımak. Bazı sendikalar gibi sadece sorunları taşıyarak, kurumlarda çalışma barışını bozarak kirleterek kurumları ve şahısları karalayarak kargaşa ortamı oluşturup bundan nemalanan bir anlayış içinde olmadık. Böyle sendikacılık anlayışını benimseyenler, kısa vadede kazandıklarını sanabilirler. Ama uzun vadede de gerçekte kendilerine zarar vermekle kalmayıp, tüm emek ve alın teri döken arkadaşlarımıza, kurumlarımıza sendikacılar da zarar vermektedirler.

ÜLKEMİZE HİZMET ETMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ

Bu konuda sendika olarak siyasi iradeden ve bürokrasiden beklentimiz milli ve manevi değerlere sahip çıkan haklı ve güçlü çoğunlukların küçük azınlıklara boğdurulmamasıdır. Biz Sağlık Sen ve Memur Sen Teşkilatı olarak kimsenin ne dediğini aldırmadan, bu ülkeye sahip çıkmaya, başımız dik, alnımız ak bir şekilde devam edeceğiz. Bu davayı omuzlarda taşıyarak sağlık ve sosyal hizmet çalışanımıza, ülkemize ve milletimize hizmet etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Sağlık Sen Kahramanmaraş Şubesi olarak bu yolda bizimle beraber yürüyen Binlerce teşkilat mensubumuza, dava arkadaşlarıma, delegasyonumuza sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Sözlerimi daha fazla uzatmadan, Sağlık Sen Kahramanmaraş şubemizin yedinci olağan genel kuruluna teşriflerinizden dolayı tüm misafirlerimize ve yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

SAĞLIK – SEN BİZE HER ZAMAN DOĞRU BİLGİYİ VERMİŞ, DOĞRU ELEŞTİRİLERDE BULUNMUŞTUR

Programa katılan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir ise, Sağlık – Sen’in AK Parti’ye her zaman doğru bilgiler verdiğini ve doğru eleştirilerde bulunduğunu söyledi. Özdemir, “Ben AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana siyaset yapıyorum. Bu kürsülerde sunuculuk yaptığım günleri hatırlarım. Kimi zaman Sağlık – Sen’in sorunları için ben uğraştım, kimi zaman benim sorunlarım için onlar uğraştılar. Neticede şehrimizin kalkınması için, şehrimize daha iyi hizmet verilebilmesi için, Kahraman şehrimiz daha mutlu ve huzurlu olsun diye, insanlarımız daha sağlıklı olsun diye onlarla biz el ele verdik ve çalıştık. Bu anlamda aramızda bir kardeşlik hukuku var. Ben de siyaset yaptığımdan biliyorum. İnsanlar yaptığınız şeye görev yaparken pek önem vermezler. Çok büyük fedakarlıklar yaparsınız ama dışarıdan bakınca çok kıymetli görmezler. Bünyamin Başkanımız da öyle birçok hizmette bulundu. Ne zaman kıymetli görürler? Sendikalaşma ve siyaset ortadan kalkınca önemli olduğunu görürler. İnşallah onun ne kadar kıymetli olduğunu görecek musibetle karşılaşmayız. Bu millet kurulduğundan bu yana hiçbir baskıyı kabul etmemiştir. Özgür düşünmeyi, özgür yaşamayı seven bir milletiz. Toplumumuza da kıymet veririz. Sağlık-Sen, AK Parti’ye her zaman doğru bilgiyi ve doğru eleştiriyi getirmiştir. Biz o doğru bilgiyle ve doğru eleştirilerle siyasetimize yön verdik. Sonunda da hem bizim şehrimiz kazandı hem de ülkemiz kazandı. O yüzden biz sizin yaptığınız işi kıymetli buluyoruz. Verdiğiniz emeğin kıymeti salgın ortaya çıkınca anlaşıldı. İnsanlar sizin ne kadar kıymetli bir iş yaptığınızın farkına vardı. Arkadaşlarımızın bu emeğine karşılık bazı adımlar atalım dedik. Sağlıkta şiddet gibi, özlük hakları gibi birçok konuda adımlar attık. Başka adımlarda atacağız. Kardeşiniz olarak sizinle yol yürümekten gurur duyuyorum. Bünyamin Mutlu Demirci başkanımıza ve yeni yönetimine başarılar diliyorum. Daha önce emek vermiş arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. İnşallah, Kahramanmaraş’ımıza daha iyi hizmetler verebilmek için birlikte, el ele çalışacağız” ifadelerini kullandı.

265 BİN ÜYEYE ULAŞTIK

Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı Yunus Barutçu ise, üye sayısı olarak 265 bine ulaştıklarını söyledi. Barutçu, “Geçtiğimiz hafta Sağlık-Sen’in 27’inci kuruluş yıl dönümüydü. Bizde geçtiğimiz Mayıs ayında Sağlık – Sen’i geçtiğimiz Mayıs ayında 265 bin üye sayısına ulaştırdık. Bu başarı büyük başarıdır. Sağlık- Sen Kahramanmaraş Şubesi’nin Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Seçilerek olan bütün arkadaşlara başarılar diliyorum. Yeni yönetimde yer almayacak arkadaşlara da teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

GENEL KURULUMUZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN

Sağlık- Sen Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Faruk Doğan ise, genel kurulun hayırlı olmasını diledi. Doğan, “Bünyamin Başkanımız ve yönetimi çok başarılı faaliyetler yapıyor. Kongreler, geçmişin muhasebesi, geleceğin planlamasıdır. İnşallah, önümüzdeki dönemde Kahramanmaraş Sağlık-Sen teşkilatımız, Kahramanmaraş’taki sağlık ve sosyal hizmetler çalışanlarına daha gayretli, daha güzel hizmetler getirecektir. 7. Olağan Genel Kurulu’muz, Kahramanmaraş özelinde tüm Türkiye’deki Sağlık- Sen Teşkilatlarına hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2022, 17:30

Abdulsamet İspir

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER