Pakistan Tarihinde bir ilk daha gerçekleşti ve meclisteki güvensizlik oyuyla İmran Han koalisyon hükümeti düşürüldü. Bunu sağlayan kilit oylar ise kendi partisindeki 13 kadar milletvekilinden geldi.

                Pakistan’da dikkat çekici ve kirli bir süreç başladı. İmran Han’ın düşürülme sürecinin bazı vekillerin kısa süre önce İslamabad’daki ABD büyükelçisiyle görüşmesinden sonra başlamış olması düğmeye nereden basıldığı konusundaki adresi belirginleştiriyor.

İmran Han başından beri bu işin arkasında Tahir’ül Kadri hareketinin ve dolayısıyla ABD’nin olduğunu söylüyor. Tahir’ül Kadri 2007’de Kanada’ya sığınmış ve orada yıllarca kaldıktan sonra 2013’ten itibaren dönerek Pakistan siyasetine açıktan müdahil olmaya başlamış bir isim. “Kur’an Yolu” adlı hareketin lideri olarak adaletten, eğitime birçok alanda ciddi bir örgütlenmesi var. Ancak buna rağmen geniş kitlelere yayılmış temel bir halk hareketi değil.

Tahir’ül Kadri, Navaz Şerif hükümetinin düşürülmesinde de mühim bir rol oynadı. Hatta bu konuda İmran Han da aynı safta yer almış ve Navaz Şerif’in düşürülmesinde aylar süren protesto mitinglerine karışmıştı.

İmran Han ilginç bir şahsiyet. İngiltere Oxford’da yüksek tahsil yapmış, meşhur bir kriket oyuncusu. Pakistanlıların İngiltere’de tahsil görmesi alışılmadık bir durum değil. Pakistan bir asır İngiliz sömürgesi olarak kaldı. Londra’da yoğun bir Pakistanlı ve Hintli nüfus var. Pakistanlıların İngiliz üniversitelerinde okuması sıradan bir mevzu. 

İmran Han meşhur Yahudi aile Goldsmith ailesinden evlilik yapmış ve bu evliliği 2004’te sonlandırmış bir kişilik. Bu Pakistan içinde uzun zaman tartışılmış bir konu. Tüm bunlar İmran Han’ın geçmişine ve kişiliğine ait ipuçları. İmran Han’ın iktidara gelişinden sonraki icraatları ise Pakistan milli ve dış siyaseti açısından daha belirgin bir süreç oldu.

İmran Han iktidara geldikten sonra geleneksel Türkiye dostluğunu devam ettirdi. Pakistan-Türkiye askeri ilişkilerinin devamına önem verdi. Döneminde ortak askeri tatbikatlara eskisi gibi devam edildi.

Taliban’ın Afganistan’da iktidarı devralma ve ABD’nin Afganistan’dan çekilme sürecinde Taliban’ın yanında yer aldı. Keşmir meselesi başta olmak üzere ABD ve Hindistan karşısında denge siyaseti kapsamında Çin’le ilişkilerini sıkı tuttu.

Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Karabağ Savaşı’nda açıkça Azerbaycan’ın yanında yer aldı. Türkiye-Azerbaycan birlikteliğini ifade eden “Tek Millet İki Devlet” söylemine “Tek Millet Üç Devlet” söylemiyle açıkça destek verdi. Böylece Türkiye ile ittifak halinde olduğunu en üst perdeden bir kez daha ilan etti.

Türkiye’den satın aldığı sihalara ek olarak insansız silahlı hava araçlarının en gelişmiş versiyonu olan AKINCI-TİHA’yı ilk satın alan ülke oldu ve Pakistan Hava Kuvvetlerinin gücüne güç kattı. Türkiye-Pakistan askeri işbirliğinde yeni bir perde daha açtı. Özellikle Hindistan’la olan Keşmir ihtilafında belirgin bir hava avantajı elde etti. Açıkçası iktidarı boyunca batılıları rahatsız eden çok cüretkâr adımlar atmaktan çekinmedi. 

Pakistan ordusuyla da zaman zaman atama krizleri yaşadı. Görünüşe göre Rusya-Ukrayna Savaşındaki tutumu ise bardağı taşıran son damla oldu. Savaşın başladığı gün Moskova’da Putin’le bir araya geldi. “siber güvenlik, buğday ve gaz tedariki” konularında ülkesinin Rusya’ya olan ihtiyacını belirterek ziyaretin sebebini ortaya koydu. Ancak Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanının aksi görüş ortaya koyarak Batı ile iyi ilişkileri korumak istediğini açıklaması Batı’nın düğmeye bastığının da işareti oldu.

Görünen o ki İmran Han başta ABD olmak üzere Batı dünyası tarafından kontrol edilemeyen bir lider olarak ipi çekilmesi gereken bir hedef haline geldi. Putin’in ölçüsüz bir şekilde Ukrayna’ya girmesi kendisini öngöremediği bir çıkmaza sürüklemiş durumda. Pakistan’da meydana gelen son gelişmeyi de bu bağlamda göz önüne aldığımızda akla şu soru geliyor.

Acaba ABD, Rusya’dan Hindistan-Çin hattına kadar uzanan sahada yepyeni bir siyasal dizaynla yeni bir denklem mi kuruyor? Afganistan’dan çıkmak zorunda kalan ABD’nin askerî, enerji, ekonomi ve toplumsal hareketler konusunda merkezî ve güneydoğu Asya’yı ihmâl etmeyeceği ortada. ABD dünya hegemonyası konusunda Doğu Akdeniz’i ve Asya-Pasifik’i kontrol etmek zorunda. Türkiye, Hindistan ve Çin bu bölgelerde ABD hegemonyası için potansiyel rakipler. Bu sebeple önümüzdeki günlerde bu coğrafyalarda dikkate değer sıcak gelişmeler yaşanmaya devam edecek gibi. 

Pakistan’daki son gelişme bu sürece ait yeni bir adıma benziyor. İmran Han’ın Türkiye ile sıcak ilişkileri sonunu mu getirdi sorusunu güçlü bir şekilde akla getiriyor. Yeni hükümet kurulacak. Ancak yakın zamanda Pakistan’da sular durulmayabilir. Pakistan’da kaotik bir ortamın oluşması ABD ve müttefiklerinin işini kolaylaştırır. Beklentimiz böyle bir gelişmenin olmaması ve Türkiye-Pakistan ilişkilerinin her zamanki sıcaklığı ve kardeşliğiyle devam etmesi.

10/04/2022

İbrahim KANADIKIRIK