Yabancıların Parmağı Eğitim Sisteminde var mı?

Türk eğitim sisteminde yabancıların (Amerika ve Batı Avrupa kastediliyor sanırım) belirleyici olduğu yönünde iddialar konuşulup yazılmaktadır. Hatta bazen “Hocam sen daha iyi bilirsin ama milli eğitim binasının filanca katında yabancılar var müfredatı hazırlıyorlar” ifadelerine muhatap oluyorum. Elbette bu ifadeleri duyunca şaşırıyorum. İşin doğrusunu -benim iyi bildiğimi düşündükleri algıları değil- aşağıda yazacağım. Buyurun konuyu birlikte inceleyelim:

Eğitimde en önemli konulardan biride “eğitim-öğretimin planlanması” olup müfredat kavramından daha geniş bir anlama sahiptir. Ama zaman zaman aynı anlamda kullanılmaktadır.

Geleneksel anlamda bir öğrencinin sistematik şekilde öğrenmesi gereken derslerin listesine “müfredat” denilmektedir. Bu tanıma göre öğrenciler belirlenmiş ders katalogları çerçevesinde öğretime tabii tutulmaktadır. Daha geniş bir şekilde ise, öğrencilerin istenilen hedeflere ulaşmasını sağlayacak, organize edilmiş etkinliklerin tümü “eğitim programı” olarak tanımlanmaktadır. İyi bir eğitim programı bilimsellik, esneklik, işlevsellik, amaçlara yönelik olma,  toplumun değerlerine uyumlu olma, uygulanabilir ve ekonomik olma gibi özelliklere sahip olmalıdır (bk. Demirel Ö., 2007. Eğitimde Program Geliştirme. PEGEM Yayınları, Ankara, S: 368).

Toplumsal değişimi zorlayan faktörler eğitimde de değişimi zorlamaktadır. Bu amaçları gerçekleştirmek için güncellenmeler her zaman yapılmalıdır.

Çağdaş…

Şehirleşmenin % 80 olduğu ve hizmet sektörünün geliştiği bir ülkede gelişmeler müfredatta da değişimi zorlamaktadır. Toplumun işlevlerini yerine getirebilmesi için eğitim kurumlarının da toplumsal değişmeye uyum sağlaması gerekir. Eğitim programları toplumsal değişmeye paralel olarak değişir (bk Deveci H., 2008. Eğitimin Sosyal Temelleri (Eğitim Bilimine Giriş, 2. Bölüm) Anadolu Üniversitesi Yayını: 1825, S: 17-39).

Hiç şüphesiz müfredatın değişmesi, çağdaş bir çerçeveye kavuşması gerekir. Bu değişimler eğitimin her kademesinde gerçekleştirilmelidir. Eski eğitim programları ile yeni nesilleri geleceğe hazırlama, dünyada kabul gören iş görenler haline getirmek imkânsızdır. Zaman zaman müfredatın güncellenmesinde gelişmiş ülkelerin modellerinden yararlanmak mümkündür. Eğitim programı dinamik bir yapıda düşünülmeli, sabit kalması gereken kısımların dışındakiler değişen şartlara uyumlu hale getirilmelidir.

Peki, müfredat kimler tarafından hazırlanmakta veya değiştirilmektedir? Müfredat değerlendirmeleri üniversite ve öncesi eğitim kademeleri için ayrı ayrı yapılmalıdır.

Hazırlayanlar

Uzun yıllar üniversite yöneticiliği yapmış bu konuda 3 kitap hazırlamış bir akademisyen olarak şunu ifade edebilirim: Üniversiteler müfredatlarını kendileri hazırlamaktadır. Bir üniversitenin eğitim programlarını (müfredat) kendi belirleyebilmesi akademik özerkliğin bir parçasıdır. Günün ihtiyaçlarına göre Bologna Süreci/METEK uygulamaları çerçevesindeki güncellemelerde YÖK ve MEB katkısı olmuştur.

Görev yaptığımız yıllarda Bologna Süreci kapsamında üniversitelerdeki ders müfredatlarına dolaylı olarak YÖK’ün etkisi söz konusu olmuştur. Mesleki ve Teknik Eğitim (METEK) ile öğretmen yetiştirme kapsamında sırası ile MYO ve eğitim fakültesi müfredatına Milli Eğitim Bakanlığı’nın direk yönlendirmesi söz konusudur.

İlk, orta ve liselerde müfredatlar MEB tarafında hazırlanmaktadır.

Durum böyle iken Türk eğitim sisteminde müfredatın Amerikalılar tarafında hazırlandığı nereden kaynaklandırılarak konuşulup yazılmaktadır?  Gelelim yazının başlığındaki yabancı parmağı (TDK: Bir işe karışmış olma ilgisi) meselesine.

Fulbright anlaşması

Bu tür iddialar Türkiye ile ABD arasında yapılan Fulbright Anlaşmasına  (RG 27 Aralık 1949)  dayandırılmaya çalışılmaktadır. Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu, TBMM’den geçen kanun (13 Mart 1950 tarih ve 5596 sayılı) çerçevesinde çalışmaktadır. Kanunun metninde ve anlaşmada müfredatla ilgili bir göreve rastlamadım. Teyit için bu komisyonda görev yapmış YÖK üyesi Sayın Prof. Dr. Ömer Açıkgöz’e sordum. Sayın Açıkgöz’ün cevabı özetle şu şekilde: “Komisyonun müfredat hazırlama görevi yoktur; anlaşmanın konusunun öğrenci değişimi ile ilgilidir; MEB/Talim Terbiye Kurulu’nun müfredat çalışmasında yetkilidir.”

Başarısızlıklarımızla yüzleşmezsek birilerinin bizi dövdüğünü düşünürüz.

Son söz: Vizyonu/misyonu olmayanlar halüsinasyon görür.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Parmaksız Zeki
Parmaksız Zeki - 5 gün Önce

benim parmağım olamdığı için istesemde yapamam. beceriksizliklerini gizlemek için komplo teorilerine sıkınıyorlar. Merhum Başbuğun dediriği gibi ne parmağı ulan

Adem DEMIR
Adem DEMIR - 5 gün Önce

Başarısızlıklarımızla yüzleşmezsek birilerinin bizi dövdüğünü düşünürüz.

Son söz: Vizyonu/misyonu olmayanlar halüsinasyon görür.

Bu bölüme sonuna kadar katiliyorum. Sunu eklemek istiyorum. Ayagimiza celme takanlara / takacaklara karsi sağlam adımlarla yola koyulmaliyiz.

Hüsnü bilir
Hüsnü bilir - 4 gün Önce

öğretmen ve müfettişlik yapmış biri olarak asılsıl söylentiler ile akıl karıştıranlara iyi cevap olmuş bu yazı. Ama hiçte yabancı etkisi yokdenemez.düşünsel bazda yabancı etkisi vardır