Sosyalleşirken asosyalleşiyor muyuz?

Son 20 yılda hayatın her alanında teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların hayatları kuşkusuz kolaylaştı. Özellikle akıllı cep telefonlarıyla tanışan insanlar, iletişimde artık daha aktif rol oynuyor. Fakat uzmanlar, akıllı telefonların sosyal yaşantıyı ve muhabbet bağlarını zayıflattığını söylüyor.

Sosyalleşirken asosyalleşiyor muyuz?

Önceki dönemlerde evlerde aile arasında, dışarıda ise arkadaşlar arasında edilen muhabbet günümüzde özellikle teknoloji faktörünün devreye girmesiyle deyim yerindeyse kayboldu. Önceleri sıcak bir çay, güzel bir kahve hatırına dahi samimi bir sohbet içerisine giren ve girdiği o sohbetin derinliğinde kaybolarak, saatlerini muhabbetle harcayan insanlar, akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle adeta birbirine karşı yabancılaştı. Evde aileler, iş yerinde çalışma arkadaşları, dışarıda da yakın arkadaşlar, sohbeti unutup, akıllı telefonların esiri oldu. İlişikler zayıfladı, bağlar koptu. Teknoloji sadece el emeği ile icra edilen meslekleri değil, insanların “O hiç bitmez” dediğimiz muhabbetlerini yerle bir etti. Sadece ülkemizle sınırlı olmamakla birlikte tüm insanlığın sorunu olan asosyalleşme, gelinen noktada hızla büyür hale geldi.

“YÜZÜMÜZÜ BİLE YIKAMADAN TELEFONUN İÇİNE DÜŞER HALE GELDİK”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, cep telefonlarının modern zamanda hayatın kurallarını değiştirdiğini ifade ederek, şu ifadelere yer verdi: “Akıllı cep telefonlarının birbiriyle yarışacak nitelikte özellikleri modern zamanda hayatı kolaylaştırırken kuralları da değişirdi. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Sosyalleştiğimizi sanırken sanal muhabbetlere ve hızla asosyalliğe doğru yol almaktayız. Uyanır uyanmaz tütüne sarılmayı bağımlılık olarak görürken, yüzümüzü bile yıkamadan telefonun içine düşer hale geldik. Kim bakmış, kim beğenmiş ya da niye neden bakmamış. Hayırlı bir sabaha uyanmak yerine endişe ve karamsarlığa hızlı bir yol alış esasen yazık bize de hepimiz tutsağız. Değişen ve hızla yenilenen teknoloji zaman kaybını azaltır gibi görünürken ruhumuzu doyuracak her ilgiden uzaklaşıp her gün daha bağımlı oluyoruz. Her birey akıllı telefonuyla kendi köşesine çekilmiş ve gözünü o küçük ekrandan ayırmıyor. Sohbet muhabbet nerdeyse hiç yok.

“VÜCUDUN BİYOLOJİK RİTMİNİ BOZALI ÇOK OLDU”
Gece geç saatlerde yatıp yapay ışıklara fazla maruz kalıyoruz. Vücudun biyolojik ritmini bozalı çok oldu. Gece mi gündüz mü belirsiz. Artık sosyal medyanın mesaisi yok ve dolayısıyla bizim de yok. Ya çocuklar, onlar bizden de hızlı öğreniyor. Biz de olumsuz rol model... biz kontrollü olmazsak onlar hiç olmaz. Geçenlerde sevdiğim birine şaka yollu sordum. Şu an telefonunu alsam ne olur diye. Çok açık yüreklilikle “Şarjım bitince nefesim kesiliyor. Bakmasam da elimde tutmak istiyorum” dedi. Açıkçası korktum. Artık Twitter, Instagram ve Vine'da daha çok takip edilen kişiler fenomen olarak anılmaya başladı. Bu fenomenlerin bazıları işi ticari alana bile döktü. Hayranlıklar örnek almalar takip sayısı çokluğu ile belirlenir oldu. Hiç ilgimizi çekmeyen bir olay ya da kişi takipçisi çoksa bizim de hayranlığımızı kazanır hale geldi. Hele bir de kendine hayran kitle yaratması var. Kendimizi yediğimiz içtiğimizi durmadan gösterme çılgınlığı. Hepimizin özellikle düzeltilmiş (bunla ilgili yüzlerce yazılım var) resimlerinin sayıları sanırım binlerce olmuştur.


“AKILLI TELEFON ELİMİZE GEÇİNCE ÖZGÜRÜZ SANIYORUZ”
Yaşadığımız hayat işimiz yolculuğumuz banka işlerimiz eğitim notlarımız akıllı telefonla elimize geçince özgürüz sanıyoruz. Esasen elimizin devamı gibi olmaya başlayan telefonlar bizi kendine ekledi. Biz elimizi verdik ruhumuzu kaptırdık gidiyoruz. Ama nereye iyi bir yere değil elbet... teknoloji elbette nimet ama akıllı telefon değil biz akıllı olursak doğru yerde doğru zamanda doğru amaçla kullanıldığında... akıllı telefonlar oyuncağımız gibi hiç bırakmak istemediğimiz ama sanırım biz koca sanal bir oyunun oyuncuları oluyoruz hızla. Tüm bağımlılar gibi aynı şeyi diyoruz, “İstersem bırakırım”, “Neden bırakayım ki böyle mutluyum”, “Bana bir şey olmaz”, “Hepimize çok şey oldu. Toptan sınırı aştık. Telefonların değil, bizim akıllı olma zamanımız çoktan geldi. Silkelenmek ve her şeyi kararınca yapmaya başlama zamanı geldi diye düşünüyorum. Konseri çekmek ‘Buradayım’ı gösterme değil. O konserden zevk alma zamanıdır. Çocuklarımızın resmini çekmek değil yeni anılar oluşturan etkinlikler yapıp, o anıları telefon belleğine değil, Beyin belleğine alma zamanı. Yemekleri eşle dostla birlikte yeme zamanı. Birini kalbine bir ekrandan değil elini tutarak dokunma zamanıdır. Başarılarını üzüntülerini sana candan nasılsın diyenle paylaşma zamanıdır.

Haber: Emre Akkış

Ahmet Güneçıkan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER