Esnaf oda seçimleri hareketlenirken…

Eh, artık kaş kapıya dayandı, yüzünü göstermeye başladı. Kışlıklar raflardan çıktı, üzerimize çektik. Üşütmemek lazım. En çok da kafayı…

Ama seçim sebebiyle ortalık hararetli, sıcak. Özellikle ve önemine binaen, esnaf oda seçimlerini kast ediyorum, hareketli günler geçiriyoruz.

Daha düne kadar, esnaf odalarından, neler yaptıklarından, yapmadıklarından ve başkanlarından bihaber olanlar, şimdi Esnaf Birliğini, odaları ve başkanlarının işyerlerini Çarşıbaşı yoluna çevirdiler.

Bir rağbet, bir ilgi ki, sormayın gitsin!

*

Bakıyorum, dikkat e diyordum, esnaf birliğine kayıtlı 40 oda var. İlginçtir, her oda başkanlığı için 2, 3, yetmedi 4 aday çıkıyor.

Kerameti kendinde esnan çapsızlar, ruhsuzlar, sırf egolarını tatmin için, yanında gezdirdikleri dezenformasyona uğramış gazetecilerle meslektaşlarını  ziyaretle oy avcılığına soyundular ki, kerameti kendilerinde zannederek kapı kapı dolaşıyorlar. Göreceksiniz avuçlarını yalayacaklar!

Yanında gezdirdiğinin, dolaştırdığındakinin kişiliği ve gazeteciliği tartışılırken, kendinde olmayan meziyetleri, düşünceleri, proje ve planları meslektaşlarına empoze etmenin ne kadar geçerli ve yararlı olduğunu görecekler yakında.

*

Öyle ki, bazıları, yeni çıkan yetmeler dahil, bit pazarında bile alıcısı kalmayan başkanlar, sanki dünün heyecanı, dünün enerjisine sahiplermiş gibi ‘adayım’ diye sahneye çıktılar. Serdar Ortaç söylüyor, ‘binlerce dansöz var!’

Berber dükkânında önüne geleni tıraş edip, pohpohlayarak, birkaç beylik cümle ile şişirerek pompalayan, ‘aday gösterme’ çabasına girenlerin beyhude bir uğraşa, telaş ve panik içinde olduklarını görmüyor, fark etmiyor musunuz?

Oysa bir toplu iğnenin başı altında hepsi de. Yalancı balonlar yani…

*

Başkanların şımarmaya hakkı yok. Şımarırsa, kendini olduğundan fazlaya satarsa, havalara girerse, üyelerine tepeden bakıp, her defasında azarlar gibi konuşursa, kapının önüne konulması, Birlik ile alakasının kesilmesi kaçınılmaz olur. O vakit ne dostluk kalır, ne tuz, ne ekmeğin hatırı.

O sebeple, kimse yemek yediği çanağa tükürmeyecek, ihanet etmeyecek. Aklı, gözü yükseklerde olabilir. Yüreği yetiyorsa, kendine güveniyorsa, buna karşın üyeler de arkasında duruyorsa, eyvallah…

Başkan da olur, padişah da…

Ama önce insan olacak, ama önce vefa’yı bilecek, yanında gezdirdiklerine de dikkat edecek.

*

Demem o ki, kimse kerameti kendinde aramayacak. Çünkü keramet sandıkta, sende ve çanta gibi yanında gezdirdiğin ‘kullanışlı aptal’larda değil.

Önemli olan makamda iken, koltukta iken o kerameti muhafaza etmek, hakkını vermek.

Ahde vefayı, tuzu ekmeği unutanlara zaten sözümüz yok. Gördükleri rüya sonunda kâbusla uyanacaklar!

Daha önce de dile getirdim, kar kalkarsa itin boku ayaza çıkacak!

Sabredin ve bekleyin!

YORUM EKLE