Dilin nankörlüğü ve Kemer-Alanya serüveni

Antalya Kemer’de hayat bulan yerel basının sorunlarının masaya yatırıldığı panelde, en çok genç akademisyen bir delikanlının söyledikleri kaldı aklımda. Şiir tadında, esprili konuşmasında, özellikle medyanın sorunlarından çok, konuşma dilini anlattı. O anlattıkları da daha çok ilgimizi çekti.

Zira, yerel basının sorunlarını artık ezberledik, yaza yaza, konuşa konuşa, tartışa tartışa…

Basın bu hale durup dururken gelmedi. Basının itibar kaybetmesine, yerlerde sürünmesine, itibarsızlaştırılmasına biz çanak tuttuk.

Cep telefonu ile fotoğraf çekip, kopyala yapıştır sistemiyle gazetecilik yaptığını zannedenlere belediyeler, sivil toplum kuruluşları, emniyete dâhil bürokrasi ve bizim içimizdeki çakma gazeteciler, o tıfıl oğlanlara prim verdi.

Onlar da baktılar ki belediyeler bol keseden para dağıtıyor, tehdit ve şantaj da para ediyor bu günlerde, ‘Bizden iyisi, Şam’da kayısı’ diyerek yerel basına balıklama dalınca, iş çığırından çıktı, şirazeyi kaybeden toplum, basın mensuplarını düşman ilan etti.

*

Şimdi belediye başkanları, iş dünyası, bürokratik kesim, basın ile arasına mesafe koyunca, basın da ‘ne oluyor, niye bize sırtınızı döndünüz, biz basın çalışanlarıyız, bizi yok sayamazsınız, bakın yazarsak yer yerinden oynar, yazarsak memlekette duracak yüzünüz kalmaz, biz sizi dilimize dolarsak insan içine çıkamazsınız!’ tadında tehdit kokan, kendini güç zehirlenmesi ile gazeteci zannedenler, kendilerini duayenlerin ustaların, büyüklerin, ağabeylerinin yerine koyunca, sevgi – saygı da kalmayınca, toplum basından koptu.

(Dürüst, basın etiğine dikkat eden, bu görevi layıkı ile yerine getiren, saygın meslektaşlarımı tenzih ediyorum)

Bu kopuş, basını uçurumun kenarına getirdi. İtibar kaybı yaşadı, gözden düştü, haliyle de gözden düşürülünce de basını elden çıkartmaya çalışanların sayısı arttı. Maddi manevi yaşanan sıkıntılar zuhur edince, birçok arkadaşımız ya güzergâh değiştirdiler, ya başka işlere yeltendiler, ya kendilerine başka çıkış yolları aradılar. Arıyorlar da…

*

Lakin kabul eder veya etmezsiniz, su yüzüne çıkan gerçek şu ki…

Biz kendi ayağımıza kurşun sıktık!

Biz kendi ellerimizle kendi gözlerimizi çıkarttık!

Biz kendi kuyumuzu kendimiz kazdık!

Biz bindiğimizi dalı kestik! Birbirimizin ekmeğine göz diktik,

Sonra da oturup ağlamaya başladık. Ah vah ettik, sızlanmaya, isyana yeltendik! Biz bunları yapınca, başkaları da ‘oh, iyi olsun! Müstehak size!’ demeye başladılar.

Hakkımızdaki kanaatlerini değiştirip, bakış açılarına farklılık getirdiler.

*

Tartışma konusu olacak haberlerden çok, gelen ucuz ve sıradan haberleri sitelerimize, gazetelerimize koyunca, kendimizi allame-i cihan saydık!

Kendi yaşam tarzımızı görmezden gelip, başkalarının yaşam tarzından nemalanmaya gayret edince, kendi kıçımızdaki pisliği görmeyip, başkalarının  gözündeki çapağa laf sokuşturunca, toplum da ‘Siz ne biçim basınsınız!’ demeye başlayınca, uyanacağımız, silkinip kendimize geleceğimiz yerde dayılanmaya, bilgisayarın, klavyenin tuşlarına güvenerek efelenmeye gayret ettik, karşımızdakilerin sindirmenin gazetecilik olduğuna inandık, inandırdık milleti.

Aynayı kendimize çevirmedik. Başkalarının açığını, ucuz yanlarını, özel hayatını deşifre peşine düştük, ayranımız yok içmeye, tahtıravelli ile gittik çeşmeye misali, ustalara, duayenlere, bu mesleğe ömrünü vermiş büyüklere gazeteciliği öğretmeye kalkıştık. Kedi olmadan fare tutmaya çalışanları, dengesizleri pohpohlayıp, ‘helal olsun, iyi gidiyorsun!’ deyince şımartılmalarına zemin hazırladık, çanak tuttuk, sözde plaketler verdik!

Toplum da baktı ki basın irtifa kaybediyor, baktılar ki basın yerlerde sürünüyor, baktılar ki basın çalışanlarına dürümcü, lokmacı denilmeye başlandı, onlar da düzene, gidişata ayak uydurup, bize gazetecilik etiği hakkında konferans çektiler.

*

Neyse… Kahramanmaraş Büyükşehir Gazeteciler Cemiyetinin de üyesi olduğu Akdeniz Gazeteciler Federasyonu Başkanı Gaye Coşkun hanımefendiye, Kemer ilçe temsilcisi gazeteci Ahmet Duran Yenigün ve arkadaşlarına örnek misafirperverlikleri, ilgileri, ikramları için teşekkür ediyoruz.

Dönüşte, yolumuz Alanya’ya düştü. 3 senedir yaklaşık 10 bine yakın Kahramanmaraşlının yaşadığı Alanya Kahramanmaraşlılar Dernek Başkanlığını yapan, aslen Ekinözü’nden olup, yaklaşık 18 senedir Alanya’da ekmeğinin peşinde koşan, duyarlı insan, öte yandan önümüzdeki aylarda yapılacak olan Alanya esnaf oda başkanlığına da en güçlü aday gösterilen sevgili Orhan Maraşlıoğlu’na, yönetim kurulu üyelerine ve ciğerde bir numara olduğunu ispat eden Ciğerci Turan Erşahan ustamıza ayrıca teşekkür ederken, unutmadan geçemeyeceğim, geliş ve gidişimizde kahrımızı çeken, katkı sağlayan Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Manşet Gazetesi sahibi Aslan Deveboynu’na, Bugün Gazetesi sahibi Mehmet Yüzbaşıoğlu’na, usta şoförlüğünü konuşturan, yolu ve yol yordam bilen Mehmet Bağlar kardeşlerime ve yol arkadaşlarıma ayrıca minnet borçlu olduğumu belirtmem gerekiyor.

*

Yazı uzadı ama birkaç kelime daha eklemem gerekirse, nankörlük konusunda sadece kedileri suçlamak, kedilere hakaret olur. Dedim ya, aynayı biraz da kendimize çevirmemiz gerekiyor. Kemer – Antalya ve Alanya yolculuğunda buna bir kere daha şahit oldum.

Topluma ayar vermeden önce kendi ayarını gözden geçirmesi gerekenlerin de bir kere daha özeleştiri yapmalarını salık veriyorum. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
AHMET KARA
AHMET KARA - 3 hafta Önce

DOĞRU TESPİT OLMUŞ ŞAHSİ FİKRİM