Tövbe, tövbe! O nasıl söz öyle! Allah çarpacak sizi valla! Yalan söylemenin büyük bir suç, büyük bir günah olduğunu bilmiyor musunuz? Masum, şayet bir yuvayı kurtaracaksa ağızdan çıkacak bir küçük cümle tamam da, yalan söylemek maazallah insanı felakete götürür. Yuvalar bazen pembe de olsa  söylenen yalanlar yüzünden yıkılmıyor mu?

Bu toplum milli ve manevi değerlerinden neden koptu, bu nesil geleneklerini neden geri plana itti, neden her yerde, her meselede yalana sarıldı?

Yılana sarılır gibi yalana sarılmamızın sebebi ne acaba? Çürüyen toplum, ahlaksızlık, itibarsızlık, seviyesizlik, sahtekarlık ve organize işler… Hepsi yalanın ana unsuru olmadılar mı?

Ne diyor Yaradan, “Benim kullarım zina yapar, hırsızlık yapar, haram yer, ama yalan söylemezler!”

Daha ötesi var mı?

*

Durduk yerde bu lafa nereden balıklama daldım, neden icap etti, durup dururken ne alaka diye sorduklarınızın farkındayım.

Gazete haberlerinde okudum, ben de ürktüm, inanamadım! Zaten gazeteler hep yalan yazıyorlar, okumamak lazım en iyisi de, olmuyor işte, vazgeçemiyorsun. İncit, rahatsız et, algı oluştur, insanların huzurunu kaçır, toplumu böl, nifak sok, sonra da gazetelere servis et!

Allah çarpar valla sizi!

Evet, neden icap etti bu başlıkta bir yazıyı yazmak!

*

Önce…

Her kim olursa olsun, hele siyasetçi ise ağzından çıkanı kulağı duyacak. Ben söyledim mantığı yok, bitti, geçti. Karşısındakini kırmış olsa bile, gücendiğini fark etse bile, canını sıkmış olsa bile yalana yer yok bu alemde!

Çünkü siyasetçinin yalan söylemek gibi bir lüksü yok, olmadı, olmayacak!

Gazeteci mi? Gazeteci de gerçekleri yazacak, doğruları yorumlayacak, etik kurallar çerçevesinde eleştirse bile belden aşağı vurmayacak, özel hayata dalmadan düşüncelerini kamuoyuna aktaracak, yanlış algılara ve anlamalara meydan vermeyecek, esnaf terazide hile yapmayacak, ticaret adamı müşteriyi kazıklamayacak, işçi çalıştığı işyerinde aldığı maaşın hakkını verecek,  devlet memuru vatandaşı kılık kıyafetine göre muameleye tabi tutmayacak, patron da hakkı ile çalışan, çalıştığının hakkını veren işçisini kollayıp gözetecek.

Hele hele siyasetçi, kesinlikle yalan söylemeyecek!

Hele AK Partili ise, kesinlikle ve mutlaka yalana yer yok!

*

Bunu ben bir yerimden uydurmuyorum, bakın AK Parti Gaziantep Genişletilmiş il danışma toplantısına Adalet Bakanı sayın Abdulhamit Gül de katılmış.

Toplantı esnasında AK Parti İl Başkanı Mehmet Eyüp Özkeçeci, partililere seslenerek, “Çevrenizde kim varsa, eşiniz, dostunuz, kızınız, lütfen üye yapalım. Genel başkanımız, Cumhurbaşkanımız üye sayısına göre zaten bizim sayımızla dünyaya kapak olur” demiş.

Her partinin çabasıdır üye kaydı yapmak. Normal karşılarım. Zaten bir il veya parti teşkilatında görev alan biri, üye kaydı için çaba sarf etmiyorsa, hiç de gereği yok.

Süs biberi gibi durmanın anlamı da yok.

İl Başkanı Mehmet Özkeçeci bunu söyleyince, onun sözünü kesen bir AK Partili kadın, “Başkanım çok uğraş veriyoruz, geziyoruz, her kapıyı çalıyoruz, herkese dokunmaya gayret ediyoruz ama üye olmuyorlar, olmuyorlar. ‘Siz bize yalan söylüyorsunuz!’ diyorlar’” karşılığını verince bakın Başkan Özkeçeci dikkat isterim, bakın ne cevap vermiş; “Hayır, hayır! Yalancılık Allah’ın düşmanı. AK Partili yalan söylemez. Sabır, sabır” diyerek ikili diyalogu bitirmiş.

*

Haydi bakalım, gelin buradan yakın!

Şahsım şehrinde, ki çok severim, sayarım, siyasetin hafızası olarak isimlendirdiğim bir sayın Mahir Ünal, bir sayın Ahmet Özdemir, bir sayın Fırat Görgel yalan söylesin, gider döverim!

Başkanın bir söylediği doğru, o da şu; “Yalancılık Allah’ın düşmanı”

Ne demek yalan söylemek, ne demek vatandaşı, seçmeni kandırmak, ne demek herkese yeşil ışık yakıp yerine getirmemek, ne demek olmayacak duaya amin demek…

Zinhar günah!

Allah çarpar demem ondan!